Hizmet İçi Eğitim’de Dördüncü Durak Şanlıurfa

0
158

Anadolu Platformu “Hizmet içi Eğitim” programları çerçevesinde daha önce de yaptığı bölge ziyaretleri ve istişare çalışmalarına Şanlıurfa ile devam etti.

12 Ocak Perşembe günü Şanlıurfa İnsan Eğitim ve Yardımlaşma Derneği yöneticileri ve gönüllüleri ile birlikte “Hizmet İçi Eğitim” programında bir araya gelen Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan ve Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir burada da birer konuşma yaptılar.

İnsan Eğitim ve Yardımlaşma Derneği konferans salonunda gerçekleşen Programa Anadolu Platformu’nun amaç ve hedeflerini anlatan Tanıtım Filmi ile başlandı. Programın takdimini İnsan-Der Başkanı Metin Işık yaptı.

Hizmet İçi Eğitim programında Ramazan Kayan ve Turgay Aldemir birer sunum gerçekleştirdiler. İlk konuşmayı yapan Turgay Aldemir sunumunda şunlara değindi.

“Dünyada yaşananları fark edenlerle seyredenler bir olur mu? Bir iş için çabalayanlarla yerinde duran bir değildir. Birikimlerimizle bildiklerimizle amel ettiğimizde Rabbimiz bilmediklerimizin kapısını da bizlere açacaktır. Amel edilmeyen bilginin insanlığa bir faydası dokunmaz. Aslolan bilgi ve birikimlerimizle hareket etmemiz ve hayata taşımamızdır. Rabbimiz hassasiyetimiz oranında bize yaklaşıyor. İçinde yaşadığımız toplumun sorunlarına duyarlı olduğumuzda Allah bizlere yardımcı olur ve çalışmalarımız bir anlam kazanır. Bilmeyenler gibi davranırsak Allah bize rahmet kapılarını açmaz. Sosyal Müslümanlık olarak tanımlanan çerçevede bir kötülük gördüğümüzde onu düzeltmekle mükellefiz. Bir iyilik gördüğümüzde ona destek olmamız gerekir. Bizler bireysel Müslüman olamayız. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı bizlere fayda getirmez. Paylaşmanın anlamı yokluk içinde iken anlaşılır. Bizler bu yokluğa düşmeden paylaşmayı bilmeliyiz. Bilgimizi, birikimimizi hatta gerekiyorsa hayatımızı paylaşıma açmalıyız. Hastalık gelmeden sıhhatin, meşgale gelmeden boş zamanın, ölüm gelmeden hayatın anlamını bilmemiz lazım.

Gönüllülük boş vermek ya da boş iş değildir. Evlenince gönüllü olarak evleniriz. Diyebilirmiyizki ben gönüllü olarak evlendim ve bu gün eve gitmeyeyim. Tabii ki diyemeyiz. Evlenmekle üzerimize yapılması gereken görevler almış oluruz. Dernek ve vakıflardaki gönüllülük de böyle bir şeydir. Gönüllü olduğumuzda üzerimize yükümlülükler almış oluruz. Ve bu yükümlülükleri yerine getirmemiz gerekir. Aidiyetlerimize karşı sadık olmalıyız. Uhud’un okçuları gönüllüydü, kazanılmış savaşın içinde yerlerini terk ettiklerinde savaşın seyri değişti. Görev bilincini oturtmak ve faaliyetlerimize devam ettirmeliyiz. Değer merkezli eğitimlerimizi yaygınlaştırmalıyız. Bize emanet edilen çocuklara karşı sorumluluklarımızı yerine getirmediğimizde durumumuz tepeyi bırakan okçulara benzer.

Peygamberimizin hayatındaki doğal dengeyi hayatımıza taşımalıyız. Yeniden kendimizi kurgulamalı ve hayatın içinde yerimiz neresi bunu belirlemeliyiz. Emanet olarak verilen hayatı dolu dolu yaşarsak ve ona anlam katarsak ve hakkını verirsek bir anlamı vardır. İçinde bulunduğumuz toplumdan bizi çıkarttığımızda toplumda değişen bir şey yoksa yaptığımız işleri yeniden gözden geçirmemiz lazım. Bu toplum için bir şey ifade etmeliyiz. Biz yokken toplumun bir eksiklik hissetmemesi yaptıklarımızın karşılığının reel olmadığı anlamına gelir.”

Turgay Aldemir’in konuşmasının ardından kürsüye geçen Ramazan Kayan sunumunda şunlara değindi:

 “Zorlu günlerde davet için insanlar aranırken şimdi ortam rahatladı davet edilecek insan sayısı çok ama davetçi sıkıntısı çekiyoruz. Daha çok iş yapmamız gereken şu günlerde davetçileri davet etmek gerekiyor. Davetçi pasif olunca sıradan insandan ne bekleyebiliriz. Davetçi kendine gelmeli ve boşluk kabul etmeyen şu hayatta üzerine düşeni ivedilikle yerine getirmelidir. Çıtayı yükseltmek için gayretlerimizi arttırmalıyız. İmkansızlıklar içinde, zor günlerde bir çok işi başarmış olan bizler şu ortamda elimizden gelen budur diyorsak yanılıyoruz. Bu topluma karşı, bu ülkeye karşı, bu dünyaya karşı sorumluluklarımızı düzenli çalışmalarla yerine getiremeyiz.

Ön yargılardan arınmalı ve toplumun her kesimine ulaşmalıyız. Kitle seçme lüksümüz yok. Bizler bilgimizle, birikimimizle, yaşayışımızla toplumun en ücra kesimlerine kadar gitmeliyiz. Allah gayret edip çalışanların emeklerini boşa çıkarmaz.

Eğer yüz çevirirseniz mücadeleyi terk eder başka alanlara kayıp giderseniz Allah sizin yerinize başka bir toplum getirir.”

Konuşmanın ardından katılımcıların soru, görüş ve önerileri ile program sona erdi.