Hanımeli Derneği -Söyleşi Günleri

0
137

Kış eğitimi çalışmalarına start veren Hanımeli Derneği Gençlik Komisyonu 2011-2012 eğitim dönemi için projelendirdiği SÖYLEŞİ GÜNLERİ’ni gerçekleştiriyor.

  1 Ekim Cumartesi günü kış eğitimi çalışmalarına start veren Hanımeli Derneği Gençlik Komisyonu 2011-2012 eğitim dönemi için projelendirdiği SÖYLEŞİ GÜNLERİ’nin  ilkini gerçekleştirdi. Araştırmacı yazar Ramazan Kayan ile yapılan söyleşi İmam-Hatip Lisesi, İlahiyat Fakültesi ve Hanımeli Derneği öğrencilerinin katılımı ile gerçekleşti.

  İslam nimeti ile bizleri izzetlendirdiği, İslam’ın dertleri ile dertlendirdiği için Allah’a hamd ile konuşmasına başlayan Ramazan Kayan şöyle devam etti.‘’Dernek ortamları gençleri cahiliye ortamlarından uzaklaştırmıştır. Şu ortamda bulunan siz gençler bugün İslam’ın İzzeti ile şereflendiniz. Allah’ın verdiği İslam nimetinin farkındasınız. Bu ortamlarda bir aradayız. İşte bu nimetin şükrü ancak başkalarını bu nimet ile buluşturmak ile gerçekleşebilir. Hanım kardeşlerimin bu anlamda gayretlerini takdir ediyorum. Çünkü modernleşme adına insanlık değerlerden uzaklaştırılırken bugün en büyük gayreti onlar sarf ediyorlar.’’

    Sözlerine İslam’ın kadına verdiği değer üzerinde durarak devam etti.  

   ‘’Kur’an’da Nisa isimli sure vardır ancak Rical isimli bir sure yoktur. Meryem suresinde Hz. Meryem’in adanmışlığı üzerinden örnekler verilmiştir. Hz. Hacer’in gayreti, imanı, teslimiyeti onu çok önemli bir seviyeye çıkardı. Hacca giden herkes Hz. Hacer’i taklit etmekteler. Ve Hz. Asiye, onun örnek mücadelesi dillendirilmektedir Kur’an’da. Onlar örnek gösterilen öncü hanımlardır. Onlar çağa damgasını vuran nesillerin yetişmesinde aktif rol alan hanımlardı. Ve onlar tarih sahnesinde yerlerini aldılar. Onlar ilklerdi, bize de ilklerden olmak yakışır, hayırlarda önde olmak yakışır.’’

    İslam’ın kadına verdiği değer ve önemi anlatan Kayan Müslüman hanımların bulundukları konumun farkında olmaları gerektiğini vurguladı. Nesillerin yetişmesinde ki rolünün ne kadar büyük olduğu üzerinde durdu.

   Gençlere inançlarını korumak adına kararlı, dirayetli ve metanetli olmalarını tavsiye eden Kayan, tavsiyelerini şu şekilde maddelendirdi ‘’1) Kitap okuyun 2) Sohbet halkalarında bulunun 3) Çevre ve arkadaşlarınızı Salih kimselerden oluşturun.’’

 ‘ Modernizmin dayattığı yozlaşan değerler karşısında durabilmek için nasıl bir donanımı kendimizde oluşturmalıyız’ sorusu üzerine şöyle söyledi; ‘’Modernizm insanı değersizleştiriyor, duyarsızlaştırıyor. Modernizm üç hastalığa sebep oluyor:

  Bencilleştirme, Bireyselleştirme, Duyarsızlaştırma hastalığı.

  Liberalizmin özgürlükçü anlayışı ise işi çığırından çıkarıyor. Bu illetlerle mücadele etmek için iki şeye ihtiyacımız var:

 Takva ve takva azığı.

 Günahlara karşı takva ile korunacağız. Ruhumuzdaki boşluğu, açlığı takva azığı ile doyuracağız.’’

   Gençlerin güzel ahlaka ulaşmak için neler yapmaları gerekir sorusu üzerine şu tavsiyelerde bulundu.  Hablullah’a sıkı sıkı tutunmak, Habibullah’ın izini sürmek, Hududullah’ı muhafaza etmek,

    Söyleşiden memnun kalan gençler kendilerini önemseyip böylesi faydalı söyleşiler programlayan Hanımeli Derneği’ne teşekkür ettiler. Zihinlerindeki soruların cevaplanması ile rahatlayan gençler söyleşilerin sıklıkla yapılmasını talep ettiler.

 

Hanımeli derneği Söyleşi günlerinin ikincisini ise 8 Ekim cumartesi saat 15.00 de gerçekleştirdi.

   Sekülerizmin gençleri değerlerden uzaklaştırmak için kullandığı en önemli aracı, silahı müziktir. Bu gün değerlerden yoksun müzikler, isyan ve ahlaksızlık sözleri ile örülerek gençlerimizin zihnine nakşedilmektedir. Gençlerimizin hayal dünyalarını kuşatarak adeta Allah ile olan irtibatları önlenmektedir.

      Müziğin gençlerimizin hayatına tartışılmaz etkisi Gençlik komisyonu olarak bu alana dair bizleri çabaya sevk ediyor. Çalışmalarımızı değerler eğitimi üzere biçimleyip planlarken, müzik alanında da karakter eğitiminde şahsiyet oluşumunu ulvi seviyeye ulaştıracak ezgiler ve ilahilerle eğitim programımızı destekledik. Söyleşi günleri kapsamında – kaygan zemindeki insanın bu ihtiyacına- değerler üzere müzik icra eden Ömer Karaoğlu ve Yavuz Taşkın’ı davet ettik.

  8 Ekim Cumartesi günü sanatçılarımızı gençler ile buluşturduk.

  Söyleşiye kendi yaşam sürecini, bu süreçte tercihlerini anlatarak başlayan Ömer Karaoğlu şöyle söyledi. ‘’ Varlığımızı ve yeryüzünde ne olduğumuzu, niçin yaratıldığımızı bunu kendimizce nasıl algıladığımızı, nasıl inandığımızı bunu sanatımıza nasıl yansıttığımızı ifade ederek başlayayım müsaade ederseniz. Söylediklerimiz neden farklı, neden daha anlamlı sözlerden örülüyor. 85’li yıllardan beri, yeryüzünde ki varlık nedenimizi sorgulayan, ona anlamlı bir karşılık bulduğuna inanan bir avuç genç arkadaş, kendi ses ve soluklarını bu anlamla buluşturma çabası içinde bulunarak yüreğimize ve aklımıza düşen birkaç söz ve mısrayı bazen bir şairin şiirlerini bir ritim eşliğinde söyleyip paylaşıyorduk. 85 ve 86 yılında çok özel bir çalışmanın içine davet edildik. Bu davetin ilk albümü Hicret isimli bir bant tiyatrosuydu. Bu yıllardan sonra bizim gibi düşünen bizim gibi yaşayan çok insanların olduğunu fark ettik. Hiçte sayıları az değilmiş meğer. Yeni talepler -buna ihtiyaçlarda denilebilir belki- ile yeni eserler icra ettik. Çünkü müziğin, sesin insan fıtratına ait bir tarafı var, insan böyle bir maya sahibidir. Bu talepler bizim yeni çalışmalar yapmamıza yol açtı. Kasetler çıkardık. Özel radyolar, o dönemde açılmaya başladı. İnsana, evrene, nereden gelip nereye gideceğini sorgulayan, kişilerin çok olduğunu, aynı hassasiyeti taşıyanların çok özel radyolar açtıklarını gördük. O geniş müzik piyasasında söylemimiz üslubumuz farklılaşıyordu. Fıtrata, yaratılışa erişmeye çalışan, söylenince kaybolup gitmeyen, insanları eğlendirmeyi amaçlamayan, insanın iç âleminden, oradan dış âlemine doğru kıymetli, değerli bir yolculuk yapmaya davet eden çalışmalar başladı. Bu çalışmaların bir kısmı özel radyolar da, bir kısmı ise bizim yaptığımız, özel radyolarında bir anlamda malzemesi olan bu ilk ezgilerdi… İşin özeti bu. ‘’ konuşmasına gençlere tavsiyelerle devam eden Ömer Karaoğlu şunları söyledi. ‘’Benim genç arkadaşlara tavsiyem şu; mutlaka bir tercihiniz olsun. Tercihsizlik çok kötü bir şeydir. Tercihiniz yoksa savrulursunuz, bir selin önünde ki çer çöp olursunuz. Yeryüzünde neden var olduğumuzun cevabını bilmelisiniz. Allah var, tüm davranışlarımızın hesabını vereceğimiz ahiret var. Bu bilinç bizlerde oluşursa eğer onura, erdeme, ahlaka, adalete, merhamete, vicdana doğru hayatımız değişir. Bu inanç ile şahsiyet kazanırız. Bir kimlik kazanırız.’’

    Müslüman olarak bizlerin yeryüzünde yaratılışının bir amacı ve hedefi olduğunu vurgulayan Ömer Karaoğlu bu onur verici erdemin farkında olmamız gerektiği üzerinde durdu.

    Söyleşiye şöyle devam etti;

   ‘’Ezgiler bizim yürek tellerimize dokunur; duygularımızı okşar, onu açığa çıkarır. Şarkılar insanda ne varsa onu besler açığa çıkarır. Kalbiniz karaysa, kötüyse şarkılar sizde öyle bir etki uyandırır, eğer kalbiniz ağarmaya, beyazlamaya meyilliyse, güzel duygular barındırıyorsa, işte duyduğunuz ezgiler onu titretir, onu harekete geçirir. Onun için eski bir İslam alimi “Müzik alimin ilmini, fasığın fıskını artırır” demiştir. Gerçekten böyledir; şarkılar hayatı, hayat şarkıları besler, bu ikisi birbiriyle çok iç içedir. Bana hangi şarkıları dinlediğinizi söyleyin, size nasıl bir hayatı özlediğinizi ya da nasıl bir hayat sürdüğünüzü söyleyeyim.’’

 

  YENİ ALBÜM YAKINDA ÇIKIYOR…

  Mavi Marmara ile ilgili eser bekliyoruz sorusu üzerine çalışmalara başladıkları yeni albümde onunla ilgili bir eseri seslendireceklerini söyledi. Sanatçının istikrarını nasıl koruduğu sorusu üzerine Ömer Karaoğlu ‘’Bunu kitabımıza yani Kur’an’a borçluyum. İstikrarımı onu okuyarak ona bağlanarak sağlıyorum’’ dedi.

   Ömer Karaoğlu’nun kitap ve cd’lerini imzalamasından ardından söyleşi sonlandırıldı.