Hizmet İçi Eğitim’de Onuncu Durak Mersin

0
129

Akdeniz Derneği’nin de üye olduğu Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu tarafından yürütülen Hizmet İçi Eğitim Programı Mersinde gerçekleştirildi.

Akdeniz Eğitim Sağlık Ve Yardımlaşma Derneği’nin de üye olduğu Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu tarafından yürütülen Hizmet İçi Eğitim Programı 08 Şubat 2012 tarihinde Dernek binasında gerçekleştirildi.

Gündüz Programında , Ramazan KAYANla beraber Mersin Esnafları gezildi Ardından Mersin İl Müftülüğü ziyaret edilerek İl Müftüsü Ali Melek ile görüşüldü.

Mersin’den yayın yapan Çağrı Radyosu’nda canlı yayına da katılan Ramazan Kayan Dernek binamızda bayanlara yönelik mini bir konferans verdi. Kardeşlik Ruhu konu başlıklı konferansında özetle:

‘’Çalışmalarımızda dengeyi kurmalıyız. Pergel gibi ayağımızın bir ucu evde diğeri dışarıda dolaşsın, evimiz karargâhımız olsun’’ diyen Ramazan Kayan içeri dışarı dengesi, kendisi-başkası, dünya ahret dengesi, kadın erkek ilişkisinde denge, akıl kalp dengesi konularında açıklamalarda bulundu.

Akşam programında, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan KAYAN ile Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR Hizmet İçi Eğitimini Vermek Üzere Dernek Binamıza geldiler.

Dernek Yönetimi, Komisyon Üyeleri ve gönüllülerinin yanı sıra Mersin’in Tarsus ilçesinden de katılım oldu.

Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu tanıtım sinevizyonunun izlenmesinin ardından Akdeniz Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fadıl Karak selamlama Konuşması yaptı.

Hizmet İçi Programında ilk sunumu Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan KAYAN gerçekleştirdi.

Ramazan KAYAN Davet ve Gayret onulu konuşmasında:

“Artık bir çok nimet,  nimet sahibini inkar edenlere emanet. Yapmamız gerekirken yapmadıklarımız var. Geçmişteki yaptıkları ile avunanlar gelecekteki hayalleri ile avunuyorlar. Hayrı bizler bu günün gerçeği ve hakikati ile yapmalıyız Ömrünü davete adamış insanlara daveti nasıl anlatacağız. Davetçileri nasıl davete ikna edeceğiz. Bu günün şartlarında davet nasıl seyrediyor. Türkiye’de hiç bu kadar geniş imkanlara sahip olmadık. Bu imkanlara göre gayretimiz, kararlığımız yok. Bu üstümüzdeki hal nedir. Bunu anlayamıyorum. Şu bir gerçek ki geçmişte davet uğrunda ne gibi fedakârlıklar gösterdiğini bildiğimiz bu kadro bugün yaptıklarının çok daha iyisini ve fazlasını yapabilme yeterliliğine sahip. Batıda din adamları sınıfı oluştu. Bizde de oluştu, dini meslekleştirdiler. Davet işi de sınıflaşıyor. Her Müslüman davetçidir, din adamıdır. Allah en büyük davetçidir. Davet sayısal, kültürel, hobi, nostalji, romantizm değildir kulluktur, iktisadi bir sorumluluktur. Her mümin potansiyel bir davetçidir. Allah hepiniz çobansınız, sürünüzden sorumlusunuz diyor. Her müminin davet noktasında bir yapacağı vardır. Daveti minber ve mihrap arasına sıkıştırdık. Daveti hayatın her alanına taşımamız lazım. Her yer kapsama alanıdır. Davet ulaşmamış her insandan biz sorumluyuz. İslam bize gizleyelim diye emanet edilmedi, paylaşalım diye emanet edildi. Tebliğ taraftar toplamak değil Rabbimize kavuşturmaktır. Bize Rabbimizin rızası lazım… Eskiden liselerin kapısında biz beklerdik şu an mafyalar var. Nöbet yerimizi terk ettik. Ne zaman nöbet yerimize dönersek o zaman sünnetullah yerine gelecektir. Kalem Suresi 48’e iyi bakın.’’Sakın balık sahibi Yunus gibi olma ”diyor Mazeret yok çünkü herkes kendi imtihanını veriyor. Bizimde Yunus (a.s) gibi Ninova’larımıza dönmemiz lazım. Unutulan farzları yerine getireceğiz. Davet, cihat, iyiliği emretmek… Her kes kendisi için vardır. Kimse kimseye kefil olamaz. Davet noktasında enerjimizi odaklamadıksa dağılırız. Şu anda tarihi fırsatlar elimizde, elimizi çabuk tutmalıyız gün bu gündür. Kendimizi ikna edebilirsek, hiçbir şey bizi engelleyemez. İçimizdeki düğümü çözmeliyiz. Bu heyecanı nasıl yakalayacağız? Yeniden davet heyecanını, iştiyakını yakalamanın, yeniden silkinip doğrulmanın, şifresini 6-A formülü ile vereceğim.

