Hazreti Peygamber ve Merhamet Eğitimi

0
136

Osmaniye Müftülüğü ve Osmaniye İlim Sanat ve Kültür Derneğinin ortaklaşa düzenlediği Kutlu Doğum Programı yoğun katılımla gerçekleşti

             Hazreti Peygamber ve Merhamet Eğitimi Konulu Konferans Yapıldı.

       Hazreti Peygamber Âşıkları, Şefkat ve Merhamet Hepimize Gerek Dedi.        

Merhamet Eğitimi İle Davranışlarımız Meleke Haline Gelmeli.

 

           Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, Kutlu Doğum Etkinlikleri çerçevesinde, Osmaniye Belediyesi Ahmet Şekip Ersoy Kültür Merkezinde, Peygamber âşıklarıyla buluştu.

          Konferansa, Osmaniye Valisi Celalettin Cerrah, Belediye Başkanı Kadir Kara, Osmaniye İl Müftüsü Ramazan Çortul, Şube Müdürü Duran Kamalı, Tüm Kurum Müdürleri, Merkez din görevlileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

           Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, ‘’ Asrı Saadette, insanlık bir merhamet bekliyor. Allah’ın rahmeti sayesinde, insanlığa şefkat ve merhamet Peygamberi olarak gönderilen Hz. Muhammed (A.S), haşyet ve merhametiyle insanlığa rehber oluyor.

          Allahu Teâla Hazretleri selim bir kalple bu dünyadan, öbür dünyaya göç etmemizi istiyor. Kalbi selimin iki özelliği vardır. Birincisi, haşyet sahibi olmak yani bilgiye, irfâna dayalı bir kalp. İkincisi, merhamet sahibi olmaktır. İnsan, merhamet taşıyorsa o zaman başkasının farkında olur.

          İnsana, hayvana, tabiata, ağaca, yere, göğe kısacası her şeye merhametle yaklaşmak lazım. Şiddetin egemen olduğu zamanlarda cahiliye dönemi dediğimiz dönemde tek hatırlayacağımız Hz. Zişan Efendimizdir. Taif halkına tebliğ için giden Hz. Peygamber, Cenabı Allah’ın buyruğu gereği Allah’ın dinine davet etmiş ama Hz. Muhammed Mustafa (SAV) meşakkatli bir durumla karşılaşmıştır. Cenabı Allah’ın buyruğu sonrasında Allah Resulü, Ben umarım ki bu halkın içinde, merhamet sahibi bir topluluk çıkmasıdır.

          Kendini öldürmeye kasteden Sürâkayı, Allah Resulü affediyor. Çocuk sevgisi olmayan bedeviye Allah Resulü şöyle diyor. Allah, senin kalbinden merhameti söküp almışsa ben ne yapabilirim. Ben zina yapmak istiyorum diyen gence, Allah Resulü yine şöyle diyor. Böyle bir şeyi annene, teyzene, kız kardeşine yapılmasını ister misin? Hiç kimse böyle bir fiilin yakınlarına yapılmasını istemez. Bundan sonra Peygamber Efendimiz, bu duyguyu bu gencin kalbinden söküp al Yârabbi diye dûa ediyor. Dûa kabul oluyor. Genç bu dûadan sonra zina duygusu, isteği yaşamıyor.

          Ebû Mahsûre isimli bir genç, ezanı sabote ediyor. Ama bu yanlışı yapana da, ezanı şu şekilde oku diye görev veriyor ve bir kesede gümüş vererek genci onurlandırıyor. Daha sonra bu genç Medine’nin müezzini oluyor.

          Batı’da insanların, kölelerin zevk için aslanlara parçalattırıldığı bir zaman ve bu zaman medeniyet olarak anılıyor. Bizde ise İslam medeniyeti var. Bu medeniyetin Yani İslam medeniyetinin merkezinde; şiddet yok, hor-hakir görmek yok. Merhamet var.

          Hacı Bektâşi’nin dediği gibi, Ceylanlarla Aslanların kucağımızda barınması var.

          Kalbi selim, incinmeyen ve incitmeyen bir kalptir. Siz incitmeye bilirsiz. Mümkündür. Ama sizi herkes incitebilir. İşte bu durumda dahi incindiğinizin tepkisini yine İslâmın vakarına uygun bir çıkış yolu ile aklıselimi bulabilmek, asıl olan.

          Allah Resulünün canlı cansız her durumda yüksek merhametini görebiliyoruz. Hayvan keserken bile merhamet olmalı. Merhamet tekrarlanarak bizim olur, bizden olur. Doğru ve merhametli olmak istiyorsanız o duyguya yoğunlaşın, o duygu refleks hâline gelmeli. Sevgi, saygı, muhabbet, merhamet, duyguları hep olmalı. Bu duygular, insanda pozitif enerjinin oluşmasını sağlar.

           Uhut bizi  sever, bizde Uhudu severiz. Diyor Allah Resulü. Suya, ağaca, dağa, havaya iyi davranın diyor. Siz merhametli olmadıkça Cennete giremezsiniz. Buyuran Resul, yine birbirinize merhametlisiniz. Siz bütün nebatattan insanlığa karşı merhametli olmadıkça Cennete giremezsiniz. Buyuruyor Hz. Peygamber.

           Müminler, canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almışlardır. Buyuruyor Allah Resulü, başka bir Hadis Şerifte. Merhamet bir derttir, dertlenmektir. Bütün dertler onda gizlidir. Bu gün yetim başı sıvazlayan, hasta ziyaretinde bulunan var mı? Yetimin derdi, sadece karnının doyurulması da değil. Başının sıvazlanması, adam yerine konulmasıdır.

