İade-i İtibar Sağlanmalıdır

0
171

Bugüne kadar, bu konunun askeri boyutu çok konuşuldu ancak medya ayağı, sermaye ayağı, yargı ayağı üzerinde yeterince durulmadı

Değerli basın mensubu arkadaşlar
28 Şubat İslami kesimin üzerinde uygulamaya konan bir darbe olarak tarihteki yerini almıştır. Ve inanıyoruz ki bu dönemin darbe aktörleri de “vicdanlardaki hukukla” çoktan mahkûm edildiler. Ancak acımasızca darbe hukuku üretenler, yalnızca vicdanlarda değil adalet karşısında da hesap vermelidir. Ve 28 Şubat yargılamaları yok hükmünde sayılarak, 28 Şubat mağdurlarında iade-i itibar sağlanmalıdır.
Değerli basın mensubu arkadaşlar
28 Şubat darbesi hakkında çok şey konuşuldu. Darbe olup olmadığı tartışıldı. Posta büründürüldü, yumuşatılmak istendi. Ancak 28 Şubat darbesi, dindar kesimin, başörtüsü yasağı ablukasında başlamış ve özellikle Malatya başta olmak üzere bazı illerin şiddetini yaşadıkları, çok etkili bir darbedir. Bir insan ve inanç hakkı olan başörtüsü üzerinde zulüm odaları oluşturan darbe ağaları, aynı zamanda Malatya’ya ve ülkemize korkunç acılarda çektirdiler.
Bugüne kadar, bu konunun askeri boyutu çok konuşuldu ancak medya ayağı, sermaye ayağı, yargı ayağı üzerinde yeterince durulmadı. Oysa 28 Şubat darbesi, bu dört sacayağının, içinde birlikte var oldukları bir darbeydi ve dindar kimliği hedefine koyarak, karanlık emellerini gerçekleştirmeye çalışmıştı. Bu nedenle mesele iyi tahlil edilmeli, darbenin bütün tarafları, ülkeye yaşattıkları acıların hesabını hukuk karşısında vermelidir. Ülkeyi karıştırmak için olmadık senaryolar üreten medya ayağının kimlerden emir aldığı ortaya çıkarılmalıdır. Brifinglerle yönlenmeye onurlarına yedirerek, hukuksuzluk üreten her kim varsa, yaptıklarının hesabını hukuk karşısında vermezse, yaptıkları yanlarına kâr kalırsa, her an potansiyel bir tehlike olmaya devam edeceklerdir.
Değerli basın mensubu arkadaşlar
Bilinmelidir ki, genel olarak İslami kesim üzerinde, 28 Şubatta başlatılan sürek avından, ülkemizin her ili payını alsa da, bazı iller özellikle dayak yiyen iller arasında öne çıkar. O günlerde Malatya bu iller arasında özellikle seçilen bir olarak fiili darbeyi yaşamış, Malatya’nın saygın insanlarına korkunç işkenceler reva görülmüştü. Bu süreçte yüzlerce insan ülke çapında gözaltına alındı, işkenceye tabi tutuldu, maddi varlıkları sorgulandı. Yıllar süren bir takibe alındılar. Göz altıların tamamına yakını, herhangi bir örgüt bulunmadığı için serbest bırakılırken, olmayan terör, olmayan eylem, ülke ve insan hizmetine sunulan bir ömre rağmen “terör örgütü suçlamasıyla” iki insanımız, çektikleri işkencenin akabinde, yıllardır cezaevinde mahkûmiyet ve mahrumiyet yaşamaktadır. Zekeriya Şengöz ve Fahri memur, olmayan terör ve olmayan örgütün, terör örgütü yöneticileri olarak, mahkûmiyet ve mahrumiyetlerini Malatya E Tipi kapalı cezaevinde yaşamaktadırlar. Bu tutukluluk halleri bir an önce bitirilmelidir.
Değerli basın mensubu arkadaşlar
Gelinen noktada, o dönemin acıları unutulsun isteniyorsa, yapılacak iş o dönemin bütün yargı kararlarını yok saymaktır. Yeniden yargılanmak bu insanlara aynı acıları bir kez daha yaşatmaktır. Yargılanacak birileri varsa, onlarda bu ülkeye 28 Şubat acısını yaşatanlardır, darbe için özel senaryolar üretenlerdir, darbe hukuku üretenlerdir. Mazlumder olarak 28 Şubat zihniyetini, çağın tanıklığında lanetlerken, ülkemizin hiçbir kesimine karşı, insanlık dışı uygulamaların olmadığı yarınlar diliyoruz. 28 Şubat zulmünü halkımıza reva görenlerin, hukuk karşısında hesap vermesini bekliyor ve bu tür darbe girişimlerinin önünü kapatacak bütün hukuki düzenlemelerin yapılmasını, yeni bir anayasanın bir an önce hazırlanmasını istiyoruz.
MAZLUMDER Malatya Şubesi…