İkinci Hama Katliamı Proteto Edildi

0
116

Esad güçlerinin Hama’nın Tireymse köyünde gerçekleştirtiği katliama tepki göstermek için Fatih Saraçhane Parkında toplanan STK gönüllüleri, Baas yönetimini lanetledi.

AKDAV’ın yanı sıra Anadolu Öğrenci Birliği Ortaöğretim ve Yükseköğretim öğrencilerinin aktif katılım sağladığı protesto gösterisinde mazlum Suriye halkının yanında olduğumuzu belirten dövizler taşındı.

Yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden Esed-Baas zulmü sonucu 17 bin’den fazla Suriyeli katledildi. Esed’in ordusu ve Şebbiha çeteleri tarafından kitlesel katliamlar gerçekleştiriliyor. En son Hama-Tireymse’de gerçekleştirilen katliamda, aralarında çocuk ve kadınların da olduğu 305 Suriyeli vahşice katledilmişti.

Protestoya icabet eden birçok Sivil Toplum Kuruluşu mensubu ve Suriyeliler; yaşanan katliamların dünya tarafından seyredilmesini de kınadı. Zalim Esed yönetimine olduğu kadar, Baas lobiciliği yapan ve Suriyeli mazlumları yok sayan anlayışları da lanetleyen grup, uluslararası kuruluşların oyalama taktiklerine de dikkat çekti.

Protestoda kısa konuşmalar yapan STK temsilcileri Mazlum Suriye halkının kendini savunma hakkının gasp edilmesine karşı çıkarak ambargonun kaldırılmasını talep ettiler.

İHH Yönetim Kurulu Üyesi Osman Atalay yaptığı konuşmada 16 aydır Suriye’de süren katliamın yanında kaybolan on binlerce insanın da gündem olması gerektiğini ifade etti. Uluslararası camianın hızlı bir şekilde katliamı engelleyici uygulamalara girişmesi gerektiğini söyleyen Atalay, “Bugün katliam dediğimiz bu duruma dün Bosna’da olduğu gibi ilerleyen yıllarda soykırım denecek” dedi.

Atalayın ardından bir konuşma yapan Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, ‘yanı başımızda yaşanan vahşeti kanıksamadığımızı, zalimi lanetlemekten vazgeçmediğimizi, kardeşlerimizin acısını hissettiğimizi ilan etmek için toplandık. Şahit olduklarımız karşısında hiçbir şey olmamış gibi davranma ayıbına, onursuzluğuna razı olmadığımızı haykırmak için buradayız.” dedi.

Rıdvan Kaya, sadece zalim Beşşar Esed çetesinden değil, içerdeki ve dışarıdaki destekçilerinden, işbirlikçilerinden, gazeteci kılıklı ajanlarından, akademisyen maskeli görevlilerinden, sarıklı, cübbeli, fetvacılarından beri olduklarını ilan etti. Aynı zamanda mustazaflığı bir zillet, bir teslimiyet bahanesi olarak görmeyen ve dişiyle, tırnağıyla direnen kahraman Suriye halkının mücadelesini selamladı.

Daha sonra söz alan Araştırma Kültür Vakfı Başkanı Şemsettin Özdemir yaptığı konuşmada Beşşar Esed’in yaptığı zulmün neredeyse İsrail’e rahmet okutacak düzeye geldiğini söyledi. Özdemir, Suriye’de yapılan zulümlerin İsrail tarafından dahi yapılmadığını ifade etti. Ortadoğu İntifadası sürecinin önünde hiçbir gücün duramayacağını söyleyen Şemsettin Özdemir, bütün diktatörlüklerin yıkılacağını belirtti.

Özdemir, Suriye’deki zulmü destekleyen yaklaşımın İslam ve Müslümanlık adına büyük bir utanç olduğunu, hiçbir stratejik gerekçe ve maslahatın Baas zulmünün arkasında durmayı meşrulaştırmayacağını, hiçbir izah ve İslami yorumun buna haklılık payı çıkaramayacağını söyledi. Rejimin arkasında duranların konumlarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirten Özdemir, diktatörlüğü destekleyenlerin kıyamet günü hesap veremeyeceğini ifade etti.

Ardından söz alan AKDAV Yönetim Kurulu Üyesi Davut Güler yaptığı konuşmada cihad etmenin ve cihada destek olmanın gerekliliğini belirten ayetleri aktararak Suriye’de direnen insanlara destek verilmesinin gerekliliği üzerinde durdu. Suriyeli kardeşlerimizin bedenlerini kurşunların önüne atarak imtihan verdiklerini ve Türkiyeli Müslümanların da direnişe destek vererek, eylem yaparak imtihan verdiğini söyledi. Bu imtihanın bütün Müslümanlar açısından hayatlarının son anına kadar sürmesi gerektiğini belirten Güler “aslolan zafer değil, mücadele etmektir” dedi.

Suriye halkının kendini savunma hakkının kendilerine teslim edilmesi gerektiğini söyleyen Güler direnen halkların yanında her zaman duracaklarını belirtti. Suriyeli Müslümanların şanlı direnişinin saygıyla selamlanması gerektiğini belirterek, direnişe desteğin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Suriye Ulusal Konsey Üyesi Mustafa Hamidoğlu konuşmasında Suriye halkının daha ilk eylemler yapıldığında noktayı ‘ölmek var dönmek yok’ diyerek koyduğunu ifade etti ve halkın bu kararlı duruşunun inşallah bu Ramazan ayında bir sonuç vereceğine inandığını söyledi.

Suriye’de Akan Kanlar Tüm Müslümanlar İçin Akmıştır

FİDDER Başkanı Muhammed Emin yaptığı konuşmada Suriye direnişinin yerel bir direniş olmadığını tüm ümmeti ilgilendirdiğini ifade etti. Beşşar Esed’in İsrail karşıtlığının bir palavra olduğunu söyleyen Emin Suriye ve tüm Müslüman ülkelerin bir an önce özgürlüğe kavuşmasını Allah’tan niyaz ederek konuşmasını bitirdi.

Konuşmaların ardından Suriyeli muhaliflerin şarkısı “Yalla İrhal Ya Beşşar”ı söyleyen Grup Yürüyüş’e topluluk da hep bir ağızdan eşlik etti. Protestoda ayrıca Baas saldırılarında uzuvlarını yitirmiş iki Suriyeli de ezgilere katıldı.