Hizmet İçi Eğitim’de Onbeşinci Durak İstanbul-2

0
151

İstanbul’da gerçekleşen Anadolu Platformu Hizmet İçi Eğitim programına İstanbul Avrupa yakasında faaliyet gösteren Anadolu Platformu üyesi kuruluşlar katıldılar.

Hizmet İçi Eğitim programı çerçevesinde İstanbul’da yürütülen çalışmaların ikinci gününde Sivil Toplum Kuruluşları ve dostlar ziyaret edildiler. Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çamurluoğlu, Teşkilatlanma Komisyonu Üyesi Mehmet Alpcan, şu sıralar sağlık sorunları yaşayan Davut Özgül hocayı evinde ziyaret ettiler. Akabinde Birlikte Edam’a bir ziyaret gerçekleştirildi. Edam’da Alparslan Durmuş Bey ile bir görüşme yapıldı. Görüşmede eğitimin temel sorunları ve alternatif eğitim çalışmaları hakkında görüş alış verişinde bulunuldu. İki kurumda da yürütülen benzer faaliyetlerin daha verimli olabilmesi ve geliştirilmesi için yapılabilecek ortak çalışmalar hakkında da görüşler paylaşıldı. İyi dilek temennilerinin ardından görüşme sona erdi. Önder İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneğine de bir ziyaret geçekleştiren komisyon yürütülen faaliyetler hakkında bilgilendirme ve faaliyetlerin verimliliği üzerine fikir alış verişinde bulundu. İkinci gün Son olarak Sosyal Doku Derneğine bir ziyarette bulunuldu. Nureddin Yıldız Hoca ile yapılan görüşmede dernek ve vakıf çalışmaları hakkında bilgiler alındı. Sıcak bir ortamda gerçekleşen ziyarette, karşılıklı dua ve başarı temennileriyle görüşme nihayete erdi.

Gün boyu ziyaretlerde bulunan Platform yetkilileri akşam ise Hizmet İçi Eğitim programında İstanbul Avrupa Yakasında faaliyetlerini sürdüren üye kuruluşlarımız ile bir araya geldiler.

 

Anadolu Platformu üyesi AKDAV, Fıtratder, İstanbul Çınarder, İradeder, İyilikder, Genç Ufuklar, Bekader, Bağder ve Umut Işığı Derneği yönetici ve gönüllüleri ile “Hizmet İçi Eğitim” programında bir araya gelen Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir birer sunum gerçekleştirdiler.

Birinci gün gerçekleştirilen program ile aynı içeriğe sahip olan toplantıda katılımcıların farklı olması bazı değişiklikleri de beraberinde getirdi.

İlk olarak kürsüye gelen Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir sunumunu gerçekleştirdi. Sunumunda teşkilatlanmanın ve birlikte yaşamın önemine değinen Aldemir kısaca şunlara değindi:

“Rabbimizin rızasına adanmış bir çalışmanın içinde bulunmaktan dolayı Allah’a hamdolsun. Derdimiz var. Yaşanan olaylara karşı söyleyecek sözümüz var. Üye kurumlar bazında orta bir kültür, ortak bir dil ve ortak bir çalışma sinerjisi oluşturmak için bu tarz eğitim çalışmaları düzenliyoruz. Anadolu Platformu çatısı altında 40 bölgedeki zihin ve emekleri geniş bir meşveret sahasında toplamak ve kültürel paylaşımları yaygınlaştırmak için sizlerle birlikteyiz. Kurum olarak şeffaflık vazgeçilmez niteliğimizdir.

Bizler yardımlaşmayı, eğitimi ve aile eksenli çalışmayı en önemli sacayağı olarak kabul eder. Ve bu değerlerini dün olduğu gibi bugünde korumaya devam edecektir. Bunun yanı sıra aile meclisleri de kurmalıyız. Bizler sadece bu Anadolu coğrafyasının umudu değil aynı zamanda İslam dünyasının da umuduyuz bunu bilip buna göre kendimizi organize etmeliyiz. Dünün zihnimizi sınırlayan ulusal sınırları artık günümüzde gelişen iletişim olanaklarıyla artık bir sınır ve sınırlayıcı olmaktan çıkmıştır. Bunu fark edip buna göre hedeflerimizi ve çalışma alanlarımızı yeniden belirlemeliyiz.

Geçmişimizi bugünün dinamiği yaparsak ileri gideriz. Gelişen ve değişen bir dünyada modern dünyanın yalnızlığı büyük bir tehdittir.” dedi.

