Hüseyin Özhazar’dan Seçim Açıklaması

0
99

Yeni Türkiye’nin Ortaya Koyacağı Her Başarı Küresel Emperyalizme Vurulan Bir Darbedir!

Geçtiğimiz yüzyılın başında İslam toprakları üzerinde, Osmanlı Devleti’nin mirası üzerine emperyalist devletlerle işbirliği yapılarak çok sayıda bağımlı, ulus devlet kuruldu. Ümmetin birliği ve beraberliği ortadan kaldırıldı. Anadolu topraklarında da resmi ideolojisi Kemalizm olan bir siyasal yapı teşekkül ettirildi. Bu siyasal yapı, devleti ele geçirmiş olmanın kibriyle İslam’ı ve onu çağrıştıran ne varsa yok etmek için önemli girişimler gerçekleştirdi. Milletle ve İslam’la kavgalı olan bu siyasal yapı bugün artık miadını doldurmuş durumda. Bu noktaya adım adım verilen bir mücadele sonunda gelindi.

Bugün, Türkiye ve İslam dünyası tarihin önemli dönemeçlerinden birini daha yaşıyor. Bu önemli süreç içerisinde ülkemizde kritik sayılabilecek birçok önemli gelişme yaşanmakta.

90 yıldır devam eden bu kavganın ardından yakın geçmişte Referandum ve MİT krizi süreci yaşandı. Geçen yıl Mayıs ayında da Taksim’de Gezi Parkı’nda sökülen birkaç ağaç üzerinden başlayan olaylar ve 17 – 25 Aralık Operasyonları sonucunda ülkemizin girdiği gergin ortamın gölgesinde 30 Mart’ta Türkiye bir yerel seçim için sandık başına gitti.

Gerek Gezi Olayları gerek Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu adı verilen kalkışma süreci Yeni Türkiye’nin ve milletin başarılı olmasını engelleme girişimlerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır.

30 Mart yerel seçim sürecinde milletin basiretli tutumu ve sağlam duruşuyla askeri yöntemler dışında kurgulanan yeni darbe girişimlerine geçit verilmemiştir.

Bu başarı, kalkışmacıların ulusal ve uluslararası kirli işbirliklerine rağmen kazanılmıştır. Bugün yaşamakta olduğumuz krizlerin kökleri geçmişe uzanmaktadır. Oligarşik sermayenin öncülük ettiği son krizde de millet iradesinin gasp edilmesi amaçlanmıştır. Milletimiz, bizi 90’lı yıllarda olduğu gibi karanlık günlere götürmek isteyenlere pirim vermemiştir.

Millet, 30 Mart’ta sağlam durduğu için Siyonistler, Neo-Con’lar, ihanette sınır tanımayan çeteler şimdilik kaybetmiştir.

Kirli ve ilkesiz işbirlikçiler kaybetmiştir.

Çözüm sürecini sabote etmeyi hedefleyenler, kardeş kanının yeniden akmasını isteyenler, kan akarken kazanmak isteyenler kaybetmiştir.

Vesayetçi medya grupları kaybetmiştir.

Tapelerle, hukuksuz dinlemelerle, şantajlarla, tuzaklarla siyaseti ve toplumu dizayn etmek isteyenler kaybetmiştir.

Londra’nın, Washington’un, Tel Aviv’in ve Pensilvanya’nın karanlık dehlizlerinde kurgulanan kirli oyunlar şimdilik engellenmiştir.

Kendi kendini yöneten ve dışa bağımlı olmayan bir millet ve bir devlet umuduyla, özgürlüklerin, sivilleşmenin, çözüm sürecinin, barışın, dayanışmanın ve kardeşliğin kazandığı bir süreç için umutlar biraz daha yeşermiştir.

Bağımsızlığımız, istikbalimiz, itibarımız, istikrarımız, özgüvenimiz ve kendimizi yönetip yönetememe isteğimiz hususunda belirgin bir irade ortaya çıkmıştır.

Türkiye yalnızca Türkiye değildir. Türkiye aynı zamanda İslam coğrafyasıdır. Anasır-ı Osmaniye ve Memalik-i İslamiyedir. Mazlum milletlerin umududur. Yeni Türkiye’nin ortaya koyacağı her başarı küresel emperyalizme vurulan bir darbedir.

Türkiye, İslam dünyasının onuru olmaya aday bir ülkedir. Türkiye’nin başarılarını ve gücünü kendi başarıları ve güçleri olarak gören, bir gözleriyle sürekli Türkiye’deki gelişmeleri izleyerek bizimle birlikte sevinen ve üzülen milyonların ülkesidir.

Millet, kendi iradesinin dışındaki yöntemlerle hükümetlerin değişmesini ve siparişle tepeden “Başbakan ve hükümet indirilmesini” kabul etmemiştir.

Yerel ve küresel şebekelerin bu ülkenin kendi özüne dönüşünü engelleyemeyecekleri, 30 Martla birlikte bir kez daha millet tarafından tescillenmiştir.

Her türlü engellemeye rağmen seçimlerden YENİ TÜRKİYE İRADESİ tüm gerçekliğiyle ortaya çıkmıştır.

Son sözü millet söylemiştir.

Milletimiz tarafından iktidar partisine ve Başbakan’a verilen bu destek, ülkemizin yaşadığı önemli sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması içindir ve milletimiz artık bu sorunlarından kurtulmuş yeni bir Türkiye’de yaşamak istemektedir.

Yaşanan tüm bu gelişmeler çerçevesinde;

Hükümet, son aylarda yaşanan olaylar nedeniyle akamete uğrayan demokratikleşme sürecine hızlı ve kapsamlı bir şekilde devam etmelidir. Bu kapsamda başta ülkemizin asli unsurlarından olan ve yüz yıldır baskı altında bulunan dindar insanlar, Kürtler ve Aleviler olmak üzere ülkede yaşayan her bireyin ve grubun kendini güvende ve emniyette hissetmesini sağlamalıdır. Masum tek bir kişi bile kendini güvende hissetmiyorsa hiç kimse güvende değil demektir.

Kürt kardeşlerimizle devam eden çözüm süreci için kararlı ve kalıcı adımlar atılmalıdır. Bu ülkede bir daha kardeş kanının akmasına neden olabilecek tüm unsurlar ortadan kaldırılmalıdır. Milletin tüm unsurlarıyla barışan Yeni Türkiye hiç kuşku yok ki bölgesinin en güçlü ülkesi olacak, emperyalizmin bölgemizdeki etkinliğini kıracak ve bölgesindeki gelişmelere yön verecektir.

Yeni Türkiye’nin garantisi millettir. Halk, hak ettiği yönetime bir an önce ulaşmalıdır. Bu çerçevede adalet esaslı, özgürlükçü ve milletin değerleriyle uyumlu yeni bir anayasanın öncelikli olarak hayat bulması gerekmektedir. Yeni anayasa sürecinin hızlandırılması için gerekli her tür adımın süratle atılması gerekmektedir.

Devletin içine çöreklenmiş eski devlet kalıntılarının ve uluslararası güç odaklarıyla işbirliği içindeki ihanet şebekelerinin ortaya çıkartılıp onlarla asla anlaşma yapma hatasına düşmeden, hukuk önünde hesap vermelerinin sağlanması gerekmektedir. Devlet içinde derin devlet kuran paralel yapılanmalar tasfiye edilmeden Yeni Türkiye için olumlu adımlar atılamayacaktır.

Seçimlerden önce algıları değiştirerek hükümeti devirmek için 17 Aralık’ta gündeme getirilen yolsuzluk iddiaları sandıkta aklanmamıştır. Yolsuzluklar hukuki sınırlar içerisinde sonuçlandırılmalı ve iktidar partisi bu töhmetlerden uzak kalacak şekilde bir arınma sürecine girmelidir. Bundan sonra bu tür sorunların bir daha yaşanmaması amacıyla şeffaflık ve hakkaniyet esas alınmalı, yolsuzluk ve hırsızlığa meydan vermemek için gerekli tüm önlemler alınmalıdır.

Hükümet içerisinde, belediyelerde ve bürokraside yolsuzluğa bulaşmış davasız, kişiliksiz, halktan kopuk, bencil ve hiçbir bedel ödemeyen bakanların, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, siyasetçilerin, bürokratların ve devlet memurlarının tasfiye edilmesi gerekir. Yaşanan gelişmeler vesileyle Hükümet, kendi içindeki bir takım yiyici, ahlaksızlara karşı bir arınma hamlesi yapmalıdır. Bunların yerine milletin değerleriyle sorunu olmayan, ehliyet ve liyakatli, ülkenin ve milletinin menfaatleri için çalışan sağlam ve dürüst kadrolara yer verilmesi gerekmektedir. Bu hususta tek kriterimiz ehliyet ve liyakat olmalıdır.

Başbakan’ın yerel seçimlerden önce açıkladığı katılımcı, eğitime, kültüre önem veren, sosyal, çevreyle barışık ve şehir merkezli, medeniyet eksenli belediyeciliğin tüm belediyelerde belirgin bir şekilde yaşanması gerekir. Yani belediyelerimiz, arzın imarı ve neslin ıslahında olumlu bir misyon üstlenmelidir. Yeni Türkiye’nin tüm yerel yöneticilerinin iletişime açık, şeffaf, adaletli, merhametli, hoşgörülü, güven duyulan, bireysel haklara ve hukuka saygılı olmaları gerekmektedir.

Gençlerimiz geleceğimizdir. Gençlere sahip çıkmak, sosyal devlet olması hasebiyle devletin ve yerel yöneticilerin sorumlulukları arasında bulunmaktadır. Bu anlamda son olaylarda paralel yapının yurtlarında ve evlerinde kalan çocuklarımızın bu yapı tarafından bazı amaçlar için kullanıldıklarını ve bu çocuklarımızın nasıl mağdur edildiklerini yaşayarak gördük. Hükümetin tüm olanaklarıyla yeni yurtlar açması ve yeni mağduriyetler yaşanmaması için bu evlatlarımıza sahip çıkması öncelikli konulardan biridir.

Tarihin her döneminde ilerleme ve gelişmeler birtakım kriz ortamlarının neticesi olarak şekillenmiştir. Ülkemizde yaşanan sorunların farklı yönleri bulunmaktadır. Bu sorunların çözümü için sosyolojik gerçekliğimizin farkında olunmalıdır. Yanlış din algılarından kaynaklanan psikolojik bunalımın giderilmesi gerekir. Sahih İslam algısının felsefi bir alt yapıyla tartışılması ve bu konuda entelektüel bir birikimin oluşturulması için çaba sarf edilmelidir. Sorunların çözüm sürecinde kanaat önderlerinin, cemaat liderlerinin inisiyatif alması gerekmektedir. Bu konu, sadece siyasetçilere bırakılmayacak kadar önemlidir.

Son yerel seçimlerde BDP’nin doğu ve güneydoğuda varlığını koruması ülkedeki dengeler açısından olumlu bir durumdur. Kürt kardeşlerimiz, Gezi Parkı olaylarında ve 17 Aralık Operasyonlarında ülkemizin darbe süreçlerine götürülmek istendiğini fark etmiş ve erdemli bir duruş sergilemiştir.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Gezi Parkı ile başlayan ve seçim sürecine kadar devam olaylarda ülkücüleri sokak eylemlerinden uzak tutma çabası ve çözüm olarak sandığı göstermesi de ülkemiz adına sevindirici bir durumdur.

Siyasi bir aktör olmamasına rağmen bu seçimlerde siyaset mühendisliğine soyunan ve bu konuda tüm olanaklarıyla iktidar partisiyle savaşan bir görüntü sergileyen ve kendisini Hizmet Hareketi olarak adlandıran yapılanma da artık ne olduğuyla ilgili kararını vermelidir.

Bu yapının samimi tabanının bu seçim sonuçlarını iyi analiz etmesini, yapının elitistlerinin ve liderinin Müslüman bir Başbakana ve millete karşı hangi yerli ve yabancı odaklarla işbirliği yaparak mücadele ettiğini muhasebe etmeleri gerekir.

Hüseyin Özhazar

Anadolu Platformu Yönetim Kurulu Üyesi