Hizmet İçi Eğitim’de Ondokuzuncu Durak İzmit

0
182

Hizmet İçi Eğitim programı kapsamında yürüttüğümüz faaliyetlerin ondokuzuncusunu İzmit’te gerçekleştirdik.

8 MART 2012 Perşembe günü Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay ALDEMİR, Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan KAYAN, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet ÇAMURLUOĞLU, Teşkilatlanma Üyesi Mehmet Alp CAN, Kocaeli Gökkuşağı Derneğinin misafiri oldular. Ardından MÜSİAD’ı, Araştırma Kültür Vakfı’nı ve Kocaeli Gönüllü Kültür Teşekküllerinin bu dönemki yönetimini ziyaret ederek gönül köprülerini daha da sağlamlaştırmaya çalıştılar. Aynı gün Gökkuşağı Derneğinin Derince temsilciliğine geçildi. Orada da yönetimde olan arkadaşlarla istişarelerde bulunuldu ve akşam 19.30 da Derince Kültür Merkezi’nde hizmet içi program gerçekleştirildi.

Kuran-ı Kerim tilaveti (HASAN SEZER) ile program açıldı. Gökkuşağı Derneği Başkanı Adnan Şenyurt selamlama konuşması yaparak sadıklarla birlikte olmanın önemini ve dünyevileşmenin tehlikesini belirtti. Sonra da Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir bir sunum gerçekleştirdi.

Bu toplantıyı geniş bir aile toplantısı mahiyetinde algılamak gerektiğini ve Allah’ın bereketli kılması temennisiyle konuşmasına başladı. Yılda bir kere gerçekleştirilen hizmet içi programının 19.sunu Kocaeli’de yaptıklarını, yaklaşık 50 gündür birçok il ve ilçe ziyaret ettiklerini bunların arasında platforma üye olan olmayan yüzlerce dernek, vakıf ve STK’ yı ziyaret ettiklerini belirtti. Ziyaretin gerçek anlamının unutulmaya yüz tuttuğunu bunun içini gerçek manada doldurmak niyetinde olduklarını ifade etti. Günümüzde teknik imkânların çok olmasına rağmen gerçek dostlukların ise azaldığını, bunun telafisi içinse bir yapı halinde, cemaat halinde çalışmak gerektiğini, zalimlerin zalimliklerini televizyon karşısında seyredip geçemeyeceğimizi, bu olumsuzlukları ümmet anlayışı ile değiştirebileceğimizi vurguladı. İslam coğrafyasındaki olumsuzlukların kader olmadığının bilincinde olarak bir araya geldiklerini, yetime, yoksula ön ayak olmak istediklerini, böyle davranırsak Allah’ın rahmetinin üzerimize olacağını içten duygularıyla salonda bulunanlara aktardı.

Geçmişte hepimizin bir hidayet ablasının, hidayet abisinin olduğunu tatlı tatlı hatırladıklarını; şimdi ise sıranın bize geldiğini ablalık, ağabeylik yapmak gerektiğinin önemini vurguladı.

Van Erciş depreminin olduğu gün platform olarak oraya ulaştıklarını, özellikle İstanbul’dan gelip enkazda çalışan bayanların kendilerini çok etkilediğinin hatırlattı. Aynı gün gece 3’te depremdekiler için dua edelim diye mesaj çeken anlayışla aynı saatlerde enkazda çalışan anlayışı ibret verici bir şekilde karşılaştırdı.

‘’Tarihin akışını ileriye doğru adım atanlar değiştirmiştir. Oturduğu yerde çakılıp kalan, sadece stratejik plan yapanlar değil.’’ diyen Turgay Aldemir deprem anında oğlunun eğlence merkezinde ölümünü anlatan annenin ifadeleri salonda duygusal anlar yaşattı. “Biz bütün gençleri ümmetin gençleri olarak biliyoruz.  7/24 saat kadınıyla erkeğiyle çalışmak zorundayız.” Dedi. Dinde derinleşenlerimizin ne yazık ki mazeretleriyle çakılıp kaldıklarını, bu hayatın telafisinin olmadığını belirtti. Bu emaneti bir partiye kurum kuruluşa havale edemeyeceğimizi, dokunmamız gereken milyonlarca gönül bulunduğunu o gönüllerin bizim dokunuşumuzla adalet ve merhametin yeniden hayat bulabileceğini, bu yüzden artık 28 Şubat korkularını içimizden atmamız gerektiğini mazeretlerimizin en az olması gerektiği bir dönemde yaşadığımızı belirtti.

Neml suresinde Hz. Süleyman’ın ordusuyla seferde karıncaları bile incitmeyen hassasiyetine karşılık; kuşu hüdhüdü göremediğinden ona karşı tavrının, nasıl bir disiplin anlayışına sahip olduğu mesajı ile cemaat yapısına örnek verdi.

İletişim çağında iletişimsizlik çekiyoruz her şey kulakla değil yürekten yüreğe iletilen sesle çözümlenir. Uhud savaşındaki durum cemaat disiplininin şartının bir gereğine örnek olduğunu belirtti. Komisyonlar arasında uyumun öneminden, oyun kurucu olmak gerektiğinden, insanı kötülüklerden alıkoyan namazın cemaatle kılınan namaz olduğunu belirttikten sonra, Süleymaniye Külliyesinin yapılışındaki mimarların görev taksimi ve organizasyonunu cemaat için teşkilat örneği olarak gösterdi.

Aidiyet bilincine vurgu yaptıktan sonra dün yaptıklarımızın bugünümüzü gölgelememesi, hatıralara sığınıp avunmamamız gerektiğini, yeni nesil yetiştirmenin birinci hedefimiz olduğunu belirten Turgay Aldemir konuşmasını tamamladı.

Anadolu Platformu yüksek istişare kurulu başkanı Ramazan Kayan selam, hamd ve dua ile konuşmasına başladı.

Davet ve gayret başlığı altında konuşan Ramazan Kayan bu oturumu aile içi dertleşme olarak görmemiz gerektiğini söyledi. Sözlerinin burada bulunması gerekirken bulunmayan kardeşlerimize olduğunu belirtti. Bu davetçileri bu davete nasıl ikna edeceğiz, onlara karşı sorumluluğumuz nedir, topluma karşı sorumluluğumuz nedir, çok yaptık ettik bizden geçti deyip kendini iptal edenleri nasıl harekete geçirebiliriz? Şeklindeki konuşmasından sonra davetle ilgili önemli ipuçları verdi:

1-     Davet sosyal kültürel etkinlik değildir. Hobi, nostalji, romantizm değil, kulluğun kendisidir. Farzların farzıdır. Ahretin şekillenmesidir. Davetin dünya üzerindeki etkisine değil, ahretteki etkisine bakmak gerekir. Davet namaz kılmak, oruç tutmak gibidir.

2-     Son zamanlarda davet vaaz etmek, nasihat etmek gibi anlaşılıyor. Oysa davet sadece anlatmak değildir. Peygamberler sadece vaiz olsalardı o günkü sistemler hiç rahatsız olmazdı. Onlar sadece aktarıcı değillerdi. Onlar toplumları dönüştürücülerdi, ıslah edicilerdi. Bugün herkes bir şeyler anlatıyor;  zülfiyare dokunmadan, fincancı katırlarını ürkütmeden konuşmaya çalışmak davet değildir.

3-     Daveti minberle mihrap arasına sıkıştırdık, daralttık. Daveti hayatın her alanına ve anına taşımak lazım.

4-     Davetin top yekûn müminlerin sorumluluğundadır. Yoksa belirli bir sınıfın sorumluluğunda değil.

5-     Davetin dünyadaki sonuçlarına bakıp toplumsal destek varsa doğru, yoksa yanlıştır, hatasına düşülmemesi gerekir.

6-     Davete başlarken muhatabımızı kurtarmak niyetiyle değil kendimizi kurtarmak niyetiyle başlamalıyız. Davet sadece onun değil kendimizin de kurtuluşudur. ‘’Veda hutbesinde burada bulunanlar bulunmayanlara bunu ulaştırsınlar ‘’mesajı yüz bin sahabe tarafından hemen dünyanın dört bir tarafına yayıldı. O gün Peygamberi dinleyen yüz bin sahabenin doksan bininin kabri nerede? Kimisi Çin’de, kimisi Afrika’da, kimisi Kıbrıs’ta yürüyen bir ümmet yetiştirdi Peygamber. ‘’ Oturan bir ümmet yürüyen bir Peygamberi anlayamaz .’’

Kocaeli’de cehenneme gidecek her kişi bana davet ulaşmadı derse Gökkuşağı Derneği buna nasıl cevap verecek’’ sözü salondakileri duygulandırdı.

Hz. Muhammed’in 23 yıllık risaletinde onu en çok üzen olay ilk yıllarında vahiy kesilmesi ( Fetret devri ) İdi. Bugün hayatıma vahiy inmedi, bugün Kuransız günüm geçti diye üzülüp çare aramamız gerekmez mi? İnsanlar iman etmiyor diye üzülmüştü Peygamber. Biz de başkasının günahına ağlayan adam olmalıyız diyen Ramazan Kayan Hz. Ebubekir’in babasını hidayete davet etmesini ve Peygamberin tavrını örnek olarak anlatınca dinleyicileri oldukça duygulandırdı. Yürek ayaklanmasına, vicdan ayaklanmasına ihtiyaç olduğunu, yakın tarihimizde hiç bir zaman sahip olmadığımız fırsatlara bugün sahip olduğumuzu ve hiç bir mazeretimizin kalmadığını belirtti.

Ramazan Kayan Hoca, Balıkesir – Edremit romanlarının kendisini sohbet için çağırdığı bir anısını anlattığında o kişilere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmediğimizden bizi muhasebeye sevk etti. Kimine Çingene, kimine komünist, kimine kapitalist diyerek dışladığımızı belirtti ve Muhammed suresi 38. ayeti açıkladı. Edremit’teki bu Kardeşlik Eli Derneğinin faaliyeti bizleri derin derin düşündürdü.

Ramazan Kayan konuşmasının sonunda 6A formülü olarak özetlediği davet aşısını anlatarak Kocaeli’de unutulmaz, etkileyici bir iz daha bıraktı.

1-     Aşkınlık

2-     Arınmışlık ( Ahlakilik )

3-     Adanmışlık

4-     Aidiyet

5-     Aksiyon

6-     Aşk  ( Ulvi Aşk )