Neyi ve kimi bekliyoruz? Dışımızda bir kurtarıcı mı arıyoruz? Oysa kurtarıcı bizleriz. Bunun için bir aradayız. Yaşadığımız çağa şahitlik yapmalıyız. Bizler topluma karşı İslami sorumluluklarımızı önce kendi kurtuluşumuz için üstlenmeliyiz. Bugün dün sahip olmadığımız imkânlara sahipken hiçbir sorumluluğumuzu erteleyemeyiz. Allah “Ey iman edenler, iman ediniz diye ashab-ı kirama sesleniyordu. Bizler de yeniden iman etmeli, kendimizi çek etmeliyiz.

İleriye doğru bakan, devrimci bir ruha teslim olmuş, sürekli değişim ve dönüşümü önüne koymuş, gözü sürekli ufukta olan insanlar kendilerini geçmişle avutamazlar. Geçmişi adadık, önemli olan şu an ne yaptığımız ve yarın için ne planladığımızdır.

Bu kadar şeye şahitlik ettikten sonra bizim ortalama insan olma şansımız yoktur. İkbal “Mücadelesi verilmemiş bir hayatın yaşanmamış olduğunu” belirtir. İleriye doğru adımlar atmalıyız.”

Turgay Aldemir’in konuşmasının ardından kürsüye geçen Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan sunumunda şunlara değindi:

“Zorlu günlerde davet için insanlar aranırken şimdi ortam rahatladı davet edilecek insan sayısı çok ama davetçi sıkıntısı çekiyoruz. Daha çok iş yapmamız gereken şu günlerde davetçileri davet etmek gerekiyor. Davetçi pasif olunca sıradan insandan ne bekleyebiliriz. Davetçi kendine gelmeli ve boşluk kabul etmeyen şu hayatta üzerine düşeni ivedilikle yerine getirmelidir. Çıtayı yükseltmek için gayretlerimizi arttırmalıyız. İmkansızlıklar içinde, zor günlerde bir çok işi başarmış olan bizler şu ortamda elimizden gelen budur diyorsak yanılıyoruz. Bu topluma karşı, bu ülkeye karşı, bu dünyaya karşı sorumluluklarımızı düzenli çalışmalarla yerine getiremeyiz.

Ön yargılardan arınmalı ve toplumun her kesimine ulaşmalıyız. Kitle seçme lüksümüz yok. Bizler bilgimizle, birikimimizle, yaşayışımızla toplumun en ücra kesimlerine kadar gitmeliyiz. Allah gayret edip çalışanların emeklerini boşa çıkarmaz.

Eğer yüz çevirirseniz mücadeleyi terk eder başka alanlara kayıp giderseniz Allah sizin yerinize başka bir toplum getirir.”

Bunların hepsiyle beraber davette kendimizi bir kısım insanla sınırlandırmamalıyız ve ettiğimiz davetle böbürlenmemeliyiz. Efendimiz s.a.v. bir gün evden çıkıyor. Dışarıda oynayan çocuklara bakıyor. Her zaman onlara sevgi gösteren bir peygamber. O gün aralarından bir tanesinin olmadığını fark ediyor. Soruyor arkadaşınız nerede diye. Çocuklar hasta evde yatıyorlar diyor. Resulullah bütün işlerini bırakıp çocuğu ziyarete gidiyor. Çocuk Yahudi bir ailenin çocuğu. Gittiğinde durumun vahim olduğunu görünce çocuğa kelime-i şehadet getirmesini istiyor. Çocuksa babasının gözlerine bakıyor. Babası Resulullah’ın bu davranışını samimi bulduğu için çocuğuna yavrum Ebul Kasım’ın isteğini reddetmeyebilirsin diyor. Çocuk şehadet getiriyor. Resulullah’ın giderken söylediği söz şu “ benim vasıtamla ateşten kurtuldu Allah’a hamdolsun” .

Resulullah kendine vazife çıkarmıyor, benim vasıtamla diyor. Ben kurtardım demiyor buna da dikkat etmeliyiz.

Son olarak unutmayın Allah bize emanet ettiği dinle bizi sınıyor. Eğer yüz çevirirsek Allah bizim yerimize başka bir topluluk getirir.”

Ramazan Kayan İslami düzeyde hantallığın, istenilen şeyin istenilen düzeyde ilerleyememesinin sebeplerini de 6 madde ile sıraladı:

Umursamazlık

Umutsuzluk

Ufuksuzluk

Uyumsuzluk

Usulsüzlük

Üslupsuzluk

Konuşmasını 6U formülüyle tamamlamasının ardından soru cevap kısmına geçildi. Katılımcılardan gelen soruların cevaplandırılmasından sonra seminer sona erdi.