Güzel’e En Güzel’e… – (Ramazan Kayan)

0
145

Güzelin tanımını en güzel İslam yapıyor… İslam’ın güzel dediği güzeldir. Bu açıdan güzelin, iyinin, doğrunun, gerçeğin adresi bellidir… Başka referans aramaya ihtiyaç yoktur… İştahların, arzuların, şehvetlerin, hevaların beşeri ideolojilerin güzellik tanımı, tercihi görelidir, aldatıcıdır…

İnsan, tarih boyunca hep güzellik arayışında olmuştur. “Ortak iyi”nin savaşımını vermiştir. Bunun için ağır bedeller ödemiştir. Kendisi ile çelişmeyen, fıtratı ile çatışmayan insanın tercihi hep güzel olmuştur… Çünkü insanı yaratan Allah, insanı bu özellikte ve güzellikte yaratmıştır. Hem de en güzel biçimde… Bunun için insan farklıdır… Yaratılmışların fevkindedir…

“Doğrusu, biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin: 4)

Tüm güzellikler ile donatılan insan Allah’ın muhteşem eseridir… Çünkü O “Ahsenü’l Halikin”dir… “Yaratıcıların en güzeli olan Allah (Ahsenü’l Halikin) ne yücedir.” (Mü’minun: 14)

Yaratıcıların en güzeli, insanı en güzel biçimde yarattı… Bundan daha güzel ne olabilir ki? Yaratılışın en güzeli insana has… Ve sonra bu güzelliği nasıl koruyacağını ona öğretti…

“Pislikten (rücz) kaçınıp uzaklaş.” (Müddessir: 5 )

“Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın işlerinden olan pisliklerdir (rics). Öyleyse bunlardan kaçının, umulur ki, kurtuluşa erersiniz.” (Maide: 90)

“O, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar (habais) şeyleri haram kılıyor…” (Araf: 157)

“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler (neces)…” (Tevbe: 28)

En güzel Yaratıcı, insanı en güzele yönlendiriyor… Rücz… Rics… Hübs… Habais… Necis… Zeyğ… Bağy… Tuğyan… Fısk… Fücur… Şirk… İsyan… Nifak… Haram… Münker… Nezğ… Riya… Hased… Pis… Pas… Küf… Kir… Ne varsa yasaklıyor… Ta ki insan güzel kalsın, bozulmasın…

Hep ahsene, eşrefe, ekreme, efdala çağırıyor… Niçin? İnsan esfelden, erzelden, ehvenden kurtulsun diye… Güzelin tanımını en güzel İslam yapıyor… İslam’ın güzel dediği güzeldir. Bu açıdan güzelin, iyinin, doğrunun, gerçeğin adresi bellidir… Başka referans aramaya ihtiyaç yoktur… İştahların, arzuların, şehvetlerin, hevaların beşeri ideolojilerin güzellik tanımı, tercihi görelidir, aldatıcıdır…

Evet, güzellik izafidir… Esas olan Aziz ve Celil olanın işaret buyurduğudur… Yapay güzellikler… Rölatif güzellikler… Çoğu zaman yanıltıcı, saptırıcı ve baştan çıkarıcı olabiliyor… Bize lazım olan sadece göze hitap eden güzellikler değil… Çünkü arızi güzellikler aldatıyor…Önemli olan gök merkezli güzelliklere kendimizi açık tutmaktır…

Müteal güzellikler… Rabbani güzellikler… Baki güzellikler… Genelde, geçici beşeri ve dünyevi güzellikler insanı büyülüyor… Basireti tutulan insan baki güzellikleri atlayabiliyor…

İşte önemli olan sentetik, estetik, kozmetik dünyanın güzelliklerinden sonsuz güzelliklere uzanabilmektir… İmaj çağında tüm iç güzellikler görselliğe feda edildi… İnsanoğlu çamurunu makyajlamakla meşgul, cevherini unuttu…

Neyimizle güzeliz? Endamımızla mı? Evladımızla mı? Emlakımızla mı? Emtiamızla mı? Envanterimizle mi? Yoksa amellerimizle mi? Hangi güzelliklerin peşindeyiz? Gelişigüzel değil, gerçekten güzel olanın arayışında mıyız?