            Bugün, yeniden merhamet seferberliği yapmamız lazım. Bunun için ilk adres, kendi evimiz, çocuklarımız, eşimizdir. Bu gün evimizde ortak zamanlar ayarlamalıyız. Ben seni anlıyorum, seni dinliyorum, seni yaşıyorum. Jest ve mimiklerle bile yaşamalıyız. TV ve gazetelerle değil, göz göze gelmeliyiz. Eşimizin, çocuklarımızın elinden tutup, mezarlıklara, dostlarımıza, çevremizde değer verdiğimiz insanlara götürmeliyiz. Yardımlarımızı çocuğumuzun elinden yapmalıyız ki, çocuğumuz merhameti-şefkati hissetsin, yaşasın. O büyüdüğü zaman merhametle büyüsün.

             Maalesef bugün TV, internet, gazete sayfaları şiddet içeriyor. Dolayısı ile çocuk bu duyguları normal olarak görmeye başlıyor. Kafasının, kolunun koptuğunu görüyor. Kanının fışkırdığını görüyor. Ne gariptir ki, bundan da zevk alıyor. Bu gençler bizim. Bu gençler geleceğimiz. Geleceğimizi, gençlerimizi merhamet duygularıyla pozitif duruma getirmeliyiz. Evlerinde, öğretmenlerimiz öğrencileri ziyaret etmeli. Psikiyatristlerimiz birçok mutsuz ama varlıklı insanlarımıza uygulamalı mutlu olma terapileri yapmaktalar. Hep huzursuz, mutsuz olan hastalarına merhamet ve hayır terapisti yapıyorlar. Acılar içindeki insanları, yetimleri, yoksulları videodan izletiyorlar. Aynı gerçek hayatın içinden olan bu insanların durumlarını daha sonra bizzat ziyaret ederek, bu insanların durumları ile kendi durumları arasında kıyaslanma yapılması sağlanarak bu yardıma muhtaç, sıkıntısı olan insanların sıkıntıları giderilerek âdeta merhamet, şefkat dersi uygulamalı olarak veriliyor. Sonra bu hasta olan insanlar konuşturulduğunda, biz daha iyi bir durumdaymışız dedikleri araştırma kayıtlarına geçtiğini görüyoruz.

             Yüreklere merhamet ekmeye ihtiyaç var. Çocuklarımız, yetimin-yoksulun evine gitsinler. Zekatı, öşrü, sadakamızı çocuklarımız aracılığıyla yapalım. Çocuklarımız bu şekliyle yardım etmenin ve merhamet etmenin şeklini öğrensinler.

             Şiddeti, saldırganlığı önleyecek olan merhamettir. Olduğumuz yerden, küçük yerlerden başlamak lazım. Kendimizi eğitmek için buna ihtiyacımız var. Cenâzeye katılıyoruz, ibret almak için. Hasta ziyaretinde bulunuyoruz, sağlığın kıymetini anlamak için. Engin Noyan şöyle diyor. Sosyal devlet olgusu, merhamet duygusunu söküp aldı.

            Başarımız güce dönüşmesi lazım. O güç sana dünyevi ne getirecek, ona bakıyoruz. Bakmalıyız da. Ama daha önemlisi, kaç kişiye merhamet nazarıyla bakabildin olmalı. Asıl olan, kendine bir merhamet formatı atarak, kendimizle barışık bir hayatımız olması gerek.

            Ben başardım değil. Onun yardımıyla başardım olmalı. Kişisel olarak çocuğum, eşim beni ilgilendirmez duygusu, bizlerin medeniyet duygusu değildir. Bizlerin şefkat ve merhamet duygusu, biz duygusuyla güzel bir duygu yoğunluğuna ulaşmaktadır.

            Benliği aşarak merhametli olmalıyız.’’ Dedi.

            Osmaniye İl Müftüsü Ramazan Çortul, ‘’ Rahmet Peygamberini anmak ve anlamak için bu Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle çeşitli etkinlikler düzenlenmekte. Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl, farklı bir temayı ele almakta ve işlemekte. Bu yılda merhamet kavramını işlemektedir. Hepimize merhamet edilmesine ihtiyaç var. Merhamet edelim ki, merhamet bulalım. Allah’ın rahmeti ve mağfireti üzerinize olsun. İki dünyada da iyilik ve güzellikleri bulmak için şefkat ve merhametiniz, meleke haline dönüşsün inşallah.’’ Dedi.

            Konferans sonrasında, Cumhuriyet Meydanında üç bin kişilik yemeğe katıldı.

            Prof. Dr. Yılmaz, konferans öncesi Valilik ziyareti ve sonrasında Üniversitede Rektörlüğünü ziyaret etti. Ömer Bahçeci’ nin hazırlayıp sunduğu ORT TV’de yayınlanan ‘’Yolcu’’ adlı programa ev sahibi olarak İl Müftüsü Ramazan Çortul ile beraber konuk olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, TV programında Şefkat ve merhamet Peygamberi Hz. Muhammed (AS)’ın örnekliğinin yanı sıra çeşitli sorulara cevap verdi. Daha sonra İl Müftülük ziyareti, Zafer Camii ziyareti ve Gülistan Kur’an Kursu ziyaretleri ile Osmaniye ilimizden ayrıldılar.