Ana Sayfa Yazarlar Tony KARON İran: Obama barış, İsrail lobisi ise savaş istiyor – (Tony KARON)

İran: Obama barış, İsrail lobisi ise savaş istiyor – (Tony KARON)

0
İran: Obama barış, İsrail lobisi ise savaş istiyor – (Tony KARON)

İran kamuoyu önünde nükleer silahları reddettiği -hatta ABD ve İsrail tarafından bile- ve nükleer silahlar inşa ettiğine veya bu yönde bir kararı olduğuna inanılmadığı halde yaptırımların amaçlarının bu şekilde sıralanması ilginç.

Hem Barack Obama hem de Tahran, nükleer krizi görüşmeler yoluyla çözmek için çalışıyor. Batı İran’a yeni yaptırımlar getirmiş olsa da, Obama bunun amacının İran’ı nükleer silahlar üretmekten vazgeçirmek, nükleer programını diğer ülkeler gibi, barışçı amaçlarla, uluslararası kurallara uygun ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nın (NPT) sınırlamaları dahilinde yürütmesini sağlamak olduğunu açıkladı.

İran kamuoyu önünde nükleer silahları reddettiği -hatta ABD ve İsrail tarafından bile- ve nükleer silahlar inşa ettiğine veya bu yönde bir kararı olduğuna inanılmadığı halde yaptırımların amaçlarının bu şekilde sıralanması ilginç. Batı’nın endişelerinin temelinde İran’ın nükleer altyapısıyla bugün yaptıklarından çok gelecekte “yapabilecekleri” var.

Batılı güçler İran’ın “parçalama” kapasitesine sahip olmaya çalıştığına inanıyorlar. Aslında bir ülkenin buna sahip olması Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na aykırı değil. Zira bu anlaşma, tesislerin ikili kullanımına izin veriyor -ki bu da gerekli olduğu takdirde kısa sürede nükleer silah üretilmesine olanak tanıyor- ve Brezilya, Japonya ve birkaç başka ülkede de nükleer çalışmalar bu şekilde yürütülüyor. 2003 yılından önce İran’ın savaş başlıkları planları üzerinde araştırmalar yapmış olabileceğine dair kanıtlara işaret eden ABD ve müttefikleri, nükleer faaliyetlerin sivil alanla sınırlandırılacağına güvenmiyor.

Bir sebepten ötürü, geçtiğimiz on yıl boyunca ABD’nin başını çektiği stratejinin temeli İran’ın uranyum zenginleştirmesini önlemeye çalışmak oldu. Ancak BM’nin bir önceki nükleer çalışmaları üzerindeki şeffaflık endişeleri giderilinceye kadar İran’ın uranyum zenginleştirmesini sivil nükleer aktivite sınırları dahilinde gerçekleştirdiğini denetleyecek bu çalışmalar UAEK gözetiminde yapılması yönündeki kararlara rağmen başarısız oldu. Obama ise diplomatik bir çözüme varılabilmesi için İran’ın “Nükleer silahlarda kullanılabilecek malzemeyi stoklamayacağız” demesinin şart olduğunda ısrarcı. Zira bu uranyumun zenginleştirilmesinin NPT’nin öngördüğü ve nükleer silah üretilebilmesi için yeniden işleme tabi tutulmasını gerektiren düşük seviyelerde gerçekleştirilmesi demek.

H H H

İşler bu noktada karışıyor. İran’ın uranyumu UAEK denetiminde ve düşük seviyelerde zenginleştirerek stoklaması NPT’yi imzalayan bütün ülkelerin yararlandığı bir hak. Şayet Obama İran’ın da “diğer ülkeler gibi NPT sınırlamalarına bağlı, barışçı bir nükleer güç olmasını” kabul etmekte samimiyse o zaman uranyum zenginleştirmenin de NPT’nin ihlali olmadığını kabul etmesi gerekecek. Kısaca söylemek gerekirse, parçalama kapasitesine sahip olmaya çalışmak illegal değil.

New York Times’a göre bazı Amerikalı yetkililer, daha etkili bir uluslararası denetim ve nükleer malzemenin silah olarak kullanılmayacağına dair garanti verilmesi şartıyla, krizin diplomatik çözümü için bir dereceye kadar İran’ın parçalama kapasitesine sahip olmasının kabul edilmesinin şart olduğu gerçeğini anlamış görünüyorlar. Fakat böyle bir uzlaşmaya varılması gerek İsrail, gerek Fransa gerekse ABD’deki İsrail yanlılarınca şiddetle reddediliyor.

2010 sonlarında Başkan Yardımcısı Hillary Clinton BBC muhabirine diplomatik bir çözümün, programın askeri bir amacı olmadığına dair uluslararası kamuoyunun güveni yeniden tesis edildikten sonra, İran’ın barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirmesi hakkını da içereceğini söylemişti. Bunun üzerine bir grup etkili senatör Obama’ya “İran’ın hilekar ve uzlaşmaz tutumu göz önüne alındığında, yakın bir gelecekte, İran hükümetinin, sınırları dahilinde herhangi bir zenginleştirme veya yeniden işleme faaliyeti gerçekleştirmesine izin verilemeyeceğini” yazdı ve aksi her türlü anlaşmaya karşı çıkacaklarına yemin ettiler.

İsrail’ ise “güven arttırıcı önlemlere” soğuk bakıyor ve İran’ın zamana oynadığına inanıyor. Yönetimin, Batılı güçlerin baskısından tatmin olmaması durumunda, İsrail’in askeri güç kullanmasını engellemeye yönelik politikası İsrail’e bir veto imkanı sağlıyor olabilir. Ancak buradaki sorun, İran’dan talep edilen şeyin Tahran tarafından -NPT’ye dahil diğer ülkelerin faydalandığı haklardan farklı olması itibariyle- bir kapitülasyon olarak algılanması. Ancak seçim yılı olması Obama’yı, İran’a karşı yumuşak davranmakla suçlayanlar karşısında zayıf düşürüyor ve gerek İsrail’in gerekse şahin destekçilerinin baskılarını sürdürmesine olanak sağlıyor.

Başkan Obama savaştan kaçınmak istiyor ama bu yıl manevra yapabileceği veya uzlaşabileceği fazla bir alan yok. Gerçek şu ki, Obama’nın Kongre’de yaptığı ellibeş dakikalık konuşmasının sadece beş saniyesini İran’a ayırmış olması, İran’ı bu yılın öncelikleri arasında görmek istemediğinin bir işareti. Bunu sağlamak ve mevcut dengeyi korumak ise biraz hokkabazlık ve arka kapı diplomasisi gerektiriyor.

* Bu yazı STAR Gazetesi için kaleme alınmıştır.

 Star


———————————-
Tony KARON
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI