İktidar Süreci ve ‘Yuva Asalakları’ – (Adnan Boynukara)

0
143

Guguk kuşları, görünüş ve uçuş tarzı olarak atmacaya benzerler. Uzun ve sivri kanatlı, uzun kuyruklu, iyi uçucu, oldukça da büyük bir kuşturlar.

Ilıman ya da sıcak iklim bölgelerinde yaşayan göçmen guguk kuşları, baharı müjdeleyen ötüşleri kadar, ‘yuva asalağı’ olmalarıyla da ünlüdürler. Bu kuşlar, yumurtlamak ve yavrularını büyütmek için kendileri yuva yapmazlar. Yumurtalarını, başka kuşların yuvalarına bırakırlar ve yavrularını onlara beslettirip büyüttürürler.

Guguk kuşları, görünüş ve uçuş tarzı olarak atmacaya benzerler. Uzun ve sivri kanatlı, uzun kuyruklu, iyi uçucu, oldukça da büyük bir kuşturlar. Afrika’nın çeşitli bölgelerinde kışladıktan sonra, mart-nisan aylarında kuzeye ve Avrupa’ya göç ederler.

Üreme mevsiminde, dişi guguk kuşu çevreyi dolaşarak yumurtaları için uygun yuvalar ve bakıcı ana babalar aramaya başlar. Dişi guguk kuşu, gözüne kestirdiği kuşların yuvalarını iyice gözetledikten sonra, 10-12 yumurtasından her birini, bir ötücü kuşun yuvasına bırakır. Bunun için yuvanın boş kaldığı bir zaman aralığında yuvaya konar, yuvadaki yumurtalardan birini yiyerek veya çalarak imha ettikten sonra, yerine kendi yumurtalarından birini bırakır. Yumurtasının rengini ve büyüklüğünü de yuva sahibi kuşunkine benzetir. Ev sahibi kuş, çoğu zaman bunu kendi yumurtası sanır. Guguk kuşu, yumurtasını bıraktıktan sonra da zaman zaman yuvayı kontrol etmeyi ihmal etmez. Eğer yuva sahibi kuş, bir yırtıcı kuş tarafından avlanır veya şiddetli bir fırtına ile yuva bozulursa, yumurtasını hemen oradan alıp başka bir yuvaya bırakır. İri vücutlu olmasına rağmen, yumurtası küçüktür. Gerektiğinde onu boğazında taşıyabilir…

Guguk kuşu yavrusu, genellikle üvey kardeşlerinden önce doğar. İlk dört gün gözleri daha açılmamış ve tüysüzdür. Guguk kuşu yavrusunun ilk işi yuvanın esas sahibi kuşun öz yavrularını ve yumurtalarını yuvadan aşağıya atmak olur. Üvey ana-baba yuvada yokken, akrobatik hareketlerle yumurtadan yeni çıkmış veya henüz çıkamamış üvey kardeşlerini tek tek yuvadan atar ve sonunda yuvada tek başına kalır.

Yuva sahipleri yumurtalarının yok olmasının ve öz yavrularının yuvadan aşağı düşüp börtü böceğe yem olmasının nedenini bir türlü anlayamazlar. Belki de olan biteni, kendi yavrularının beceriksizliğine, zayıflığına, acizliğine bağlarlar

Yuvanın sahibi olan kuşlar; can çekişen, canhıraş feryatlarla başlarına gelen uğursuzluğu haykırıp son bir gayretle seslerini duyurmaya çalışan veya çoktan ölüp parçalanmış ve üzerlerine türlü türlü haşerat üşüşmüş öz yavrularından habersiz guguk kuşu yavrusunu kendi yavruları sanarak büyütme telaşındadırlar. Belki de, bu iriyarı, farklı ve kendi cinslerinden daha güzel ve yakışıklı buldukları yavruyu Allah’ın kendilerine bir lutfu olarak kabul ediyorlardır

Bu yavru o kadar hızlı büyür ki, daha üç haftalıkken, üvey anne babalarından daha iri hale gelir ve küçük yuva ona dar gelmeye başlar. Üvey ana baba, kendilerinden kat kat büyük olan, onlara hiç benzemeyen, her geçen gün daha da farklılaşan bu yabancı ve azman yavruya haftalarca, hem de iyice zorlanarak yiyecek taşımaya devam ederler. Bir türlü bu yabancı yavrunun bir yuva asalağı olduğunu, esas yavrularının acımasızca onun tarafından öz yuvalarından atıldığını, çektikleri zahmet ve emeklerin kendilerine de, türlerine de hiçbir faydasının olamayacağını anlayamazlar, ya da anlamak istemezler.

İşin ilginç yanı, guguk kuşu gidip başkasının yuvasına, hem de o yuvadakilere benzer bir yumurta bıraktığı halde, yumurtasından başka bir şey değil, yine bir guguk kuşu yavrusu çıkar. Bu yavrular, tamamen yabancı ellerde yetiştikleri, kendi öz ana babalarını hiç görüp tanımadıkları, onlar tarafından bakılıp eğitilmedikleri, görülüp gözetilmedikleri halde, sonunda yine de tam anlamıyla bir guguk kuşu olurlar. Her şeyleriyle guguk kuşu özellikleri ve karakterleri gösterirler. Kendilerini bakıp büyüten üvey ana babalarına şeklen hiç benzemedikleri gibi, onlardan huy ve karakter de almazlar.

Guguk kuşu yavruları, aşağı yukarı altı haftalıkken ergenleşirler. Ergen hale geldiklerinde, hiçbir minnet hissi duymadan, asalağı oldukları yuvayı da bozup dağıtarak terk ederler ve eş aramaya çıkarlar. Tabii eşlerini, kendilerini besleyip büyüten kuşların cinsinden değil, guguk kuşlarından seçerler. Oldukça geç doğan guguk kuşu yavruları bile, olgunlaşır olgunlaşmaz, kendi türü kuşlar çoktan göç etmiş olsalar da asalağı oldukları yuvayı terk ederek güneye doğru kanat açarlar. Tek başlarına olsalar da, içgüdüleriyle binlerce kilometrelik yolu kat ederek Büyük Sahra’yı aşıp, Afrika’nın tropikal ormanlarına, ergen guguk kuşlarının yanına giderler…

İşte, yuva asalaklarının hikayesi böylece tekrar edip gider…

Peki, bu hikayeyi neden mi anlattım?

Hepimizin bildiği bir gerçeği yenilemek için…

Seçim süreçlerinin ve aday belirleme dönemlerinin, ‘yuva asalaklarının’ ortaya çıktığı ve yuvanın sahibi gibi davrandığı dönemler olduğunu iyi biliriz. İşte bu döneme ve bu dönemde ortaya çıkan yuva asalaklarına dikkat çekmek ve milletin aleyhine çalışan kesimlerle işbirliği içinde olan yuva asalaklarının köşe kapma çabalarına dikkat çekmek için…

Yeni Türkiye’nin kurulma sürecini baltalamak ve milletin çıkarlarının yerine bireysel menfaatlerini geçirmek için suret-i haktan görünme çabası içinde olan asalakları hatırlamak için…

Aslında, bu hikayenin üstüne söylenecek fazla bir söz de yok.

Söylenecek tek söz; aday belirleme sürecinin tarafı olanların, kendi evlatlarını, yuva asalaklarına kurban vermemeleridir… Çünkü zaman, yukarıdaki hikayeyi değiştirmemizin zorunlu olduğu bir dönemdir… Tabi, yuva sahipleri de bizim gibi düşünüyorsa!

Haber10

———————————-
Adnan Boynukara
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI