Ana Sayfa Kuruluşlar Anadolu Öğrenci Birliği Herkes Kendi Zamanının Çocuğu Olmalıdır

Herkes Kendi Zamanının Çocuğu Olmalıdır

0
Herkes Kendi Zamanının Çocuğu Olmalıdır

Araştırmacı Yazar Hüseyin Özhazar Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi tarafından düzenlenen söyleşi programına konuk oldu.

31 Ekim Perşembe günü Bülbülzade Vakfı Sosyal Tesisleri Konferans Salonunda yapılan söyleşi programına Anadolu Öğrenci Birliği ortaöğretim ve yüksek öğretim öğrencileri ile vakıf gönüllüleri katıldı.

Eğitimci Muaz İçen tarafından sunulan program okunan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur’an tilavetinin akabinde Muaz İçen tarafından okunan denemenin ardından kürsüye Araştırmacı Yazar Hüseyin Özhazar geldi.

Herkes Kendi Zamanının Çocuğu Olmalı

Konuşmasına üniversite yıllarında verdikleri İslami mücadeleyi anlatarak başlayan Özhazar sözlerini şöyle sürdürdü; “1980’li yıllarda üniversite hayatına başlamıştık. 80’li yıllar 12 Eylül darbesinin akabinde bir öğrencilikti ve zorlu bir takım tarafları vardı. Hatırlıyorum iki yıl üst üste kaldığınız zaman direkt okuldan atılıyordunuz. Sürekli atılma riski ile karşı karıyaydınız. İmam Hatip Lisesi mezunuydum ve İstanbul’a bir mücadele başlatmak, oradaki mücadeleyi derinleştirmek, insanlara İslamı götürmek, İslamı anlatmak için gelmiştik. Ama veterinerlik fakültesinde okuyordum ve sürekli derse girmek zorunda kalıyordum. Tabi çok fazla dayanamadım. Veteriner fakültesini iki yıl sonra terk ettim. Tarih bölümüne başladım. İyi ki tarih bölümünü okumuşum, tarih ciddi anlamda ufkumun açılmasına önayak oldu.

Her ne kadar öğrencilik anlamında edilgen görünsek de her halde o dönemin en çok okuyan gençleri bizler idik: çok okuyan, çok konuşan, çok tartışan, çok insanla ilişkide bulunan her insana ulaşmak isteyen bir yapımız vardı.

Ahiret Bilinci kitabımı 1990 yılında 21 yaşında iken yazdım. Bizler mücadele odaklı olarak insanlara İslamı götürmek, İslamı tebliğ etmek ve İstanbul’da bizim düşüncelerimize uygun faaliyetlerin geliştirilmesi için böyle 7/24 çalışıyorduk. O dönemde ne bir yerimiz vardı ne bir yurdumuz, ne bize sahip çıkan ağabeylerimiz ve ablalarımız vardı. Hiç kimsemiz yoktu. Deli dolu inanmış bir avuç genç idik. Ne yapmak istediğini bilen, hedefe iyi yoğunlaşmış bir avuç insan. Hiçbir şey bizi korkutmuyor, hiçbir şey bizi yıldırmıyordu. Evimizin olmaması, paramızın olmaması hiçbir şey bizi yıldıramıyor. Hep şöyle bir şeyin hayalini kurardık. Bir yerimiz olsa, hep beraber gidip gelebileceğimiz, muhabbet edebileceğimiz bir yerimiz olsa ne güzel olurdu. Bir tane evimiz vardı Türkiye’de o evi bilmeyen yoktu. Herkes oraya gider gelirdi. Gece gündüz fark etmez orayı kullanırdık başka yerimiz yoktu çünkü. Üniversitede temas etmediğimiz, konuşmadığımız hiçbir genç yoktu. Mutlaka her gence temas etmiştik. Bunun içerisinde sağcısı, solcusu, İslamcı gruplar, Kürtçüler fark etmiyordu. Büyük bir azimle uğraşıyorduk.

Tabi bunları anlatırken gençlerimize illaki bizim zamanımızdaki gibi bir mücadelenin yapılmasını bizim dönemin kitaplarını okumasını istemek bu zamanın ruhuna aykırı olur. Biz o zamanın şartlarında böyle bir mücadele ortaya koyduk, bu zamanın gençlerinin de kendi zamanlarının mücadelesini ortaya koymaları gerekir. Yani herkes kendi zamanın ruhuna uygun olarak mücadele şekli ney ise o mücadeleyi vermeli ve kendi zamanının çocuğu olmalıdır.