İran tehdidi ne kadar tehlikeli? – (Ferid Zekeriya)

0
100

1914 Haziranı’nda Balkanlar karışmaya başladığında, Almanya harekete geçmeye karar verdi. Rusya’yı dokunulmazlık bölgesine girmeden durdurmak için, Rusya’nın baş müttefiki Fransa’yı ve Belçika’yı işgal etti; bu da Britanya’yı savaşa sürükledi

Bugünlerde İran tartışmalarında yeni bir kavram geçiyor: “dokunulmazlık bölgesi”. İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak sık sık şunu dile getiriyor: Yakında İran’ın nükleer kapasitesi, İsrail’in programının önüne geçemeyeceği düzeye erişmiş olacak.

Ayrıntıları yeni de olsa, bu stratejik kavram yeni sayılmaz. Uluslar sıklıkla kaçan bir treni yakalamaları gerektiğini sanmışlar ve bu düşünce neredeyse her zaman felakete yol açmıştır. Bunun en ünlü örneği, Almanya’nın sonradan I. Dünya Savaşı’na dönüşen şeyi başlatma kararıdır. Alman Genelkurmayı, baş düşmanları Rusya’nın silahlandığına ve kısa süre içinde Almanya’nın askeri üstünlüğüne son vereceğine inanıyordu. Almanlar’a göre iki yıl içinde -1916- Rusya kaydadeğer bir stratejik avantaj elde etmiş, belki de yenilmez hale gelmiş olacaktı.

Sonuç olarak 1914 Haziranı’nda Balkanlar karışmaya başladığında, Almanya harekete geçmeye karar verdi. Rusya’yı dokunulmazlık bölgesine girmeden durdurmak için, Rusya’nın baş müttefiki Fransa’yı ve Belçika’yı işgal etti; bu da Britanya’yı savaşa sürükledi. Bu süreç Avrupa’da dört yıl süren, iki cephede savaşılan ve 37 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan bir savaşa yol açtı.

Elbette İsrail’in İran’a düzenleyeceği bir saldırının, bu tip sonuçlara yol açacağını iddia etmiyorum. Kırılganlık pencereleri gibi sınırlı teknik değerlendirmelere dayanarak, savaş açmak gibi önemli kararlar almanın ciddi anlamda öngörüsüzlük olduğunu söylüyorum. Mart 2003’te Washington’daki kalabalık, nükleer denetçilerin Irak’taki işlerini bitirmelerini bekleyemeyeceğimiz, aksi takdirde treni kaçıracağımız konusunda ısrarcıydı. Haziran ve Temmuz aylarında hava, ABD güçlerini göndermek

için fazla sıcak olacaktı. Askerlerin Irak’ta dokuz uzun ve sıcak yıl boyunca savaşmak zorunda kalacağı, kötü planlanmış bir askeri istila ve işgale de işte böyle giriştik.

***

İsrailli yetkililer biz Amerikalılar’ın korkularını anlayamadığımızı, İran’ın onlar için varoluşsal bir tehdit olduğunu söylüyorlar. Aslında onları anlıyoruz çünkü biz de çok benzer bir deneyim yaşadık. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği’nin nükleer kapasiteye erişecek olması, Amerika’da uzun yıllar süren paniğe neden olmuştu. Bugün İsrail’in İran hakkında söylediği her şeyi biz geçmişte Sovyetler için söylüyorduk. Değer verdiğimiz her şeye karşı çıkan radikal, devrimci bir rejim olarak görüyor; küresel komünizmi kurmak için Batılı hükümetleri devirmeye kararlı olduklarını düşünüyorduk. Moskova mantıksız ve saldırgandı ve insan hayatına en küçük bir değer bile vermiyordu.

Bugün İsrail, İran’a karşı önleyici saldırılar düzenlemeyi düşünüyor. 1940’larda Batı’da da Moskova’ya karşı düzenlenmeleri için büyük baskı vardı. Dönemin atmosferi hakkında fikir edinmek için, kuşağının en serinkanlı ve makul diplomatlarından Harold Nicolson’un 28 Kasım 1948 tarihinde günlüğüne düştüğü şu kayda bir bakın: “Rusya’nın dünya egemenliği için son bir savaşa hazırlandığı büyük ihtimalle doğru. Ve yeterince bombası olduğu anda Batı Avrupa’yı yok edip, Asya’yı işgal edecek ve Amerika ile son bir ölüm kalım savaşına girişecek. Şayet bu gerçekleşir ve bu topraklardan silinirsek, Yeni Zelanda’da hayatta kalanlar, buna engel olmadığımız için çılgın olduğumuzu iddia edebilirler.”

Ağustos 1950’de Boston Deniz Üssü’nde yaptığı bir konuşmada Donanma Bakanı Francis Matthews şöyle dedi: ABD “savaşı başlatacak” olursa “barışı ilk ihlal eden” olacak.

Ancak sonuçta Moskova’daki küresel devrimciler, Pyongyang’daki çılgın diktatörler ve Pakistan’daki terör destekçisi ordu için caydırıcı olan hep karşılıklı yok olma korkusuydu. İran rejimi genelde çılgın olarak nitelense de, bu terimi hak etmek için Çin’deki Mao rejimine kıyasla çok daha az şey yapmıştır. Son on yılda Suudiler, Mısırlılar, Lübnanlılar, Filistinliler ve Pakistanlılar binlerce bombalı intihar eylemi düzenledi. Ancak bir İranlı tarafından gerçekleştirilmiş tek bir intihar saldırısı bile yok. Birkaç yıl içerisinde ilkel bir cihaza sahip olacak olsa da, ilk saldırıyı İran mı düzenleyecek?

Foreign Affairs dergisi editörü Gideon Rose şöyle diyor: “Sonunda İsrail de, ABD ve İngiltere’nın altmış yıldan uzun süre önce karşı karşıya kaldığı türden seçeneklerle karşı karşıya. Umarım o da, nükleer çağda mutlak güvenlik diye bir şey olmadığının ve düşmanlarının nükleer programlarını geciktirmek veya önlemek imkansızsa savaştan caymanın, önleyici savaştan daha az felakete yol açtığının farkına varır.”

 Star


———————————-
Ferid Zekeriya
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI