Ana Sayfa Kategoriler Hayrettin Karaman 'ın dilinden Anadolu Platformu

Hayrettin Karaman 'ın dilinden Anadolu Platformu

0
Hayrettin Karaman 'ın dilinden Anadolu Platformu

Hayrettin Karaman ‘ın Anadolu Platformu ile ilgili yazılarını sizler için bir araya getirdik.

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Yeni Şafak Gazetesi’ndeki son üç yazısını Anadolu Platformu ve Kuzuluk Buluşmaları’na ayırdı. İlk yazısında Anadolu Platformu ile ilgili bilgiler veren Karaman, sonraki yazılarında ise 8. Anadolu Buluşması’nın sonuç bildirgesini yayınladı.

Üç yazıyı sizler için bir araya getirdik:

Anadolu Platformu

İşin başında birkaç hamiyetli, gayretli ve ihlaslı Müslümanın bir araya gelerek bir ‘eğitim ve davet’ platformu oluşturmaları, sonra da bunun dernekleşmesiyle ortaya çıkan ve ümmetin geleceğini inşada önemli bir rol oynayacağına inandığım bir ‘gerçek sivil toplum örgütünden’ söz edeceğim.

‘Gerçek sivil toplum örgütü’nden maksadım, devletin bir parçası olmayan, toprağın ve devletin sahibi olan ve hadim (hizmetçi) değil mahdum (hizmet edilen) olması gereken halkın bağrından kopmuş, halkı temsil eden, belli ilkeler çerçevesinde hem halkı eğiten hem de devlete yön veren örgütlerdir.

Kurucular Anadolu’nun bütününe kucak açışlarını şöyle ifade ediyorlar:

‘Platformumuz; Anadolu’nun çeşitli beldelerinde müstakil çalışmalar yapan kuruluşların birbirini tanımak, tecrübe paylaşımında bulunmak, ortak değerlerimiz etrafında buluşmak suretiyle birlikte çalışmalar gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelen kuruluşlardan oluşmaktadır. Bu kuruluşlar yerel farklılıklarını muhafaza ederek, paylaşımı, diyalogu ve ortak değer üretmeyi amaçlayan kuruluşlardır.’

Zaman içinde yetmiş civarında STK’yı çatısında toplayan platformun muhlis-mücahid işçilerinden, onların görüş ve hedeflerinden, yayınlarından da söz edeceğim.

Bu yazıda ve devamında ise son sempozyumlarından (bu faaliyete Kuzuluk Buluşmaları diyorlar) ve sonuç bildirisinden bahsetmek istiyorum.

20–25 Ağustos 2013 günlerinde, Kuzuluk’ta yapılan bu öğretim ve eğitim toplantısının başlığı DEĞİŞEN DÜNYA VE İSLAM idi.

20. 08. 2013 Salı akşamı, 21.00–22.30 saatlerinde, selamlama konuşmalarından sonra koordinasyon kurulu başkanı Turgay Aldemir’in ‘Değişen Dünya ve İslam’ konulu nefis (hem ifadesi, hem de manası güzel, içi dolu, ufku geniş) açılış konuşmasını dinledik.

21. 08. 2013 Çarşamba gündüzünde Prof. Dr. Berat Özipek, ‘ Ne Değişti? Küreselleşme ve Türkiye’ konulu sunumunu yaptı.

Öğleden sonra sıra gençlerin idi; ‘dünyayı ve düzeni değiştirme ufkuna sahip herkesin genç olduğu’nu ilan ederek oturuma başladılar, ‘Değişen Dünya ve Gençlik, 21. Yüzyıl Gençliği, Yeni Bir Sosyal Dil; Sosyal Medya, Yeni Dönem Müslüman Gençliği’ konularında, ‘çok şükür böyle gençlerimiz de var’ diyerek dinlediğimiz konuşmalar yaptılar.

22. 08. 2013 Perşembe sabah panelinde Nasuhi Güngör, ‘Milli Mücadele ve TC’nin Kuruluş Serüveni’ni, Ömer Altaş ‘AK Parti Sonrası Değişen Türkiye’; öğleden sonra Mehmet Uçum ’21. Yüzyıl Siyasal Sistem İhtiyacı’, Veli Karataş, ’21. Yüzyıl İhtiyaçlarına Dini Değerler Açısından Bir Bakış’ konulu konuşmalarını yaptılar.

Akşam ben ‘İslam Dünyası, Problemler ve Çözüm Teşebbüsleri’ konulu konuşmamı yaptım.

