III. Eğitim Şurası Gaziantep’te Gerçekleştirildi

0
200

Anadolu Platformunun eğitim müfredatını yeniden gözden geçirmek amacıyla düzenlediği III. Eğitim Şurası Bülbülzade Vakfının ev sahipliğinde Gaziantep’te gerçekleştirildi.

 

14-15 Haziran tarihlerinde iki gün sürecek olan şuraya ülkemizin 50 ilinden yaklaşık 125 kişi katılıyor. Şuranın ilk günü açılış ve selamlama konuşmalarıyla başladı. Şuraya Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan, Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, YİK ve yönetim kurulu üyeleri ve üye kuruluşları temsilen eğitimciler katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasını Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir yaptı. Aldemir konuşmasında yapılan bu şurasının temelinin platformun kuruluş felsefesinde yer alan katılımcı meşveret ilkesinin eğitim alanındaki en geniş tabanlı yansıması olduğunu belirterek; “tüm çalışmalarımızda bir fikriyatın ve o fikre inanan insanların bir teşkilat etrafında istişare ederek mücadeleyi geçmişten bu güne taşıma çabasındayız. Önceki dönemlerde daha dar kadrolarla yaptığımız müfredat çalışmalarını bu sene daha geniş tabanlı, daha büyük bir ortak akıl ortaya koymak için ders halkasındaki insanların da görüşlerini, önerilerini ve eleştirilerini göz önünde bulundurarak basacağımız kitapçıklarımızda yer almasıdır.” dedi.

Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan’da bu gün burada insanın yaratılış amacına uygun önemli bir görevi yerine getirmek için burada olduklarını belirterek; “Bu emaneti nasıl şekillendireceğiz, nasıl koruyacağız, hangi değerlerle koruyacağız? Bize saatlerini ayıran, gözünü kulağını bize çevirmiş bu insanları gerçekten neyle beslediğimizi, neler telkin ettiğimizi çok iyi bilmemiz lazım. İnsanları İslam adına yanlış hedeflere yönlendirirsek bunun hesabının ne kadar ağır olduğunun bilmeliyiz. Bu kadar netameli bir süreçte Allah’ın yollarımızı birleştirdiği insanlara vahyin önümüze koyduğu gerçekleri hassasiyetle aktarmamız lazım.” dedi.

Açılış ve selamlama konuşmasından sonra sunumlara geçildi. Günün ilk sunumunu araştırmacı yazar Ömer Altaş “Günümüz İslam Dünyası, Yeni Türkiye ve Biz” başlığı ile yaptı. Dünya sisteminde belli aralıklarla büyük değişimlerin olduğunu belirten Altaş; “Medeniyetler ve insan tasavvurları da belli kırılmalar yaşıyor. Dünya yeni bir evreye girme sancısı yaşıyor. Aslında Türkiye’deki dönüşüm dünyanın yeni bir evreye girişinin izleri. Küresel güçlerin kafası karma karışık. Devasa projeler daha hazırlanma aşamasında deforme oluyor, geçerliliğini yitiriyor. Yeni oluşum içerisinde yerimizi bildiğimiz zaman perspektifimiz aydınlanır, durduğumuz en son noktanın neresi olduğunun farkında oluruz, ekstradan heyecan arama ihtiyacımız kesinlikle olmaz. Bugün buradaki bu toplantı yapısal olarak, kurumsal olarak ne anlama geliyor? Osmanlı yıkılınca İslam ümmetinin bakışı Türkiye’de kaldı. Balkanlara, Kafkaslara, Afrika’ya baktığımızda herkesin gözü bizde kaldı. Onlar buradaki arkadaşların neler yapacağını sabırla gözlüyorlar.“ dedi.

Sunumun ardından konu salondaki katılımcılar tarafından müzakere edildi.

Günün ikinci sunumunu ise “İslam Tasavvurları” üst başlığıyla İbrahim Özmantar tarafından yapıldı. Özmantar, bugün İslam toplumlarında üç türlü İslam tasavvuru olduğunu belirterek bunların çatışmacı, uzlaşmacı ve öze dönüşçü İslam tasavvuru olduğunu söyledi. Özmantar, “tasavvurlarımız zamanın şartlarıyla yeniden harmanlanırlar.” diyerek değişimi günümüzün koşullarının göz önünde bulunarak yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

Sunumun ardından konu salondaki katılımcılar tarafından müzakere edildi.

Günün son sunumu ise Gazi Kılıçparlar tarafından “Modern Zamanlarda İnsan Tasavvurumuz” üst başlığı ile yapıldı. Kılıçparlar sunumunda eğitimin tarifinde ve uygulamalarında fikir birliği olmayışının en önemli sebebinin insana bir bütün olarak bakılmayışının yattığını belirterek; “Eğitim açısından insanı tanımak, eğitimin tanımını doğru yapabilmek için önemlidir. İnsanın eğitim meselesi halledilmeden diğer meselelerin halledilmesi zordur. Eğitim konusunu konuşurken, insan tasavvurumuzu netleştirmemiz kaçınılmazdır. İnsanı önemseyenler geleceği inşa edeceklerdir.” dedi.

Sunumların ardından programın akşam bölümünde müfredatının müzakere edilmesi için eğiticiler guruplara yarıldı. Şuranın ilk günü eğitim kitaplarındaki konuların müzakere edilmesi ile son buldu.

 

Son gün oturumunda bir değerlendirme konuşması yapan Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir büyük bir özveri göstererek bu şuraya katılan STK temsilcilerine teşekkür ederek başladığı konuşmasına; “bu ocağın en büyük farkının farklı yorumlarını, faklı kaynaklarını kendi birikimi olarak görmesidir. Biz İmam Humeyni’yi de okuruz, Hasan El Benna’yı da okuruz, Said Nursi’yi de okuruz, Aliya İzzetbegoviç’i de okuruz. Akif’i de anlamaya çalışırız, Mehmet Zahit Kotku’nun mücadelesini de görürüz. Biz bunlara daha ileri bir bakış, daha derinlikli bir bakış ne katabiliriz ona bakarız. Bunu öncelememiz lazım. Biz mekânlarımızda her türlü farklı düşüncenin dillendirilmesini zenginlik olarak görürüz. İslam ümmetinin zenginliğini görmemiz lazım, sorunlarımızı görmemiz lazım. Bunlarla biz ne yapabiliriz? Bizim insan anlayışımızda her insanın özel olduğuna inanıyoruz. Bu ülke için, İslam ümmeti için en büyük sorunumuz tek tipleştirme değil midir? Modern dünyanın verdiği eğitimle merkezden aşağıya doru tek tip robotlar üretmesi değil midir? Buraların toplumdaki her türlü insanın gidip geldiği mekânlara dönüşmesi lazım. Açık ufuklu yaklaşımların öne çıkması lazım. Yüz yıldır bir çok travma yaşadık. Ama artık ezilen tarafımıza bakarak yaşayamayız. Hızla normalleşmemiz lazım. Bu insan psikolojisidir; ezilen, horlanan tarafını öne çıkarır. Bu normalleşmeyi, bu tefekkür ortamını, o genişliği sağladığımız zaman inanın önümüzde büyük bir zenginlikle, ufukla karşılaşacağız.” dedi.

 

 

Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan’da yaptığı konuşmada Resulullah’ın veda hutbesinden bir kesit sunarak başladığı konuşmasında; “Allah Resulü veda hutbesinde bir cümlenin altını çiziyor; “Burada bulunup da beni dinleyenler burada olmayanlara tebliğ etsinler. Mümkündür ki burada bulunmayanlar bulunanlardan daha iyi anlarlar.” Ve o yüz bin kişi oradaki cümleleri yeryüzüne yayma konusunda kendilerini görevli addettiler. Yüz bini aşkın Sahabe kendilerini Mekke ile Medine ile sınırlamadılar. Yeryüzünün her tarafına o programı, o mesajı taşımak için harekete geçtiler. Bu gibi şuralarda özellikle eğitim programları ile ilgili bu bulgularımız tıpkı efendimiz (s.a.v) görevlendirdiği gibi her birimiz nasıl bir donanımla, nasıl bir derinlikle, nasıl bir çapla gitmemiz gerektiği ile ilgili son şeklini vererek yola çıkıyoruz. Efendimizin döneminde bu işi sahabeleri yapıyordu. Bu gün bu işin rabbanileri olarak bizler yapacağız. Rabbaniliğin hakkını verebilmek için bu işimizi sıkı tutacağız. Ne ruhbanlaşmak, ne radikalleşmek; bir Kur’an-i kavram olarak rabbaniliğin de içini doldurmak zorundayız. Programlarla ilimize, ilçemize, derneğimize, vakfımıza dönerken şu üç şeyi çok önemsiyorum; Programın içeriği, programı uygulayacak olan kardeşlerimizin içtenliği ve bu mücadeleyi, bu hareketi niçin yapıyoruz. Bu noktalardaki hassasiyetimiz, samimiyetimiz belirleyici olacaktır. Bu içeriği uygularken karamsar olmayalım, kararsız olmayalım, kaygılı olmayalım, kuşkulu davranmayalım. Biz eğitimciler olarak, davetçiler olarak kararlı oldukça, tutarlı oldukça inşallah kalpler bize açık olacaktır.” dedi

Konuşmaların ardından şura sona erdi. Şurada alınan kararlar Anadolu Platformunun sohbet oturumlarında uyguladığı müfredatın şekillenmesinde büyük katkı sağlayacak.