 “AŞKINLIK. Aşkınlığımız gitti. Yaptığımız şeyin dünyadaki sonucuna bakıp Ahret sonucunu unuttuk Nicelik değil Niteliğe bakmalıyız. Müteal boyutuna, metafizik boyutuna bakmalıyız. Ahret önde olacak, dünyevileşiyoruz. Dünyalık beklentilere girmemeliyiz

ARINMIŞLIK. Arınmamız temizlenmemiz lazım. Günahları gittikçe içselleştiriyoruz. Ahlakımız gidiyor. Adam gibi adam lazım, nebevi terbiyeli insana ihtiyaç var. Tövbe edip kendimize çeki düzen vermemiz lazım. Sadık ve samimi dost arıyor insanlar. Toplum dostluğumuzu kardeşliğimizi konuşmalı

ADANMIŞLIK. Bir davaya adanmadan o dava yürümez. Herkes adayacak bir şey bulabilir. Adanmadan olmaz. Allah’ın verdiği nimetleri düşünelim. Veren O isteyen O. Davetçi fedakârlıkları ve öncelikleri bakımından adanmışlık örneği vermelidir.

AİDİYET. Aidiyet duygusunda zayıflama ile farklı aidiyetler üzerimize gelmeye başlar. Davetçi, kendi dışındaki en yakınından en uzağına, fertlere ve toplumlara karşı aidiyet hissiyle kendini sorumlu tutmalıdır.

AKSİYON. Hareketlilik, gayret lazım çok bilmek, konuşmak marifet değil. Davetçi aynı zamanda, başkalarının peşine takılan değil, kendi inanç ve eylemleri ile, etken bir aksiyon adamı olmalıdır

AŞK. Aşk olmadan olmaz. Ulvi bir Aşkı gündemimize alacağız. Bize aşk aşısı yapılması lazım. Bilge olabilmek için kalbin devreye girmesi lazım. Önemli olan Mersin’i değil Mersin’lileri fethetmek lazım” Dedi.

 

Hizmet İçi Programında ikinci Sunumu Anadolu Eğitim ve Davet Gönüllüleri Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR yaptı.

Turgay ALDEMİR sunumunda…

‘’Biz biliriz ki derdi olmayan adam, ızdırabı olmayan adam insan değildir. Bizi farklı kılan yüreğimizin inceliği, etrafımızdaki olaylara karşı hassasiyetimizdir. İşte bunun için bizler gerek evimizde gerek kişiliğimizde, mahallemizde, şehrimizde, ülkemizde ve hasleten şu an İslam Dünyasında ve dünyamızda olup bitenlerin nedenlerini, niçinlerini bilenler olarak yeni bir sorumluluğun, yüzleşmenin eşiğindeyiz onun için. Allah’ı zül celalin Zumer suresi 9 ayetinde buyurduğu gibi ‘’Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’’ diyor bizler bilen insanlarız. Dünyada yaşananların farkında olanlarda onu seyre dalmışlar elbette bir olmaz. Açlığın sefaletin kirlenmenin farkında olan bizler ve bunu fark etmeyenler bir olmayacaktır. Bu acıların kötü bir kader olduğuna inanlarla inanmayanlar bir olmayacak.

Üzerimizdeki tüm ağırlıkları atıp değerlerimizin peşine düşmeliyiz. Ertelemeci bir anlayış kalpleri katılaştırır. Çalışmalarımızın sürekli muhasebesini yapmalıyız. İşlerimizi istişare ile yapacağız. Katılımcı meşveret olmalı. Çok iyi senkronize olmalıyız, gönüllü olmalıyız. Gönüllü olarak verdiğimiz bir karar şeriatın kararıdır. Hiç birimizin evi peygamberin evinden daha önemli değildir. Neslimizi bu işin içinde bulundurmalıyız. Uhud bizim iç hukukumuzdur. Görev yerlerimizi terk etmemeliyiz. ’’Mücadelesi verilmemiş hayat yaşanmamış gibidir.” diyor İkbal.

Örgütlülük cemaatle kılınan namaz gibidir. Kendimizi beslememiz lazım. Kendimizi müstağni göremeyiz. Bizden sonra devam edecek nesiller yetiştirmeliyiz’’ dedi

Sunumlardan sonra soru cevap faslı ile program sona erdi.