Cuma sabahı Hüseyin Özhazar’ın, ‘Yeni Dünya’da ve Türkiye’de İslam’, Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ın , ‘Değişen Dünyada İslam Perspektifinden Aile İlişki Yönetimi’ konulu konuşmaları, akşam da ‘platformun hocası’ diyeceğim Ramazan Kayan’ın, ‘Değişen Dünyada Değişmeyen Sorumluluklarımız’ başlığını taşıyan hasbihali vardı.

Cumartesi öğleden önce Prof.Dr. Yasin Aktay’ın, ‘Yeni Bir İslam Siyaset Anlayışına Doğru’ başlıklı sunumu, akşam da (bana göre profesör) Mustafa Özel’in ‘Küresel Ekonomi ve İslam’ konulu paneli vardı.

Pazar sabahı –ki, ben ayrılmak durumunda kalmıştım- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu’nun büyük bir ilgi ile dinlenen sohbeti oldu.

Cuma namazından sonra Suriye şehidleri için kıldığımız gıyâbî cebnaze namazına çoluk çocuk, kadın erkek bütün platform cemaati katıldı, Ramazan Hoca’nın duası çok anlamlı ve etkileyici idi.

Platform Doğu’dan Batı’ya bütün ülkeyi -hedef olarak da ümmeti ve insanlığı- kucaklamak istediği için buluşmalarda yetişkin erkekler kadar gençler ve kadınlar da bulunuyorlar, sorular ve katkılarla aktif olarak faaliyete katılıyorlar.

Bazı okuyuculara sıkıcı gelebileceğini bilerek bu detayı aktarmamın sebebi, platformun kalitesi hakkında bir kanaat edindirmeyi istememdir.

Yarın inşaallah sonuç bildirisini vereceğim.

Kuzuluk Buluşması Sonuç Bildirgesi

İki yazıda bütününü vereceğim bu bildirgede Anadolu Platformu kendini de tanıtmış oluyor.

– 21. Yüzyıl’ın ilk çeyreğinde değişen bir dünya ve değişen bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Bu büyük değişime hep birlikte şahitlik etmekteyiz.

– Bir kriz ve kaos döneminden geçmekteyiz. 20. Yüzyıl’ın başında emperyalist devletler tarafından açılan parantez kapanmaktadır. İslam dünyasını parçalayan, bölen ve Müslümanları birbirine düşman kılan Sykes-Picot Sözleşmesi’ne dayanan düzen miadını tamamlamış görünmektedir. Coğrafyamıza kondurulan gayrimeşru gecekondu devletlerde yaşanan diriliş, direniş ve devrim hareketleri, emperyalist güçleri ve kukla rejimleri derinden etkilemekte ve insanlığa yeni bir dirilişi muştulamaktadır. Bu devrimlere ‘Batı‘nın ya da ABD’nin oyunudur’ demek, tarihsel süreci doğru okuyamamak ve bu güçleri kadir-i mutlak görmek anlamına gelmektedir. Unutmamak gerekir ki büyük güçler(!) engelleyemedikleri değişimleri yönlendirmeye çalışırlar. Yaşanan da budur. Bu dönemde yaşayabileceğimiz kısa vadeli başarısızlıklar uzun süreli hedeflerimize ulaşmamızı engelleyemeyecektir.

– Bu değişim süreci bilinç ve basiret üzerine bina edilmiş mücadelelerden geçecektir. Ortaya çıkan bir gerçek var: Batı merkezli dünya sistemi insanlığa refah ve fayda değil; kaos ve zulüm getirmiştir.

– Modern devletler sahip oldukları imkânları -daha özelde medya ve iletişim aygıtlarını– bir savaş aracı olarak kullanmaktadır. Bu yöntemlerle yeni zihin kodlarımız oluşturulmaya çalışılmakta travmatik bir yenilgi psikolojisine sürüklenmemiz istenilmektedir.

– 20. Yüzyıl’da dizayn edilen yönetimler çatırdamakta, Hakk ve halktan uzak iktidarlar devrilmektedir. Aslında yaşadığımız bu kriz, siyasi olmakla birlikte daha çok düşünsel bir krizdir. Bu krizin çözümünü farklı yapı ve odaklarda değil; kendi değerlerimiz ve topraklarımızda aramalıyız.

– Artık yeni bir ihya ve inşa dönemindeyiz. Değişim kaçınılmazdır ve değişim; yıkım değil yeni bir başlangıçtır. Tarihteki en büyük değişim ve gelişim süreçleri büyük kaosları<