Iraklılar insan değil miydi? – (Nihat Topcu)

0
109

Mısır, Tunus, Yemen ve Suriye’den konukların yanı sıra Hükümet ve Muhalefet kanadından temsilciler ve Türkiye’den akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. ‘Arap Baharı’ adı ile nam salan halk hareketlerinin temsilcileri

Geçtiğimiz hafta sonu Anadolu Öğrenci Birliği tarafından İstanbul’da “Yeni Ortadoğu ve Kuzey Afrika Sistemi” konulu Uluslararası bir konferans düzenlendi.

Mısır, Tunus, Yemen ve Suriye’den konukların yanı sıra Hükümet ve Muhalefet kanadından temsilciler ve Türkiye’den akademisyenler ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri katıldı. ‘Arap Baharı’ adı ile nam salan halk hareketlerinin temsilcileri yüzlerinden okunan heyecanlarıyla ülkelerindeki değişimler hususunda fikirlerini ve tecrübelerini aktadırlar.

Konuşmaların geneli halk hareketlerinin spontane (kendiliğinden geliştiği ) olduğu yönündeydi. Konuşmacılardan Mısır’dan katılan Mısır Özgürlük ve Adalet Partisi kurucu üyesi Dina Zakaria’nın ağzında gayri ihtiyari dökülen cümle önemliydi. Zakaria, bir yıl önce devlet yönetimi ve milletvekilliği eğitimi aldıklarını söyledi. Bu eğitimi kim neye hizmet verdi veya bir yıl öncesinden böylesi bir devrimin olacağı biliniyorsa bu nasıl spontane halk hareketi olarak adlandırılır, bunu sizlerin takdirine bırakıyorum.

Sivil toplum kuruluşları adına benim de sunum yaptığım konferansta dikkatimi çeken konuşmalardan birisi de Ak Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş’un sunumu oldu.

Mehmet Muş, Ak Parti hükümeti olarak hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale etmelerinin söz konusu olmadığını söylerken diğer yandan komşu ve Müslüman ülkelerdeki halkların özgürlük taleplerine kayıtsız kalamayacaklarını ekledi. Bununla yetinmeyen Murat Muş, ellerinden gelen her türlü yardımı esirgemeyeceklerini ifade ederken, bir insanın canını kurtarmak için her türlü fedakârlıktan kaçınmayacakları yönünde iddialı ve belki o an katılımcıların gönlünü okşayan sözler söyledi.

Konferanstan aldığım notlardı bu notlar.

Hem hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale etmeyiz diyecek hem de çevremizdeki ülke halklarının özgürlük taleplerine kayıtsız kalamayacağınızı dile getireceksiniz. 40 yıl mücadele ederek iktidar olduğunuz Laiklik belasını, 80 yıldır zorbalığa direnen halklara tavsiye edeceksiniz.

Elbette etrafımızda cereyan eden hadiselere bigâne kalamayız. Mutlaka devlet olarak direkt bir şeyler yapamasak halklar olarak din, dil ve kültür akrabalığımız olan bu halkların yanında yer almamız gerekir. Hatta öyle ki; mazlumun dini olmaz düsturu ile ezilenlerin yanında saf tutmamız gerekir.

Lakin merak ediyorum, yarın bir gün Gannuşi, bize dönerek; “Sizin ülkenizde bir kısım halklar ezildiklerini, zulme uğradıklarını söylüyorlar, biz ezilen halkların taleplerine kayıtsız kalamayız. Dolayısı ile Kürtlerin ayaklanmasına destek veriyoruz” derse ne diyeceğiz!
(Sakın yanlış anlaşılmasın, asla o ülkelerdeki zulme karşı başkaldırışla Türkiye de denenmek istenilen yasadışı talepleri kıyas yapmıyorum.)

Yine Sayın Vekil, bir insanın canını kurtarmak için yapamayacakları fedakârlık olmadığından bahsetti.

İşte o an hafızamda film şeridi gibi geçti Ak Parti’nin 10 yıllık iktidarı boyunca komşumuz Irak’ta yaşanılan insanlık dramı.

Hatırlayacaksınız ABD geçtiğimiz Aralık ayında 2003 yılından beri işgal ettiği Irak’tan çekildi.

Ak Parti hükümetinin kullanımına müsaade ettiği İncirlik Üssü’nden kalkan ABD uçakları 103 bin sorti yaptı. Bu rakam Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün TBBM’de görüşülen bir soru önergesine verdiği cevaptan alınmadır. Sayın Gönül, Ak Parti iktidarı döneminde ABD uçaklarının Irak’a 103 bin sorti yaptığını bunların 7 bin sortisinin hedef ve içeriğinin bilinmediğini açıklamıştı.

Ak Parti İstanbul Milletvekili Murat Muş’un “bir insanın canını kurtarmak için yapamayacağımız fedakârlık yok” sözünü bir yere, Vecdi Gönül’ün açıklamasını da bir yere koyuyorum. Çelişkiler yığını dağ oluyor.

Mısır, Tunus, Yemen, Filistin, Libya ve Suriye halklarının ezilmesine gönlü razı olmayan, gerektiğinde o halkların kendilerini savunması ve direnişi desteklemek için maddi ve diplomatik destek veren Ak Parti hükümeti yöneticilerinin, Irak’ta öldürülen 2 milyona yakın insan söz konusu olduğunda vicdanları neredeydi?

Sakın yanlış anlaşılmasın! Elbette Suriye, Filistin, Mısır ve diğer ülkelerde yaşanılan zulme sessiz kalınmamalı.

Lakin sanki bir yerde ikiyüzlülük veya samimiyetsizlik var.

Mısırlı, Libyalı, Filistinli ve Suriyeliler insan ve Müslüman da, Iraklılar insan ve Müslüman değil mi?

Sahi, Müslüman ve insan ayırımı mı yapıyoruz?

Meselenin muhatabı sadece hükümet değil. Toplum olarak ayrımcılık yapıyoruz. Iraklı mazlum ilgimizi çekmezken, Filistinli veya Suriyeli için meydanlara doluşuyoruz.

Allah (cc) merhameti ile muamele eylesin. Milli Görüş’ün yeri doldurulamayan Lideri Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın kişisel gayretleri ile vicdanlar biraz harekete geçti ama hepsi orada kaldı.

Irak’taki haksızlık, hukuksuzluk ve insanlık dramına sırtını dönen başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelerin Müslümanlarının, bugün özgürlük, iktidar, adalet ve huzur beklentileri ne derece karşılık bulur acaba?

 

wolagada[at]gmail.com

İvedihaber

———————————-
Nihat Topcu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI