İhtilaf Ahlakı – (Ramazan Kayan)

0
145

Seviyeli tartışmalar, düzeyli fikri teatiler, ilkeli ihtilaflar insanın muhakeme gücüne, mukayese yetisine ciddi katılar sağlar. O taktirde ihtilaf ‘iyi’yi ‘doğru’yu arayış eylemine dönüşür. Böylesi bir ihtilaf tahrip değil terkiptir.

İhtilafın insanlık tarihi kadar eski bir konu olduğunu söylersek, sanırım hilaf-ı hakikat bir şey söylemiş olmayız… Dolayısıyla insan var oldukça ihtilafta var olacaktır. Aslında sorun ihtilafın var olması değil, ihtilafın tefrikaya ve taassuba dönüşmesidir. Diğer bir ifade ile ihtilafın varlığı sorun değil, sorun ihtilaf ahlakının yokluğudur. Doğrusu ihtilaf meşru çerçevede kaldığı takdirde bu zenginlik ve anlamlı bir farklılıktır.

Seviyeli tartışmalar, düzeyli fikri teatiler, ilkeli ihtilaflar insanın muhakeme gücüne, mukayese yetisine ciddi katılar sağlar. O taktirde ihtilaf ‘iyi’yi ‘doğru’yu arayış eylemine dönüşür. Böylesi bir ihtilaf tahrip değil terkiptir. Tahkir değil tahkiktir. Tezyif değil tetkiktir. Tefrika değil telfiktir. Beklide düşüncede derinleşmenin kapısıdır.

Kuran ihtilafı yermez. Çünkü ihtilaf insanın tabiatında olan bir durumdur. İhtilaf farklılıktır.

“İnsan çoğunlukla tartışmacıdır.”

Tartışabilirsiniz yeterki farklı fikirlere tahammülünüz ve hakikate saygınız olsun.

İnsanoğlu kendi görüşünü, yorumunu, anlayışını önemser ama bunu mutlaklaştırma hakkına sahip değildir.

Hele hele din konusunda hiç kimsenin görüşü dinin kendisi değildir sadece dinden anladığıdır ve nihayetinde bu da yorumlardan bir yorumdur.

Dinin kendisi bütünleyici iken, indi görüşlerle bölücü ve parçalayıcı olmak İslamın özü ile örtüşen bir durum değildir. Kendi düşüncelerimizi Kur’an’a söyletme ve dine giydirme sefaletine son vermeliyiz.

Din adına didişme, düello, polemik, mugalata, münakaşa marifet değildir. Önemli olan hakikatin tecellisi ve tescilidir. Hakkın teslimidir.

“Herkes kendi yanında olanla övünür” ve dini kendi anlayışına indirgerse, dinde parçalayıcılık ve fırkacılık o zaman başlar.

Kendi düşüncesini dogmalaştıran, fetişleştiren; fikrin değil fitnenin peşindedir.

Bir düşünceyi savunmak ayrı, saldırganlık apayrı bir şeydir. Farklı fikirleri boğmak, bastırmak, batırmak başarı değil bağnazlıktır.

Fikri sabitlik fanatiklikten başka bir şey değildir. Fanatizm ne fikir tanır nede sınır. Fanatizm anarşizmin fikri alt yapısıdır.

Buyurgan bir üslupla, mütehakkim bir eda ile muhalifleri susturabiliriz ama kazanan biz olmayız.

İhtilaflarımızda baskın olan ihtiraslarımız ise, akleden kalbimiz devrede değilse komplekslerimize kurban gideriz. Öfkeler, önyargılar, ötekileştirmeler hakikatlerin önünü kesmeye devam eder.

İhtilaflarımızda ihtiyat, ihtimam, itina beklenirken bunca ihtiras, ihtikar ve intikam neden?

İhtilaflarımız bizi iflah etmiyorsa bilelim ki, insafı elden bırakmışız. Ahlaki zaafiyetlerimize yenik düşmüşüz.

Birbirimizle didiştikçe direncimiz gidiyor. Sürtüştükçe sürünüyoruz.

Husumet, haset, hakaret içeren tartışmalar içimizi boşalttı. Hakikat, marifet, hikmet iklimine uzak düştük.

Varlıklarını muhaliflerinin hataları üzerinden sürdürenler asla muvaffak olamazlar.

Unutmayalım ki ne ihtilaflarımız son bulur ne de muhalif ve muarızlarımız biter. O halde bize düşen mutedil ve müstakim olmaktır.

İhtilaflı konularda tevil ve telif yolları varken neden farklı düşüneni tekfir, tezyif ve tahfif edelim ki? Yerine göre ihtilaf da bir ihtiyaçtır.

Hani, “müsademe-i efkârdan barika-i hakikat zuhur eder / fikirlerin çatışmasından hakikat ortaya çıkar” dı…

“İhtilaftan rahmet” umanlar öncelikle ihtilaf ahlakını kuşanmaları gerekmiyor mu?

İhtilafı azaba dönüştürenleri görmüyor muyuz?

İşte bunun için önce ahlak ve anlayış diyoruz…

İhtilaf ahlakının kalktığı yerde artık karşılıklı kılıçlar çekilmiştir. Kim kime diz çöktürebilirse… Birbirinin ipini pazara çıkarmak da işin cabası…

İfşa, ilzam, itham, infaz, imha… Allah sonumuzu hayır getire…

Mesele birbirimizin kuyusunu kazmak mıdır? Yoksa yeni bir çığır açmak mıdır? Niçin tartışıyoruz?

Muhatabı mahkûm, mahcup, mağlup etmeden medenice meramımızı anlatamaz mıyız?

Muarızlarımızı hırpalamak, harcamak, haşlamak hüner midir? Hani “kol kırılsa da yen içinde” kalacaktı?

Bugün ihtilaflarımızın düşmanlarımızın elini güçlendirdiği acı bir gerçek değil midir?

Nüfuzumuzu nakzeden nizalarımız değil midir?

Bilelim ki bugün Müslümanlar arası sorunun temeli fikri değil ahlakidir…

Bunu aşmanın yolu ise ihlâs, insaf ve itidaldir…

Ez cümle; fitne savar olmak ahlaki ve adil olmayı gerektiriyor.

Ramazan Kayan

———————————-
Ramazan Kayan
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI