Gençlik Ve Gelecek Sempozyumu 4. Gün

0
257

6. Kuzuluk buluşmasının 4. günü Moderatörlüğünü İkram Soltan’ın yaptığı Prof.Dr. İbrahim Gezer ve Prof. Dr. Burhanettin Can’ın katılımıyla “Yeni Nesil ve Yeni Nesli Anlama” başlıklı konuyla devam etti.

İkram Soltan: ‘Genç’ Farsçada hazine anlamına gelir, genç fıtratında bulunan hak adalet isteğini her zaman canlı tutan demektir, aidiyeti güçlüdür etkilenmeye açıktır. Takdir ve kabullenmek ister, sorgular ve ikna edilmek ister. Yeni nesilde imkanları ve zorlukları beraber görmek lazım, hızlı iletişim, bilgi sörfü, hızlı bir gençlik, bunun yanında kaypak ilişki (yüzeysel), tüketimi ön planda, hazcı, anı yaşayan, hedonist ideolojiden önemli erdem ve ahlak eksikliğinden bahsetti. Soyuta inanıp soyuta bakar, araştırmadan kabul eder, slogancı, tanıdığına değil tanımadığına güvenen, liberal, bana kimse karışmaz, bana kimse karışmasın kısaca karşımızda zor ve olgunlaşması da zor bir gençlik var. dedi. Ve sözü konuşmacılara bıraktı.

 

Panelde ilk konuşmacı Prof. Dr. Burhanettin Can Medeniyetleri üç kategoriye ayırdı; Batı medeniyeti, Avrupa medeniyeti ve İslam medeniyeti. Biz hangi medeniyete aidiz sorusunu soran Can üç önemli sorundan bahsetti. İlki kimlik krizi(kardeşliğin öldürülmesi) ikincisi ahlaksızlık üçüncüsü dünyevileşme. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bekleyen tehlikelere şu şekilde yaklaştı; öncelikle dış tehditler küresel güçlerin saldırısı, büyük medyanın saldırısı, internet saldırıları, cinsellik saldırısı, yanlış eğitim politikaları, yanlış kentleşme, yanlış sanayileşme, yanlış göç ve işsizlik vb… Akabinde iç tehditler; aile içerisinde sorunların konuşulmaması, çocuklara ilgisizlik, doğru iletişim kurulmaması, sevgi ve şefkat eksikliği, ekonomik sıkıntı, ailenin yıkılması, teknolojik sıkıntı… Bu konular üstüne  “İstikamet üzeri olanların Allah da işlerini düzeltir” hadisi şerifini paylaştı. Gençlerin bu sorunlar karşısında sigara, alkol, kumar, uyuşturucu,  fuhuş, şiddet, bireysellik ve yalnızlık gibi sıkıntılarla karşılaştıklarından söz etti. ve suçlunun bu olup bitenler karşısında susan herkes olduğunu söyledi.

 

‘Kanserden korkma geç kalmaktan kork’ sözüne atıfla her şey için daha geç olmadığını bahsetti.

Panelin ikinci konuşmacısı Prof. Dr. İbrahim Gezer Cevdet Said’in bir sözü ile sunumuna başladı. “Müslümanlar olarak hep sömürgeciliği eleştiriyoruz neden sömürge yaptığımızı sorgulamıyoruz.” diyen Gezer malumat ve farkındalık kavramları arasındaki farklara değindi.

Yurt dışında ve Türkiye’de yapılan bir araştırmaya göre: Ailelere sorulan nasıl bir çocuk bekliyorsunuz sorusuna Türkiye’de itaat eden, söz dinleyen uysal çocuk cevabı alınırken batıda özgüveni olan, bağımsız, kendini geliştiren tip çocuk istendiğinden söz etti.

Gezer “ülkeler insanları geliştirmez insanlar ülkeyi geliştirir”, “dil insanı geliştirmez insanlar dili geliştirir”  diyerek konuşmasını bitirdi.

———————————- 

 

Sempozyumun öğleden sonraki programında Yemen İman Üniversitesi Dekanı Abdullah ZİNDANİ bir konferans gerçekleştirdi.

Zindani konuşmasında “Bütün devrimlerin ortak noktası zulmü ve diktatörlüğü ortadan kaldırmaktır” dedi. “Yemen’in başkenti Sana’da kadınlar için kurulmuş 4 tane üniversite vardır” diyen Zindani, sözleri şu şekilde sürdürdü:  ” Osmanlı’dan en son ayrılan bölge Yemen’di Mekke ve Medine’nin savunmasını Yemen’den geçtiğine inanılıyordu. İngiliz emperyalizmi Müslümanlar arasına fitneler soktu. 1918-1962 arası Yemen’de yönetim bir ailenin eline düşmüştü. Osmanlı döneminde açılan bütün üniversiteler kapatılarak at ahırına dönüştürüldü. insanlar artık doktorlara gitme yerine falcılara ve büyücülere gitmeye başladı. böylece yemen  400 yıl geriledi. 1962’de bu gidişe dur demek için askerlerin ve aşiret liderlerinin önderliğinde bir devrim yapıldı. 1962’de yeni bir anayasa yapıldı. Suudi Arabistan’ın Yemen’in iç işlerine karışmasından dolayı diğer taraftan Mısır’ın Yemen’e müdahalelerinden sonra istikrarsızlık oluştu. Son iki devlet başkanı da öldürüldü. Abdullah Salih’in yönetimi ele geçirmesi için çok paralar ödendi. Abdullah Salih kendi gücünü tahsis etmiş ve orduyu ailenin hizmetine geçirmiş oldu.”

