Gırnata’da ilk ezan – (Akif Emre)

0
142

Ilık bir ilkbahar akşamıydı… Gırnata’ya ilk gidişimdeki o akşam .

Mirador San Nicolas’ta gün batarken karşımda El Hamra… Güne veda eden güneşin mercan  renkleri El Hamra’ya vuruyor. Kızıl bir güneş gurub etmede. El Hamra’nın duvarlarına günün son ışıkları düşerken loyu kızıl bir renge bürünüyor. 
 
Gırnata’nın El Hamra’yı en güzel seyredilecek tepesinde iki hüznü birden hissediyorum. El Hamra’yı seyre durduğumuz alana ismini veren San Nicolas Kilisesine dikkatli bakan birisi kilisenin “bir zamanlar cami idim” diye fısıldadığını duyar gibi olur. Gırnata’nın tarihi kesimi semt El Bayzin’de en hakim tepede etrafı Endülüs’e özgü Carmen tipi bahçeli, avlulu evlerin ortasında yükselen kilisenin çan kulesi, tipik Endülüs- mağrip tarzı minare formunu koruyor. Küçük bir değişiklik yapılarak çan takılmış…
 
El Hamra’nın ötelerinde karlı Sierra Nevada Dağlarının tepelerinde, güneşin son kızıllıkları perde perde kaybolurken, daldığım tarihin derinliklerinden bir sesle irkilerek uyandım adeta. Hayal ve gerçek arasında bir duygu seli adeta benliğimi sarstı. En tabii haliyle “Allahu ekber Allahu ekber”…  Hoparlörün mekanik sesinden ziyade sanki tarihin derinliklerinden yükselen bir çığlık gibiydi. Birden irkilerek kulak kesildim… evet, çok yakınlardan bir ezan sesiydi bu.
 
Akşam olmuş ve ezan okunuyordu…
 
Şaşkınlığımı fark eden Müslüman İspanyol arkadaşlardan Davud Romero daha evvel ifşa edilmemiş bir sırrı söylercesine:;“Cami hemen şurada, namazı orada kılalım”…
 
Sesin geldiği yöne doğru ileri fırlayacak ve bir sokak ötede minaresinden ezanın okunduğu caminin önünde bulacaktım kendimi.
 
Endülüs’ün son incisi Gırnata’nın düşüşünden çok sonraları Moriskolarla, yani zorla Hristiyanlaştırılan, Müslümanlığını gizleyerek yaşamaya mecbur bırakılan Moriskolarla ilgili bir konferansa gelmiştim.
 
Bir milyona yakın Morisko 1609 – 1612 arasında topluca anayurtlarından kovulmuşlardı. Ve modern İspanya tarihinde ilk kez Moriskoların sürülüşünün 500. yılı anısına Gırnata Üniversitesi bilimsel bir toplantı düzenliyordu. Konuyla ilgilenen Burhan Köroğlu ile birlikte izlemeye gelmiştik.
 
Birden sayha gibi yükselen ezan ve bir vaha gibi açılan Gırnata camii’nde saf tutmanın omuzlarımdaki ağırlığı ve içimdeki hafifliği ile tasvir edilemez bir aleme hicret etmiştim sanki.
 
Namazdan sonra El Hamra’ya doğru açılan cami avlusundan gördüklerim gecenin maviliği, El Hamra’nın ışıkları yitik bir mirasın tekrar bulunuşu gibiydi.
 
Caminin hikayesi ilginç. Yapılan kazı sırasında bir cami temeline rastlanmasıyla tartışma başlar Gırnata’da. Müslümanların girişimiyle burada aslına uygun olarak cami yapılmak istenir, arsa satın alınır. Ne var ki, bu kez sivil toplumla belediye karşı karşıya gelir. Sanılanın aksine toplumda cami yapılmasını istemeyen kesimin sesi gür çıkmaktadır. Uzun mücadeleler sonunda 2003 yılında Gırnata’nın düşüşünden 500 yılı aşkın bir süre sonra ilk ezan okunur Endülüs’te.
 
Modern Avrupa’nın oluşumunda, erken modern dönemde, Müslümanların ve Yahudilerin kitapları yakılarak sürülmesiyle, tek boyutlu bir toplum inşası devraldığı mirasa inat zorla yükselecektir. Gırnata’nın ezan sesinin yükselmesine tahammül edebilecek düzeye gelmesi uzun zaman alacaktır. Bu süreçte Avrupa’nın en koyu Katolik ülkesi olmasının da etkisi var şüphesiz.
 
Ne var ki, çoğulcu ve görece daha liberal uygulamalarıyla bilinen İngiltere ve “müsavat, kardeşlik, hürriyet” ilkelerini varlık sebebi sayan Fransa gibi ülkelerin bu düzeye gelmeleri daha zor olacaktır.
 
Ezan sesine tahammül etmek bir yana minare tartışmasını bile aşabilmiş değiller, modern uygarlığın kalesi Avrupa başkentleri. Minareyi İslam’ın Avrupa üstünde zaferi gibi algılama gerekçesi bir yana, cami mimarisine, iç süslemelerine bile müdahil olunur. Camiye izin verilse bile mimarisinin batılı kültür ve estetik değerlerine uygun olması istenir!
 
Cami mimarisi ve Avrupa değerleri arasında kurulan ilişki ve bu yöndeki zorlamalar aslında “Avrupa İslamı” tartışmalarının ve modernize edilmiş, Avrupa değerleri ile barışık yeni tür bir İslam icadının da kodlarını verir.

———————————-

Akif Emre

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI