İslam Dünyasında Değişim ve Dönüşüm

0
139

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Öğrenci Birliği tarafından “Umut ve Kaygı Arasında Gelecek” başlığı düzenlenen 5. Bölge Kampında hasbihal programına katıldı.

Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, Anadolu Öğrenci Birliği tarafından “Umut ve Kaygı Arasında Gelecek” başlığı ile Gaziantep’te düzenlenen 5. Bölge Kampında hasbihal programına katıldı.

Tarih kırıldığı yerden, insan ve insanlık düştüğü yerden kalkar

“İslam Dünyasında Değişim ve Dönüşüm” başlığı bir konuşma yapan Aldemir, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Bizler şunu biliyoruz ki tarih kırıldığı yerden, insan ve insanlık düştüğü yerden kalkar. Böyle anlamlı bir günde umut ve kaygı arasında düştüğümüz yerden kalkıp yeniden rabbimizin katına ve bizi yüklediği o ilahi misyona yükselmemiz inandığınız ve icra ettiğiniz gibi birlikte, beraber, kardeşçe çabamıza ve gayretimize bağlı. Anadolu’da misafirsiz evler virandır derler. Uzunca bir süredir büyük misafir odalarımız oldu ama misafir olmadı. Otellerimiz, misafirhanelerimiz büyük yurtlarımız var. Fakat evlerimize misafir gelmez oldu. Biz biliriz ki misafir rızkını da getirir. 10 getirir biri ikram edilir, 9’unu bırakır. Gaziantep’e bereket getirdiniz. Evlerimizi ve mekanlarımızı paylaşarak insanlığa yeniden umut olmayı, insanlığın düştüğü yerden yükselişinin adeta başkenti olmayı da insanlığın idrakine sunmuş olduk. Bundan dolayı da milletimizin misafirperverliğine ne kadar teşekkür etsek o kadar azdır.

İslam dünyası ile ayağa kaldıracak değerler bu topraklarda var

Batı emperyalizminde baba bir yaştan sonra evladı ile ekmeğini bile paylaşmıyor. Evlat babasını en iyi ihtimalle bir yetiştirme yurduna bırakıyor. İnsanlığın o ünsiyetini, muhabbetini yeniden insanlıkla beraber İslam dünyası ile ayağa kaldıracak değerler işte bu topraklarda var. Biz buna tarihi arka planda Anadolu irfanı dediğimiz farklılıkları zenginlik bilen, oradan bir gelecek yeni bir tarih ortaya çıkaran bir geçmişe yaslanıyoruz.

Dünyanın 5 daimi işgalcisinin yönettiği sistem büyük bir buhran yaşıyor

Bugün içinden geçmekte olduğumuz dünya ve bu dünyanın 5 daimi işgalcisinin yönettiği sistem büyük bir buhran yaşıyor. Bu buhranı, bu sistemin bir anlamda askeri, siyasi, eğitim, kültür anlamında zayıf bıkılanları ilk planda bedelini ödüyor. Bunun için çatışmaların, krizlerin bu süreçte her açıdan sömürülmüş İslam dünyasında olması rastlantı değildir. Ama şunu bilin ki bu yaşanılan kriz ve bunalım, şuanda dünyanın geçirdiği bunalım, Afrika’yı sömürdü, Asya’yı sömürdü, Balkanları parçaladı, İslam dünyasını paramparça etti ve çıkan birinci ve ikinci dünya savaşı batının buhranın bir günahıdır. İşte bunu durduracak, buradan yeniden bir gelecek çıkaracak çabalara ihtiyacımız var. Bizler tarihte bunların çok güzel örneklerini yapmışız.

Elbette ki bir gelecek planlıyorsanız geçmişteki tecrübelerinizi basamak yapmanız son derece önemlidir. İşte bu açıdan bizler İslam coğrafyası olarak geçmişte kurduğumuz medeniyetlerin yükseliş dönemlerini insanlığa umut ve adalet taşıdığı dönemlerini bir tarih şuuruyla, bilinciyle tekrar tekrar incelememiz ve idrak etmemiz gerekir. İnsanların mezhebinden dolayı toplu soy kırıma uğradığı Halep’te, Şam’da daha yakın zamana kadar insanlar dinlerinden ırklarından ve renklerinden dolayı hiçbir ayrıma uğramazlardı. İnsanlar İslam medeniyetinin adaletinin altında emeğinin karşılığını, liyakatinin yönetime yansımasını buram buram yaşıyorlardı. Bu sürçte şu son yüzyıllık bu fitne, fesat, emperyalist istilalara gelene kadar bunlar hep böyle devam etti. Bağdat’ta 500-600 bin ciltlik kitaplarımızın olduğu kütüphanelerimiz oldu. Aynısı Endülüs’te, aynısı Maveraünnehirde kurduğumuz medeniyetlerde ve ecdadımızın bu coğrafyasında kurduğu o adalet devletlerinin hep vicdan şehirlerinde olmuştu. Fatih İstanbul’u fethetmeden önce dünyadaki tüm bilimi, ilimi, bilim adamlarını ve müktesebatı toplamış ve fetihten hemen sonra Fatih Camiinin etrafında Osmanlının büyük üniversitesini kurmuştur. Gittiğimiz her yerde ticareti, eğitimi, adaleti ve bunu koruyacak askeri gücü hep dengede tutmuşuz. Endülüs’e gittiğimiz zaman bundan farksız. İnsanlığın gelmiş geçmiş en münevver, en medeni, insanların şahsiyetleriyle, ahlaki asaletleriyle insanlığa ufuk çizdiği devirleri yaşamışız.

Bugün emperyalistlerin İslam dünyasında başarılı olmasının nedenlerinden biri de âlimlerin toplumun sorunlarına çözüm bulmamasıdır. Âlim adamın, arif adamın hayatın önünde olması lazım. Bülbülzade Abdullah Edip Efendi böyle yapmıştır. Önce sen canını kurtarayım dersen bu millet ne olacak? Bizim adalet devletlerimizi yöneten liderlerimiz hep savaş meydanlarında toplumun önünde olmuştur. Biz bunu 15 Temmuzda da yaşadık. Eğer cumhurbaşkanımız meydanda değil de canını kurtarmanın derdine düşseydi başka bir şey olurdu. İşte bu açıdan İslam dünyasının yeniden bir varlık tasavvuruna yürüyüşünde her birimiz bulunduğu yerde Necip Fazılın dediği gibi kim dendiğinde sağına soluna bakmadan ben diyecek bir gençliği, bir nesli bu toprakların idraki ile mayasıyla buluşturmadır Anadolu Öğrenci Birliğinin çabası.”