 

“Yemen anayasasına göre devlet başkanı iki dönem yani 8 yıl görev yapabilir. Fakat Abdullah Salih bunu değiştirmiştir” diyen Zindani, “Muhalefet eden insanları susturdular. Halkı susturmak için aşiretler arasına fitne soktular. Aşiretler arası sorun olmadığında kuzey ile güneyi kızıştırdılar. Daha sonra El Kaide’yi kullanmaya başladılar. Ve Amerika’nın da El Kaide’ye güç yetirdiğini söyleyerek kendilerini güçlendirdiler. Muhalif yapıları yok etmek için Amerika’nın bombalaması gerektiğini söylediler. Bazı insanları kullanıp daha sonra El Kaide diye öldürdüler. Bunlarla mücadele etmek için toplantılar düzenlerken bir de baktılar Yemen’de devrim başladı. Alimler toplanarak bir fetva yayınladı. Yayınlanan fetvada:

‘Kesinlikle sivillerin askere, askerlerin de sivillere ateş açması caiz değildir haramdır’ denildi. Yine aynı fetvada, kamu mallarına zarar verilmemesi gerektiği ve cihad vurgusu yapılarak, ‘en büyük cihad zalim sultanlıkların karşısında hakkı söylemektir’ hadisi örnek verildi.

———————————

 

 Akşam programına gelen İslam-i Cihad’ın Siyasi Büro Temsilcisi Muhammed El Hindi konuşmasına Mavi Marmara Şehidlerini anarak başladı. El Hindi, “Mavi Marmara bana Osmanlı’nın bir araya getirici izzetini hatırlattı. Filistin büyük bir imtihandır. Bunu biz değil Kur’an söylüyor. Filistin’in kurtuluşu için Ümmete büyük görev düşüyor. İsrail sadece Filistin halkı için değil tüm Müslümanlar için büyük bir tehlikedir” dedi.

Siyonist İsrail’in 60 yıldır coğrafyada kan döktüğünü vurgulayan El Hindi, “Bu saldırıların ve işgalin alt yapısı Osmanlı’nın yıkılışıyla başladı. O günden bugüne uzanan plan İsrail’i bölgede azgınlaştırdı.  İsrail asla meşru bir devlet değildir. Terörizmin temsilcisidir. İsrail ne kadar azgınlaşsa da iman gücüyle mücadele eden Müslümanlar her defasında İsrail’e geri adım attırmayı başarmıştır. Aynı Lübnan örneğinde olduğu gibi… Projeleri devam etsede Müslümanlarında direnişi sürüyor. Özgürlüğe kadarda devam edecektir. Filistin bizim cephemizdir. Tüm Müslümanların kalesidir. İsrail hergeçen gün köşeye sıkışıyor. Türkiye’nin dik duruşu da İsrail’in planlarını bozuyor” diye konuştu.

Filistin’in kurtuluşu için Müslümanlara çağrıda bulunan El Hindi, “Özgür Filistin’in zamanı gelmiştir. Zaman İslam’ın zamanıdır. Filistin davası sadece bizim değil tüm Müslümanların davasıdır. Bu davaya her Müslüman sahip çıkmalıdır. Onlar Büyük Ortadoğu’dan söz ediyor biz ise şerefli bir Ortadoğu’dan söz ediyoruz. Biz Filistin’de yenilmedik, halkımıza ve direnişe güveniyoruz. Verdiğimiz mücadelede Müslümanları yanımızda bekliyoruz” dedi.

Siyonist İsrail’in Mescid-i Aksa üzerinde karanlık planlarının olduğunu vurgulayan El Hindi, Müslümanları el birliği ile Aksa’yı korumaya da davet etti.

 

El Hindi’den sonra akşam programında ‘Yeni dönemde yeni kavramsal çerçeve’ konulu sunum yapan Ahmet Özcan, “Yeni bir dünya kurmak için 300 yıldır kaybettiğimiz kendimize,imanımıza, değerlerimize ve milletimize güveni tekrar ihya etmeliyiz. Bu güvenle 21. yüzyılın idrakine hitap edecek yeni bir kavramsal çerçevemiz olmalı. İman, ahlak, adalet ve hürriyet bu çerçevenin köşe taşlarıdır” dedi.

 

“Selçuklu-Osmanlı siyasi haritası vatanımızdır” diyen Özcan, “Devlet sadece hukuk ve adalet demektir. Önüne arkasına hiçbir şey istemiyoruz. Millet, ortak tarih ve vatanı paylaştığımız herkesin adıdır ve etnik mezhebi dini bir sıfat istemiyoruz. Biz Muhammed Ümmeti, İbrahim yoldaşı, Ademin zürriyetiyiz. Bu idrakla, evrensel , cihanşumul, insani bir düzen kurmak, bunu komşu ve kardeş halklarımızla paylaşmak istiyoruz. İslamı, özgürlüğün ve adaletin bekçisi olarak algılayan bir şuurla yeni bir bölgesel ve küresel düzen kurma hedefine sahip olmalıyız. Kendimize güvenmenin ilk adımı bu davadır” şeklinde konuştu.

 

 

 

Sempozyum fotoğrafları

Galeri 1

Galeri 2

Galeri 3

Galeri 4