Hakkaniyet ve Adalet Temelli Bir Örgütlülük

0
187

7. Anadolu Buluşması’nın beşinci yani son gününde de üç oturum gerçekleştirildi.

Anadolu Buluşmalarının 5. Gününde de 3 oturum gerçekleştirildi. Panel oturumlarının sona ermesinin akabinde Koordinasyon Kurulu’nca sonuç bildirgesi açıklandı.

Sabahki 1. oturum saat 10.00 da başladı. Saat 10.00’daki oturumun moderatörlüğünü Yusuf Tosun yaptı. Oturumun sunumcuları Davut Özgül ile Doç. Dr. Mehmet Birsin’di.

Davut Özgül Tarihi Seyir İçinde Adalet Kavramının Değişimi başlıklı sunusunu yaptı. Özgül, Rasulullah (s.a)’den itibaren İslam medeniyeti içerisindeki kavramın dönemler içerisindeki değişimini özetleyerek günümüze kadar bu kavramın evrilmesi sürecini anlatarak sunumunu bitirdi.

Mehmet Birsin’in sunum başlığı “İslam Hukukunda Özgürlük Adalet ve Eşitlik Kavramları” ydı.

Birsin, Özgürlük, Adalet, Eşitlik kavramlarının çerçeveleri üzerindeki mütalaalarını çeşitli boyutlarıyla ele alarak sunumunu tamamladı.

Daha sonra soru cevap kısmına geçildi. Dinleyicilerden alınan soruların muhataplarınca cevaplanmasıyla saat 12.00 de 1. Oturum sona erdi.

Öğleden sonra saat 14.00 de başlayan ikinci oturumun konuğu Hüseyin Özhazar’dı.

Özhazar’ın sunum başlığı “Adaletin Sembol İsmi: Hz Ömer” oldu. Özhazar İslam tarihi içerisinde Hz Ömer’in uygulamalarına değinerek bu uygulamaların onu nasıl sembol şahsiyet haline dönüştürdüğünü anlattı. Özhazar devamla günümüzde bu şahsiyetin nasıl algılanması gerektiğini vurguladı. Saat 16.00 da soruların cevaplandırılmasıyla oturum sona erdi.

Akşamki oturum saat 21.30 da “Türkiye’de İslami Muhalefetin Özgürlük ve Adalet Telakkisi” üst başlığıyla gerçekleştirildi. Oturum başkanlığını İbrahim BAHAR yaptı. Panelde iki sunum gerçekleştirildi.

İlk olarak Prof Dr. Yasin Aktay sosyolojik olarak İslam medeniyetindeki muhalefet algısı ve serüveni hakkında düşüncelerini aktardı. Aktay dört halife döneminden de örnekler vererek günümüze kadar muhalefet geleneğinin hangi aşamalardan geçtiğini dinleyiciler ile paylaştı.

İkinci olarak Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir sunumunu gerçekleştirdi. Aldemir’in sunum başlığı ‘Türkiye’de İslami Muhalefetin Özgürlük ve Adalet Arayışı’ydı. Aldemir konuşmasında İslam dininin temel kaynaklarına atıflarda bulunarak ve İslam tarihi içerisinden örnekler vererek başlık çerçevesindeki düşüncelerini dinleyiciler ile paylaşarak şu hususlara dikkat çekti:

“İslam tarihinde sevgili peygamberimize karşı Ya Rasulullah bu sizin mi fikriniz yoksa Allahın mı emri diyen sözleri birçok sahnenin anlatımında görürüz. Bu yaklaşım tarihi geleneğimizde özgün ve özgür düşüncenin ifadesi olduğu kadar bireysel özgüvenin de göstergesidir.

İtaat kavramının Allah’tan başka diğer şahıs ve kurumlara atfedilmesi ile oluşan batını kölelik ruhunun oluşması; Kadının erkeğe secde edeceğini ima eden rivayetler, devlet başkanına itaatin alabildiğine geniş yorumlanması, devletin merkeze alınması, v.b. yaklaşım biçimlerinin ruhumuzda ve davranış kalıplarımızda oluşturduğu derin yaralar.

İnsan zihnini egemenlik altına alan güç odakları özgür düşüncenin başkaldırısı karşısında kendisini tehdit altında hisseder ve onu yok etmeye çalışır. Bu manada politik muhalefet günü kurtaran kendini merkeze alan bir yaklaşım sergiler. Birilerinin yolsuzluk yapmasını eleştirirken eleştirdiği bizatihi yolsuzluk değil onu kendisinin yapmaya muktedir olamamasıdır. 

Buna karşın değerler üzerinden yapılan muhalefet hukuksuzluk ve adaletsizliğin bizzat kendisinedir. Zulüm kimden gelirse gelsin hukuksuzluk ve yolsuzluk kim tarafından yapılıyorsa yapılsın adalet adına ona karşı mücadelesini yürütür.

Duygusal, tepkisel, zanni bir muhalefet değil, hakkaniyet ve adalet temelli bir örgütlülük içerisinde mücadele etmeliyiz.

Yıllarca iktidarlara muhalefet eden İslami camialar iktidarlarla ve onun nimetleriyle tanışık olunca iddialarını askıya almaya başladılar. Bu durum öncelikle İslami cemaat ve cemiyetlerde bir şahsiyet zaafını beraberinde getirdi. Düne kadar devrimin dilini konuşan insanlar değerler üzerinden gerçekleştirdikleri muhalif duruşlarını unutunca devletin ve statükonun dilini konuşmaya başladılar.

Bireysel özgürlüğün ve Özgüvenin yansıması olan Muhalif duruş İslami camialarda ve sivil toplum kuruluşlarında canlı tutulmalıdır. Diğer türlü cemaat üyelerinin noter gibi davrandığı ortamlardan geleceği kurgulayacak nesiller yetişmeyecektir.

Bir toplumun değerleri meşruiyetini güçten değil Ahlak, hukuk ve bilgiden alırsa daha çok kabul görür ve uzun ömürlü olur.” Diyerek konuşmasını tamamladı. Dinleyicilerin sorularının cevaplandırılması ile oturum saat 23.30 da tamamlandı.