"Her gün Allah`ın her gün Kudüs günüdür" – (Süleyman Gündüz)

0
201

Kudüs Sezai Karakoç`un şiirinde ifade ettiği gibi bir alın yazısı saatidir benim için. Kudüs, bir aşk, bir sevda ve bir tutkudur. Kudüs `süz gün olmaz

Ey Kudüs!

Allah`ın seçtiği toprak ve onun kullarının vatani!

Senin duvarlarından dünya, dünya oldu.

Ey Kudüs! Sana doğru inen çiğ taneleri bütün hastalıklara şifa getiriyor.

Çünkü geldiği yer, Cennetin bahçeleri.”*

Yakın Doğu kentlerinin anlatıldığı bir evde doğdum. Büyükbabam Mahmud Hamdi, hac ziyaretini bir serüven gibi yaşadığından; anlatışı derin bir merak uyandırırdı bizde. Trabzon, İstanbul, Hayfa, Kudüs, Şam, Mekke ve Medine`ye deniz ve havayolu, dönüşü de karayolu ile gerçekleşen bu ziyaret; evimizde sürekli konuşulurdu. Kısaca doğunun kentlerine kulak aşinalığıyla büyüdük.

Yeryüzünde üç kutsal kitabın övgüyle anlattığı tek şehir Kudüs`tür. Hz. Âdem (A.S)`den, Hz. Muhammed (SAV)`e kadar tüm peygamberler ya bu kentte yaşamışlar, ya ziyaret etmişler veya bu kenti ziyaret için yola çıkmışlardır. Üç kez kutsanmış bir şehirdir. Medeniyet bu şehrin duvarlarından doğmuştur. Onun için Tanrı Şehri`dir.

Sendrom oluşturacak ve insanlık tarihini etkileyecek öyküye sahiptir. Peygamberler ve Krallar Kudüs mitolojisini birlikte inşa ettiler. Hz. İbrahim`den Hz. Davud`a, Hz. İsa`dan Hz. Muhammed`e (SAV) kadar inanç coğrafyasının tek merkeziydi.

Yeryüzü serüvenimizin anlamı bu şehirde hissedilir. Elinizi nereye uzatsanız O`nun elçilerinin eline tutarsınız, adımlarınız ayak izlerine takip eder.

Gönül gözünüz açıksa kaderin ve an`ın sırrına erersiniz. Masumiyeti, çileyi, bereketi, tevazuuyu, mütekebbirliği, dostluğu, ihaneti, ihtişamı ve sefaleti idrak edersiniz.

Bunun için: insanlık Kudüs`te ilham aramaya gelmiştir. Düşlenmiş ya da gerçekten ziyaret edilmiş olsun, dünyada böylesine bir resim, anlatı ve tahlil seline yol açmış az şehir vardır.

Antik kentin-Yahudiler için Yeruşalayım, Hıristiyanlar için Jerusalem, Müslümanlar için Kudüs- iki bin yıldan beri dünya tek tanrılığının tarihi ve ruhani merkezidir. Kudüs`ün diğer adı Medinetüsselam, yani Barış Şehri`dir. Bunu gerçekleştirmek için insanlar çok kan döktüler ve halen dökmeye devam ediyorlar.

Birçok tarihçi ilk insan Hz. Âdem`in yeryüzü serüvenini buradan başlatır. Kâbe`den sonra ikinci mabedin (Mescid`ül Aksa) burada kurulduğu rivayet edilir.

Bu topraklar, Hz. İbrahim`in yurt edindiği, oğulları Hz. İsmail ve Hz. İshak`ın doğduğu yerlerdir. Tarih sürecini etkileyen Hz. Sara`nın Hz. Hacer`e kıskançlığı sonucu; Hz. Hacer ve Hz. İsmail`in Mekke`ye göçü buradan başladı.

Hz. Yakup ve oğlu Hz. Yusuf`un öyküsü burada doğdu. Hz. Musa, gelemediği halde kentin geleceğini derinden etkiledi. Hz. Davud sapanla devirdiği tek gözlü dev Golliath (Callut) savaşı burada gerçekleşti. Hz. Davud ve Hz. Süleyman`ın Krallığı burada kuruldu. Hz. Süleyman mabedi, Saba Melikesi Belkıs ve öyküsü burada yaşandığı anlatılır.

Bu topraklar İsrail oğullarının Peygamberlere yaptığı zulümlerin sonucunda bir ceza olarak büyük yıkımı ve sürgünü görmüştür.

Hz. Meryem ve Hz. İsa`nın bu bölgenin Beytüllahim, Nazaret, Eriha ve Kudüs`te olduğu gibi her yerinde bir izi vardır.

Hz İsa, son kez Zeytindağı`ndan bu şehre elemli bir bakışla bakmış ve İncil`de kayıtlı sözleri söylediğine inanılır: “Ey Yeruşalim! Peygamberleri öldüren, kendisine gönderilenleri taşlayan Yeruşalim! Tavuğun civcivlerini kanatları altına topladığı gibi ben de kaç kez senin çocuklarını toplamak istedim, ama siz istemediniz. Bakın, eviniz ıssız bırakılacak!”**

Hz. İsa`nın yaşamındaki ilahi kudreti, sadakat sınavını ve ihaneti bu topraklarda öğrendik.

Mekke`den Kudüs`e Cebrail`in refakatinde gelen, Mescid`ül Aksa`dan Kubbetül Sahra`ya yürüyen, oradan göklere ulaşan ve Allah`ın huzuruna çıkan Hz. Peygamber`in, görüşmeden önceki son ve görüşmeden sonraki ilk anları bu şehirde yaşandı. İlk kıblemizdir.

Kur`an-i Kerim`deki İsra Suresi bu yolculuğun ve bu şehrin tanımlanması üzerine inmiştir. “Kulu Muhammed`i geceleyin, Mescid`ül Haram`dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid`ül Aksâ`ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O`dur.”***

Kudüs, Hz. Ömer döneminde 636 yılında İslam yurdu oldu. Kutsiyetine binaen Medine`den gelerek bizzat şehri kendisi teslim almıştır. İslam tarihinde en çok anlatılan yüzyılları etkileyen köle-efendi ilişkisine ve hoşgörüye ait öyküler bu teslim alınış anında yaşanmıştır. Hz. Ömer tarafından farklı inançların ve milletlerin barış ve esenlik içinde yaşamaları için ilk “insan hakları beyannamesi” burada yayınlanmıştır.

Kudüs, birkaç kez el değiştirmiştir. Haçlı Orduları 1099`da şehri işgal etmişler. 1187`de Selahaddin-i Eyübi tarafından tekrar feth edildi. 28 Aralık 1516`da Yavuz Sultan Selim şehri Memlüklulardan devir aldı. Türkler bu şehre o an “Kudüs-ü Şerif” ismini verdiler ve 400 yıl hizmet ettiler.

11 Aralık 1917`de I. Dünya Savaşında Osmanlı Ordusu İngiliz Ordusuna yenilerek Kudüs`ü kaybetti. 1967`den itibaren de Siyonist İsrail işgali altında bulunuyor.

O artık “Medinetüsselam”, yani “Barış Şehri” değildir.

Tarihinin en mahzun dönemini yaşıyor Kudüs.

İslam dünyasında yüreğinde Kudüs`e ait bir duygu taşıyanlar Ramazan ayının son Cuma gününü “Dünya Kudüs Günü” olarak anmaktadırlar.

Bugün Dünya Kudüs Günü`dür.

Kudüs Sezai Karakoç`un şiirinde ifade ettiği gibi bir alın yazısı saatidir benim için. Kudüs, bir aşk, bir sevda ve bir tutkudur. Kudüs `süz gün olmaz.

“Her gün Allah`ın her gün Kudüs günüdür”****

*Hz. Muhammed (SAV) Hadis, Kütübüs-Sitte

**Matta 23:37-38

*** İsra Suresi, 1

**** İmam Humeyni

 Yenişafak

———————————-
Süleyman Gündüz
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI