Güney Kore heyetinin ziyareti – (Beril Dedeoğlu)

0
193

G. Kore ile imzalanacak bir serbest ticaret anlaşmasının gümrük birliğinin ileride çıkarabileceği çok daha büyük sorunları bertaraf edebilecek bir yönü bulunuyor. Ayrıca bu tür bir anlaşma, AB ile ilişkilerde ekonomik olduğu kadar siyasi bir anlam da ifade eder;

Dünyanın ve Türkiye’nin gündeminde Suriye olduğundan, bazı gelişmelerin gözden kaçması mümkün olabiliyor. Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee’nin geniş bir heyetle Türkiye’ye yaptığı ziyaret de, bu gözden kaçan gelişmelerden biri oldu.

Güney Kore’den gelen heyetin çantasında ‘stratejik ortaklık’, Türkiye’ye yapılacak nükleer santral ve serbest ticaret anlaşması dosyaları bulunuyordu. Stratejik ortaklık konusu, büyük ölçüde İran karşısında Türkiye’nin alacağı tavrı belirleme konusuna işaret ediyor. Bilindiği gibi Güney Kore’nin en sıkıntılı olduğu ülke Kuzey Kore. Kuzey Kore, Rusya ve Çin tarafından desteklendiği ölçüde Güney Kore’de ABD müttefiki olmayı seçmiş bir ülke. Güney Kore, İran karşısında Türkiye’nin alacağı açık tavrı ABD ve müttefiklerine bir tür bağlılık göstergesi olarak değerlendiriyor; dolayısıyla Rusya-Türkiye ilişkilerini de bu çerçeveden ölçüyor.

Türkiye açısından G.Kore ile stratejik ortaklık kurulması, Rusya ile de kurulmasına engel oluşturmuyor; G.Kore-Rusya ilişkisi Türkiye için büyük bir değişken değil.

Nükleer santraller

Bununla birlikte, işin içinde büyük ihaleler, nükleer santraller olduğunda stratejik ortaklık anlam kazanır. Santrallerin sadece enerji üretimine yönelik olmaları, diğer enerji kaynaklarına ne oranda alternatif oluşturacağı, enerjide dışa bağımlılık oranının nasıl değişeceği konuları doğrudan stratejik hesaplar anlamına gelir. Türkiye’nin enerji tedarikinde bağımlı olduğu ülkeler düşünüldüğünde, nükleer enerji hamlelerinin ikili ilişkilerini etkileyeceği söylenebilir.

Enerji tedarikinde yumurtaların aynı sepete konması halinde, Ukrayna’nın başına gelenler olur. Kafası kızan arz ülkesi, vanaları kısar ve talep eden ülkeyi fazlasıyla zor durumda bırakabilir. Dolayısıyla gelişme ve büyüme potansiyeline bağlı olarak Türkiye’nin enerji ihtiyacının daha da artacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu kaynakları çeşitlendirebileceği ülkeler istikrarlı değil; ilişkilerin sürdürülebilirliği şüpheli. Azerbaycan, İran, Irak ve Rusya lojistik maliyeti düşük arz ülkeleri; ancak tümü varolma biçimlerini doğal kaynaklarına bağlamış ülkeler. Diğer bir ifadeyle dış politikalarının neredeyse tek değişkeni enerji.

Serbest Ticaret Anlaşması

Nükleer santraller, bir dizi başka tartışma anlamına gelse de, bir yanıyla arz çeşitlenmesi demek. G.Kore, tam da bu gerekçeyle stratejik ortaklıktan söz ediyor. Oysa Türkiye açısından santraller çerçevesinde yürütülen pazarlığın konusu, serbest ticaret anlaşması olmalı ve stratejik ortaklıktan bu konu anlaşılmalı.

Türkiye, AB üyesi olmadığı için AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının tarafı olamıyor yani yeni pazarlara açılamıyor; ancak AB ile gümrük birliği olduğu için o anlaşmalar kapsamındaki mallar AB üzerinden Türkiye’ye gümrüksüz girebiliyor. AB, bu üçüncü ülkeler isterlerse Türkiye ile ayrı anlaşmalar yapar diyor; ancak söz konusu ülkeler Türkiye’nin ekonomik rakipleri ve elde ettikleri avantajı yitirmek istemiyorlar. Dolayısıyla AB-Türkiye gümrük birliği Türkiye’nin yeni serbest ticaret anlaşmaları imzalamasına dolaylı olarak engel oluşturuyor; gayet tabi AB de bundan hiç rahatsız olmuyor.

G. Kore ile imzalanacak bir serbest ticaret anlaşmasının gümrük birliğinin ileride çıkarabileceği çok daha büyük sorunları bertaraf edebilecek bir yönü bulunuyor. Ayrıca bu tür bir anlaşma, AB ile ilişkilerde ekonomik olduğu kadar siyasi bir anlam da ifade eder; Türkiye AB’nin yaptığı anlaşmalara dahil olma çabası yerine aynı anlaşmaları kendisinin de yapabileceğini gösterir.

 Star


———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI