İran ‘dolar’ı tehdit ediyor… – (Ardan Zentürk)

0
212

İsrail’in İran’ın “nükleer programına” ilişkin kışkırtıcı yaklaşımlarının bir gün, Amerikan-İngiliz ittifakının bu ülkeye çok sert müdahale gerekçesi oluşturma kaygısı taşıdığı giderek netleşiyor…

Son sözü baştan söyleyelim: İsrail’in bir gün tek başına İran’ı vuracağına ilişkin senaryolar palavradır!.. İsrail, Amerika’nın onayı ve desteği olmadan Batı Asya’da (Ortadoğu) adım atamaz, atsa da devamını getiremez… Bu nedenle, bir gün, İsrail İran’ı vurursa, biliniz ki, Beyazsaray’dan “hadi koçum, kim tutar seni” desteğini almış demektir…

Amerika’nın İran’ı vurmak için önemli bir sebebi vardır, ama bu, İsrail’in güvenlik endişeleri değildir. Bütün dünya gibi, İran da, elinde binlerce nükleer silahı bulunduran bir süper güce karşı bir şey yapamayacağını ve gerçekten nükleer silah üretmesinin “ulusal trajedisinin” başlangıcı olduğunu biliyor.

İsrail’in İran’ın “nükleer programına” ilişkin kışkırtıcı yaklaşımlarının bir gün, Amerikan-İngiliz ittifakının bu ülkeye çok sert müdahale gerekçesi oluşturma kaygısı taşıdığı giderek netleşiyor…

Gelişmenin temelinde, küresel ekonomideki “Amerikan Doları egemenliğine” darbe vuracak çok önemli bir karar var…

İran’ı yönetenlerin 2008’de uygulamaya koydukları ama gerçek anlamda ancak 2011 ağustos ayında çalıştırabildikleri bir sistem, bu ülke için Saddam Hüseyin (Irak) ve Muammer Kaddafi (Libya) “sendromunun” doğmasına neden oluyor. İran, petrol, doğalgaz ve petro-kimya ürünleri ticaretini artık Dolar’dan arındırmış durumda ve bu amaçla Basra Körfezi’ndeki Kish Adası’nda kurduğu petrol/doğalgaz borsasından satışlara başlamış olması “finans sistemi açısından ciddi bir alarm” olarak değerlendiriliyor.

Hafızaları tazelemekte yarar var. Irak’ın sonu idam sehpası olan eski diktatörü Saddam Hüseyin, ülkesine dönük ambargoların yükünü hafifletmek için 2001 yılında petrol satışlarını Euro üzerinden yapma kararı almıştı, kararın da kendisinin de ömrü çok kısa oldu. Libya lideri Muammer Kaddafi ise, bütün Afrika ülkelerinin katılımıyla “Altın Dinar” para biriminin kurulması ve Libya petrol ticaretinin bu para birimiyle yapılmasını kararlaştırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin bu kararı, “küresel finans sistemi için büyük tehdit” olarak değerlendirmesinden kısa süre sonra linç edildi!..

İran ise, Kish Adası’na kurduğu borsada satışları Euro ve Birleşik Arap Emirlikleri “Dirhem”i üzerinden gerçekleştiriyor geçtiğimiz ağustos ayından bu yana…

Bitmedi: İran ve Hindistan iki ülke arasındaki petrol/doğalgaz alış verişinin altın değeri üzerinden yapılmasını kararlaştırdı. İran, Çin ile ticaretini zaten Çin’in para birimi renminbi (yuan), Rusya ile de Ruble-Riyal ekseninde gerçekleştiriyor…

Rakamlara devam edelim: İran’ın bir numaralı petrol müşterisi Çin (günde 543 bin varil). Çin’i, Hindistan (341 bin varil) Türkiye (370 bin varil) Japonya (251 bin varil) takip ediyor. Sıkı durun; İran’a karşı petrol ambargosu koyan Avrupa Birliği’nin 27 ülkesinin bu ülkeden ithal ettiği toplam petrol günde 550 bin varil!.. Yani 27 Avrupa ülkesi neredeyse Türkiye kadar petrol ithal ediyor İran’dan…

Adına “İran’a ambargo” denilen uygulamanın asıl olarak hangi ülkeleri hedef aldığını anladınız mı?

Küresel enerji ticaretinin Amerikan Doları üzerinden yapılması, Amerika açısından “hayati” önemde. Dolar, dünya ticaretinin yüzde 61.7’sinin gerçekleştirildiği bir para birimi ve adına Petro-Dolar dediğimiz büyük para stoku aynı zamanda Amerika’nın varlığının temeli… Eğer petrol ve doğalgaz ticareti Dolar’dan uzaklaşırsa, Amerika bunu yapmaya çalışanı vuruyor!..Veya… Vurduruyor…

Mesele tabii ki, İran’ın nükleer programı değil. Mesele, dünyanın ikinci büyüklükteki petrol rezervlerine sahip olduğu bilinen bir ülkenin bir türlü kontrol altına alınamaması. Bu ülkenin, yükselen ve giderek küresel ekonomideki ağırlıkları hızla artan Çin ve Hindistan ile kurduğu “doğrudan enerji bağları…” Eğer, Çin’in yükselişini kontrol etmek istiyorsanız, karşınızda bir tek seçenek var, o da, tüm enerji depolarında hakimiyet kurmak ve dünyanın bir numaralı petrol/d
oğalgaz ithalatçısı ülkeye gerektiğinde sopa göstermek…

Çin’in, Suriye konusunda “İran hassasiyeti” izlemesinin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Rusya ile birlikte Beşar Esad’ı korumaya almasının perde arkasında bu “büyük oyun” yatıyor…

BİLGİ NOTU: Türkiye, 2009’da başlayıp günümüze uzanan süreçte, Rusya, Çin ve İran ile ticaretinde Dolar’ı devre dışı bırakmak için gerekli adımları atmış durumda. Bu ülkeler ile Ruble/Yuan/Riyal-Türk Lirası karşılığında ticaret yapılabiliyor.

 Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI