Ana Sayfa Kategoriler Faaliyetler/Etkinlik Gençlik Ve Gelecek Sempozyumu 5. Gün

Gençlik Ve Gelecek Sempozyumu 5. Gün

0
Gençlik Ve Gelecek Sempozyumu 5. Gün

Gençlik ve Gelecek sempozyumunda son gün Metin Kaya’nın moderatörlüğünde ’21. Yüzyılda İslam ve Müslüman Kimliğinin Geleceği’ başlıklı panel gerçekleşti.

Gençlik ve Gelecek Sempozyumu’nda son gün Metin Kaya’nın moderatörlüğünde  ’21. Yüzyılda İslam ve Müslüman Kimliğinin Geleceği’ başlıklı panel gerçekleşti. Panelde Prof. Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU ve Prof. Dr. Yaşar DÜZENLİ birer sunum yaptılar.

Yeni devirde Müslüman Kimliği başlıklı sunumu yapan Kırbaşoğlu ortak iyiye olan ihtiyacı dile getirdi. Yeni devirde Müslümanların adalet temelli bir yaklaşımla ezilenlerin tarafında yer alması gerektiğini ve kim olursa olsun zalime karşı yine kim olursa olsun mazlumun yanında yer alınması gerektiğini vurguladı. ‘Müslümanların görevi adaleti dağıtmaktır’ diyen Kırbaşoğlu gerekirse sosyalistlerle birlikte ortak hareket edilebileceğini dile getirdi.

Panelin diğer konuşmacısı Prof. Dr. Yaşar DÜZENLİ Ayetten Mucizeye: Bir Kırılışın Hikayesi konulu bir sunum gerçekleştirdi. Konuşmasında Müslüman kimliği üzerine düşünceleri aktaran Düzenli, vahiy merkezli bir hareketin hayal kırıklığına uğramasının zor olduğunu bunun için vahyi hayatın merkezine yerleştirmek gerektiğini vurguladı.

—————–

Son günün Hasbihal programında konuşmacı olarak kürsüde Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan vardı. Kayan konuşmasında şunlara değindi: Rüya görmeyenlerin geleceği olamaz, geleceğin rüyasını, davanın ve değerlerin rüyasını görmek lazım. Tıpkı Hz. Yusuf’un Mısır’ın rüyasını gördüğü zaman güç, kuvvet alması gibi. Çünkü rüya umuttur, ufuktur. Biz neden rüya göremiyoruz? Rüyası olmayanlar kabustan kurtulamazlar. Kendinizi güzel rüya görmeye hazırlayın.

Rüyanın “an”ların  dünyasında ayrı bir etkisi vardır. Selahaddin Eyyubi‘nin Kudüs rüyası, Fatih’in İstanbul rüyası vardı. Rüya sizin neyi dert edindiğinizin ispatıdır.

Rüyalarımızın gerçekleşmesi için: Alnımızın terlemesi lazım, daha çok gayret daha çok fedakarlık. Bu dava için daha çok terlemesi lazım.

Gözümüzden yaş damlayacak. Yürekleri arındıracak, ruhumuzu temizleyecek, Allah korkusu ile çıkacak gözyaşı lazım. Gece Allah ile baş başa kaldığımızda gözyaşlarımızda dilekçe imzalamalıyız. Bu dilekçe geri çevrilmez.

Dava aşkıyla yeni cümleler kalemimizden dökülmesi lazım. Yazmak lazım. Salih bir idrak, selim bir yürek, sağlam bir bilek, sürekli bir emek lazım.

Arkamıza dönüp bakmayacaksınız. Geçmişe takılmayacaksınız. Herkes bu işi terk etti bu iş bize mi kaldı demeyeceksiniz. Tıpkı Hacer gibi. Hiç durmadan yürüyüşü tekrar edeceksiniz. Safa ile Merve arasında yürüyeceksiniz. Kimse yoksa ben varım diyeceksiniz. Kaç üyemiz var demeyeceksiniz. Biz kul olduğumuz için, iman ettiğimiz için buradayız diyeceksiniz. Önemli olan bu yolda var olmamızdır. Üzülmeyin, Allah bizimledir. O bizi terk ettikten sonra 70 milyon bizimle olsa ne yazar? Üçüncüleri Allah olan kişileri ne zannediyorsunuz. Yalnızlığınızdan şikayet etmeyin. Allah’la beraber olmayı nasıl azımsıyorsunuz. Allah’la nasılsınız? Bu soruyu cevaplayın gerisi önemli değil. Belki sizlere diyecekler ki “siz hala oralardamısınız” siz de deyin ki “Elhamdülillah halen buralardayız” hiçbir tehdit, hiçbir takdir ayağımızı kaydırmayacak, Efendimizin izini takip ettikten sonra gerisini boş verin. İstikamet istikrar ve ihlasınıza bakın.

Bizim boş zamanımız yok. Allah bizi başıboş bırakmadı. Müsait zamanların Müslümanlığı ile rüya göremezsiniz. Biz tüm zamanların Müslümanlarıyız. Tüm zamanlara davanızı yaymazsanız, Samiri’ler devreye girmek için çağımızı bekliyor. Samiri gecikmeyi kullanarak altın buzağıyı devreye sokuyor. Hayat boşluğu kabul etmiyor. Bu bakımdan elimizi tez tutmalıyız. Bizim işimiz vaktimizden, ömrümüzden daha fazla.

Bu mücadelede emeklilik yok eylemlilik var. Bu mücadelede kurtarıcı beklemek yok kurtarıcı olmak var. Eskiden engellenen bir İslami mücadele vardı. Şimdi ertelenen bir mücadele var.

Bir Müslüman sadece kendisi için yaşıyorsa ondan elinizi çekin. Bizler toplumsal bilinçle bilenmiş dava adamlarıyız. Dava adamlarının özel hayatı, keyfi yaşantısı olmaz. Kendi kişisel geleceğimizi İslam’ın geleceğine adamamız lazım. Müslüman sadece kendi cennet hesabını yapmaz. İnsanlar cehenneme giderken ben nasıl cennette rahat olabilirim. Hz. Hüseyin kimseyi değil kendini kurban etti. Ümmetin kurtuluşu için kendimizi kurban etmeliyiz. Kapalı kapılar ardında tevhit dersleri ile kesin sonuca varamayız.

Ortak rüyalar olması lazım. Müşterek rüyalar görüyor muyuz? Ortak idealin, ortak iradenin olması lazım. Bireyselliğin, bencilliğin önüne geçmeliyiz. Ya  birlikte var olacağız ya da bir bir yok olacağız. Diğer Müslümanları yok sayarak rüya göremeyiz, yol gidemeyiz. Onun için örgütlenmeliyiz. Birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. Çağın bunca sorunlarının altından tek başına kalkılamaz.

Rüyalar bedelsiz gerçekleşmiyor, mutlaka bedel ödemek gerekiyor. Yusuf rüyasını gerçekleştirmek için hangi cenderelerden geçti. O rüya nerelere taşıdı. Zahmete, külfete ve bedele hazır olun. Bu rüya ayaklardan kanlar akmaya başladığında gerçekleşti. Hz. Ebubekir’in ileride halife olma gibi bir eklentisi yoktu. Onun için geleceğe ateşten gömlekler giyerek yürüyeceğiz. Statükonun bize giydirmek istediği deli gömlekleri yırtacağız. Gömlekleri dikkat edin önden değil arkadan yırtmak için takva gömleği giyin. Dilinin ucuyla konuşmayla olmaz. Bari elimizle sağlam tutalım. Birçok görev dağıtılıyor, sorumluluk alınmıyor ve görev ortada kalıyor. Bunun için görev alıp çalışmamız lazım.

Somut sonuçlara, kesin  sonuçlara kendinizi bağlamayınız. Bizi bekleyen kesin hayat var. Zafere hasret kalabiliriz. Sanmayınız ki yanlış yoldayız. Biz Allah’a iman etmişiz. Sonsuz esenliği es geçemeyelim, geleceğe kitlenelim. Öteler ötesini gözleyelim. Rant peşinde etiket, peşinde koşanlarla olmaz. Bize düşen tohum ekmektir. Harman zamanı değil, ekme zamanıdır. Fidan dikeceksin. Dikeceğin fidanın bana ne faydası olacak demeyeceksin, dünya ahretin arsasıdır. Amel defterine bir fidan ekmiş olacaksın.

40 yıldır bir mücadele verdik. Acaba bizden sonraki kuşaklara bir mücadelemi bırakacağız yoksa tekrar sıfırdan bir arayış içine mi girecek? Gelecek kuşaklar yarın Allah’ın huzurunda yakamıza yapışıp bize hesap sormasından tedirginim. Dikkat ve gayret içinde bulunmalıyız. Basit dünya malları için geleceğimizi pazara çıkarmalıyız. Geleceğimizi çalanlardan hesap sormalıyız. Geleceğin bizim inşa etmemiz lazım. Gece secdede iken geleceğimi kurmamız lazım.

Geleceği tasarlamak için; Aklı selim: aklı sakın mutlaklaştırmayın vahiysiz akıl sizi bir yere götürmez.

Kalbi selim: Kalpsiz olmaz. 1- Kalbinizi Kur’ana,2- Kalbinizi Kabe’ye ve 3- Kalbinizi kabre kilitleyeceksiniz.

Bizim niyetlerimizle, muratlarımızla Allah’ın muratlarını uyuşması lazım. Sadece evimizle kendimizi sınırlamamalıyız. Biz dünyanın rüyasını görmeliyiz. İnsanlara baktığımızda insanların geleceğe bakış açısı farklıdır. Kimisi karanlık, kimisi toz pembe, kimisi kirli, kimisi ise gerçekçi görür. Siz hangisiniz?  İç dinamiklerimizi nasıl güçlendirmeliyiz. İhlas, tevekkül, tefekkür, teveccül vs. ile beslemeliyiz. Yaşlıların tecrübesi gençlerin hevesleri ile birleştirerek geleceğe yürüyelim. Bizi geleceğe taşıyan emellerimiz değil emeklerimizdir. Geleceğimizi tembelizm, tatilizm, konforizm, paraizm, egoizm, sekülerizm, pragmatizm hepsinin annesi olan liberalizm tehdit ediyor. Geleceğimiz farklı cephelerden tehdit altında. İştiyah artırmamız lazım, iştirak arttırmak lazım…

Gelecekteki sermayemiz ahlak onur ve erdem olmalıdır. Tahrik olup gitmeyelim, tarih olup gidelim. Eğer dünya da ki kitabı layıkı ile okursak hakkını vererek okursak ahretteki kitabı okumaya takatimiz olur. Biz islam’a şeref katmadık, biz islamla şeref bulduk. Bunun için Allah’a hamdımızı şükrümüzü arttırmalıyız.

————————–

Sempozyumun son programı ise Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulunun Genel Değerlendirme forumu oldu. Forumda Koordinasyon Kurulu özetle “Yarınlarımız için kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk hep birlikte çalışıyoruz ve geleceğe umutla ve cesaretle bakıyoruz. Kuzuluk Buluşmaları fikirsel ve eylemsel bütünlüğümüzü sağlamaya büyk katkı sağlıyor. Anadolu Platformu temel ilkeler perspektifinde sürekli yenilik ilkesi ile yoluna devam ediyor. İçinde bulunduğumuz dönemin bizler, bölgemiz ve dünya açısından bir dönüm noktası olduğuna inanıyoruz. Bu dönemin tarihsel önemine göre çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kuzuluk Buluşmalarında Anadolu’nun her ilinden gelen temsilciler olduğu gibi yurt dışından temsilcilerde katıldı. Gönül arzu ederdi ki Balkanları ve Kafkasları da temsil eden insanlar aramızda bulunsun. İnşallah bir sonraki Kuzuluk Buluşmasında bu bölgelerden de katılımlar olur.” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

Sempozyum fotoğrafları

Galeri 1

Galeri 2

Galeri 3

Galeri 4