Kirlilik kanıksandı… Kötülerin iktidarı kutsandı… Güzellikler tüketildi, üretilmedi… Güzelin çoğu zaman sadece edebiyatı, hatıratı, hamaseti ve hasreti kaldı… Çirkinlik, çılgınlık ve çarpıklık hep alkışlandı… Kirlilik; çağdaşlık ambalajı ile sunuldu… Güzellere ve güzelliklere hayat hakkı tanımayan bu çağ sabıkalı bir çağdır… Çirkinliklerin güzellikleri örtmesi kabul edilemez…

Bir çok yerde güzellikler; acemiliklere, aşırılıklara, asabi yetlere kurban gitti… İnsanlık güzele hasret… Toplumlar iyiye muhtaç… Güzellik perspektifini sadece göze indirgeyen, gönlü atlayan anlayış arızalıdır… Güzelliği ve gerçeği Samiri’nin buzağısında arayan mantalite sapkın ve şaşkındır…

Bize gelince; kötü bir dünya kaderimiz olamaz… Kötülüklere yakınmak, sızlanmak, şikayetlenmek, kahretmek ancak kötülerin ömrünü uzatır… Bize düşen görev; karanlığa küfretmek değil, bir mum yakmaktır… Kalıcı güzelliklere imza atmaktır…

Şeytan taşlamaktan, Kabe’yi tavafa zaman bulamayacak mıyız? Ertelenen güzellikler güzellik değildir… Belki güzel rüyalar görmek güzeldir; ancak ondan da güzeli her gün yeni güzelliklere uyanmaktır… Çünkü “iki günü müsavi geçen aldanmıştır” buyurmuyor mu Efendimiz?

İşte bu gerçekten hareketle bizim kendimizi daha güzele hazırlamamız gerekiyor… Güzelle yetinemeyiz; bize düşen en güzeli talep etmektir… Rutine takılı kalamayız… Derdimiz günü kurtarmak olamaz… Dostlar pazarda görsünler hesabına hareket edemeyiz… O zaman ne bereket kalır ne de rahmet…

Göz kamaştıracak, güne damgasını vuracak, gönülleri fethedecek güzelliklerimiz var mıdır? En güzel örneklik bizde belirmeli, en yüce ahlak bizde yankı bulmalıdır… Rasulullah (sav) buyurmuyor mu?

“Allah güzeldir, güzeli sever…” (Tirmizi)

Ramazan Kayan /Milat gazetesi Güzel’e En Güzel’e…

İnsan, tarih boyunca hep güzellik arayışında olmuştur. “Ortak iyi”nin savaşımını vermiştir. Bunun için ağır bedeller ödemiştir. Kendisi ile çelişmeyen, fıtratı ile çatışmayan insanın tercihi hep güzel olmuştur… Çünkü insanı yaratan Allah, insanı bu özellikte ve güzellikte yaratmıştır. Hem de en güzel biçimde… Bunun için insan farklıdır… Yaratılmışların fevkindedir…

“Doğrusu, biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin: 4)

Tüm güzellikler ile donatılan insan Allah’ın muhteşem eseridir… Çünkü O “Ahsenü’l Halikin”dir… “Yaratıcıların en güzeli olan Allah (Ahsenü’l Halikin) ne yücedir.” (Mü’minun: 14)

Yaratıcıların en güzeli, insanı en güzel biçimde yarattı… Bundan daha güzel ne olabilir ki? Yaratılışın en güzeli insana has… Ve sonra bu güzelliği nasıl koruyacağını ona öğretti…

“Pislikten (rücz) kaçınıp uzaklaş.” (Müddessir: 5 )

“Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytanın işlerinden olan pisliklerdir (rics). Öyleyse bunlardan kaçının, umulur ki, kurtuluşa erersiniz.” (Maide: 90)

“O, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar (habais) şeyleri haram kılıyor…” (Araf: 157)

“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler (neces)…” (Tevbe: 28)

En güzel Yaratıcı, insanı en güzele yönlendiriyor… Rücz… Rics… Hübs… Habais… Necis… Zeyğ… Bağy… Tuğyan… Fısk… Fücur… Şirk… İsyan… Nifak… Haram… Münker… Nezğ… Riya… Hased… Pis… Pas… Küf… Kir… Ne varsa yasaklıyor… Ta ki insan güzel kalsın, bozulmasın…

Hep ahsene, eşrefe, ekreme, efdala çağırıyor… Niçin? İnsan esfelden, erzelden, ehvenden kurtulsun diye… Güzelin tanımını en güzel İslam yapıyor… İslam’ın güzel dediği güzeldir. Bu açıdan güzelin, iyinin, doğrunun, gerçeğin adresi bellidir… Başka referans aramaya ihtiyaç yoktur… İştahların, arzuların, şehvetlerin, hevaların beşeri ideolojilerin güzellik tanımı, tercihi görelidir, aldatıcıdır…

Evet, güzellik izafidir… Esas olan Aziz ve Celil olanın işaret buyurduğudur… Yapay güzellikler… Rölatif güzellikler… Çoğu zaman yanıltıcı, saptırıcı ve baştan çıkarıcı olabiliyor… Bize lazım olan sadece göze hitap eden güzellikler değil… Çünkü arızi güzellikler aldatıyor…Önemli olan gök merkezli güzelliklere kendimizi açık tutmaktır…

Müteal güzellikler… Rabbani güzellikler… Baki güzellikler… Genelde, geçici beşeri ve dünyevi güzellikler insanı büyülüyor… Basireti tutulan insan baki güzellikleri atlayabiliyor…

İşte önemli olan sentetik, estetik, kozmetik dünyanın güzelliklerinden sonsuz güzelliklere uzanabilmektir… İmaj çağında tüm iç güzellikler görselliğe feda edildi… İnsanoğlu çamurunu makyajlamakla meşgul, cevherini unuttu…

Neyimizle güzeliz? Endamımızla mı? Evladımızla mı? Emlakımızla mı? Emtiamızla mı? Envanterimizle mi? Yoksa amellerimizle mi? Hangi güzelliklerin peşindeyiz? Gelişigüzel değil, gerçekten güzel olanın arayışında mıyız?

Kirlilik kanıksandı… Kötülerin iktidarı kutsandı… Güzellikler tüketildi, üretilmedi… Güzelin çoğu zaman sadece edebiyatı, hatıratı, hamaseti ve hasreti kaldı… Çirkinlik, çılgınlık ve çarpıklık hep alkışlandı… Kirlilik; çağdaşlık ambalajı ile sunuldu… Güzellere ve güzelliklere hayat hakkı tanımayan bu çağ sabıkalı bir çağdır… Çirkinliklerin güzellikleri örtmesi kabul edilemez…

Bir çok yerde güzellikler; acemiliklere, aşırılıklara, asabi yetlere kurban gitti… İnsanlık güzele hasret… Toplumlar iyiye muhtaç… Güzellik perspektifini sadece göze indirgeyen, gönlü atlayan anlayış arızalıdır… Güzelliği ve gerçeği Samiri’nin buzağısında arayan mantalite sapkın ve şaşkındır…

Bize gelince; kötü bir dünya kaderimiz olamaz… Kötülüklere yakınmak, sızlanmak, şikayetlenmek, kahretmek ancak kötülerin ömrünü uzatır… Bize düşen görev; karanlığa küfretmek değil, bir mum yakmaktır… Kalıcı güzelliklere imza atmaktır…

Şeytan taşlamaktan, Kabe’yi tavafa zaman bulamayacak mıyız? Ertelenen güzellikler güzellik değildir… Belki güzel rüyalar görmek güzeldir; ancak ondan da güzeli her gün yeni güzelliklere uyanmaktır… Çünkü “iki günü müsavi geçen aldanmıştır” buyurmuyor mu Efendimiz?

İşte bu gerçekten hareketle bizim kendimizi daha güzele hazırlamamız gerekiyor… Güzelle yetinemeyiz; bize düşen en güzeli talep etmektir… Rutine takılı kalamayız… Derdimiz günü kurtarmak olamaz… Dostlar pazarda görsünler hesabına hareket edemeyiz… O zaman ne bereket kalır ne de rahmet…

Göz kamaştıracak, güne damgasını vuracak, gönülleri fethedecek güzelliklerimiz var mıdır? En güzel örneklik bizde belirmeli, en yüce ahlak bizde yankı bulmalıdır… Rasulullah (sav) buyurmuyor mu?

“Allah güzeldir, güzeli sever…” (Tirmizi)

Milat Gazetesi 

———————————-

Ramazan Kayan

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI