‘Gençlik Okuyor’ Yarışması Ödülleri Verildi

0
152

Gökkuşağı Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından kitap okumayı teşvik amacıyla düzenlenen yarışmada ödüller sahiplerini buldu.

“Aile Merkezli Değerler Eğitimi” Prodes projesi çerçevesinde kitap okuma kültürünü artırma amaçlı yapılan etkinlikte sınavdan 3 ay önce öğrencilere yazar Ramazan Kayan’ın “Kitab-ûl Kalp”, Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir’in “Ona Yolculuk” ve yazar Hüseyin Özhazar’ın “Ahiret Bilinci” kitapları öğrencilere ücretsiz dağıtılarak okutuldu.

3 kitaptan, yaklaşık 50 soru hazırlanarak öğrencilerin sınava tabi tutulduğu “Gençlik okuyor” kitap yarışmasında ilk 11’e giren öğrencilere şu ödüller verildi:

1- Laptop bilgisayar

2- Fotoğraf makinesi

3- Tablet bilgisayar

4- Kol saati ve kitap seti

5- Kol saati ve kitap seti

6- Mp3 çalar ve kitap seti

7- Mp3 çalar ve kitap seti

8- Mp3 çalar ve kitap seti

9- Mp3 çalar ve kitap seti

10- Mp3 çalar ve kitap seti

11- Mp3 çalar ve kitap seti

Sınav, 26 Mart Cumartesi günü saat 14:30’da Van Merkez Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde yapıldı. Sınavdan sonra İmam Hatip Lisesi konferans salonunda gerçekleştirilen ödül takdim töreninde öğrencilere çeşitli ikramlarda bulunuldu.

Gökkuşağı Derneği Orta Öğretim Komisyonu Başkanı Burhan İçgüleç, kitap okuma yarışmasının ödül takdim töreninde bir konuşma yaptı. İçgüleç konuşmasında şunları dile getirdi:

“Değerli hocalarım ve hayallerimizi süsleyen siz değerli genç kardeşlerim. Hepinizi Allah’ın selamı ile selamlıyorum. Es Selamün Aleyküm.

Rabbimize hamdolsun ki, sizlerle buluşma fırsatını bizlere verdi. Yaklaşık 2-3 aydır alt yapısını oluşturmaya çalıştığımız kitap yarışmamızın son aşamasına gelmiş bulunmaktayız.

Van’ımızın yetiştirdiği insanlar olarak kendi toplumumuza, gençlerimize nasıl hizmet edebiliriz sorularıyla yola çıkmıştık ve kitap yarışması yapmamız gerektiği kararına varmıştık. İnandığı değerler konusunda farkındalık oluşturmamız gerekiyordu.

Gençliğin taze ve temiz yüreklerini, insanlığın üstüne kâbus gibi çöken şer odaklarının, uyuşturucu, şiddet içerikli sinema ve dizilerin, sosyal medya içerisindeki zararlı iletişim ağlarının, küfürlü sokak ortamları gibi olumsuz etkenlerin pençesine bırakamazdık.

Gençlerin, temiz fıtratlarını koruyarak hayat yolculuğunda ilerlerken bilinçli adımlar atmaları da gerekiyordu. Bu sebeple, inandığı değerleri kitap okuma yarışması ile öğrenmesini ve bilinç haline dönüştürmesini istedik.

Değerli genç kardeşlerim! Gençliği saran 3 önemli tehlike var. Günümüz gençliği 3 alanda kendini ifade etmeye çalışıyor.

– Şiddeti ön plana çıkaran tip: “Sen parfüm kokarken, ben esrar kokardım.” Erkekleri anladık da kızlar da artık birbirine bıçak çekiyor. Perşembe akşamı Kurtlar Vadisi’ni izleyen, Cuma günü dershanede kabadayılık yapıyor. Gençlerin omuzları, terazi gibi farklı dengeye bürünmüş.

– Aklı ön plana çıkaran tip: “Testten teste koşan gençlik.”

– Nefsi arzularının isteği doğrultusunda ilerleyen gençlik: “İntihar ve cinayetlerin gençliği”

Günümüz insanı ancak Rabbini tanıyarak insanlığa, hayata dengeli bir bakış açısı sunabilir.

Değerli kardeşlerim! Kötülük dalga dalga yayıldığı gibi iyilik de dalga dalga yayılmaktadır. Bu sebeple iyiliğin öncüleri olmalıyız. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.”, “Her koyun kendi bacağından asılır.”, “İşim görülsün de diğerinin canı cehenneme” gibi sözler bizim inancımızda, kültürümüzde yeri olmayan yaklaşımlardır. 

Peygamberler tarihine şöyle bir baktığımızda, peygamberlerin vahyi aktarmak için bataklığın, kirin, çirkefliğin, zulmün, zorbalığın zirvesini temsil eden tuğyanlaşmış güçlere, Fravunlara, Nemrutlara gittiklerini görüyoruz. Eşraf takımına aldırmadan, sözlerini söylüyorlar. Hz. Lut (as) bunun büyük bir örneğidir. Eşcinselliğin yaşandığı bu toplumdan yüzünü çevirip “ne halt ediyorlarsa etsinler“ diye düşünmüyor ve mücadelesini sürdürüyor. 

Değerli gençler! Müslüman olmamız hasebiyle bizim de peygamberlerimizin yolunu takip etmemiz gerekiyor. Evimde olayım, namazımda, niyazımda olayım, kimseye zararım dokunmasın gibi yaklaşımlar bizi kurtarmayabilir.

“İnsan, ne zaman insan oldu” sorusuna Aliya İzzetbegoviç’in verdiği cevap şöyledir; “İnsan, başkaları için değer üretmeye başladığı zaman insan oldu.” İşte bizi farklı kılan budur. Ama ne yazık ki, o kadar kendimize yabancılaştık ki; Müslüman Suriyeliler, Müslümanım diyenlerden kaçıp küfür ehline sığınmaktadır. Merhameti, adaleti yabancılardan, batılılardan arar hale geldik.

Van’ın okuyan gençliği olmalı. Aydın zihinleri olmalı. Doğu Anadolu’dan diğer bölgelere ışığını yayması gerekmektedir. Günah kapılarının çokluğu gençleri fıtratlarından uzaklaştırıyor. Bir taraftan ateş çemberine çekilmek istenen gençlik, bir taraftan Allah adına deyip cinayet işleyen örgütler etrafımızı sarmış durumdadır. Bu anlamda bizlere büyük görevler düşmektedir.

Bizler; Anadolu Platformu, Anadolu Öğrenci Birliği, Van Gökkuşağı Derneği Ortaöğretim Komisyonu olarak faaliyet göstermekteyiz. Ortaokul ama özellikle lise gençliği ile gezi, kamp, sportif faaliyetler, bilgi yarışmaları, üniversite öğrenci evleri çalışmaları gibi etkinliklerin yanında düzenli olarak yaptığımız haftalık sohbetlerimiz var.

Sohbetlerimiz 8-10 kişilik gruplardan oluşmaktadır. Kur’an-ı Kerim, siyer, ahlak, fıkıh, kavramlar, peygamberler tarihi, örnek şahsiyetler gibi konular üzerinde sohbetler tertip etmekteyiz. Bu tür çalışmalarımızda sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız. 

Değerli gençler! Gençlik kavramını nasıl tanımladığımıza gelelim. Dünyayı değiştirmeye yönelik idealleri, hayalleri olan her yaştaki insana bizler “genç” gözüyle bakıyoruz. Sırf Allah rızasını kazanmak için, insanlığa iyilik yapma hayali ve iradesini gösteren 70 yaşındaki amcamız da olsa biz amcamızın yüreğinin genç olduğuna inanırız. Çünkü gençlik heyecandır,  aksiyondur, dinamizmdir. Çünkü bir yerde genç ruh varsa, orada hayat vardır.

Peki, nasıl bir gençlik hayalimiz var?

Ebeveynler evladını nasıl görmek ister?

İyi bir İslam inancına ve ahlakına sahip olmalarını, iyi bir geleceğe sahip olmaları ve toplumda örnek şahsiyet sahibi olmalarını ister.

Değerli gençler! Bizler ebeveynler olarak, gençlerimizin İslam inancını benimseyerek, gerek öğrencilik, gerek iş hayatına atıldığı dönemde başarılı, yetenekli, toplumda “işte bu, benim örnek alabileceğim insandır” denilebilecek lider ruhlu, cesur bir gençlik yetiştirme hayalindeyiz.

Değerli kardeşlerim! Bizler peygamberimizin ümmeti olarak, birbirimizi her daim koruyarak ve yeri geldiğinde uyararak, bizden sonraki nesillere İslam davasını taşımamız gerekiyor. Bildiğiniz gibi davet ve tebliğ bütün peygamberlerin ortak mesleğidir. Rabbim bizlere de bu kutlu mesleği icra etme fırsatı verir inşallah.

 Musab bin Umeyr buna örnek değil mi? Musab, Mekke’nin en yakışıklı ve en zengin gençlerinden, ama İslam dininin onda yaktığı kıvılcım o kadar büyük ki Medine’ye hicret ediyor. Onun sayesinde 70 kişiden fazlası İslam dini ile şerefleniyor. Uhud Savaşı’nda şehit olduğunda, elbisesi üstünü kapatacak uzunlukta değildi. Ayaklarını otlarla örtüyorlardı.

Geçmişte örnek şahsiyetler olduğu gibi günümüzde de Furkan Doğan gibi Esma Biltaci gibi rol modellerimiz var.

İslam ümmeti ve ülkemiz büyük bir imtihandan geçmektedir. Bizler yaşadığımız coğrafyada kendi kodlarımızla yeni dönemin arifesindeyiz.  Kendi acılarımızla, sorunlarımızla yüzleşip ayağa kalkmamız gerekmektedir. Tam da bu noktada siz değerli gençlere büyük görevler düşmektedir. 

Dünyanın küresel kapitalizminin, çirkinliğinin, bencilliğinin, menfaatçiliğinin, zulmünün çarkında ezilenlerden mi olacağız? Yoksa kendi değerlerimizle iyiliği, merhameti, adaleti ayakta tutacak yeni bir çark mı oluşturacağız? İşte gençler, buna karar verecek olan sizlersiniz. Bizler; iz takip eden değil, iz açanlardan olmalıyız. Bu sebeple pısırık, korkak, ürkek, hep suskun, içine kapanıklardan olmamalıyız.

Uyumlu, merhametli, adaletli olduğumuz kadar özgürlük ve adalet için cesur, yiğit, kafa dikleyen, zulme direnen, sözünü esirgemeden söyleyen bir İslam gençliği olmalıyız. Tıpkı Ashab-ı Kehf gibi, tıpkı Hz. Musa gibi, tıpkı Hz. İbrahim gibi, tıpkı Fravun’u hiçe sayan sihirbazlar gibi.

Rabbimiz kıyamet günü 3 sınıf insandan bahsediyor. Ashab-ı Meşeme, Ashab-ı Meymene ve Ashab-ı Sabîqûn denen sınıf. Ashab-ı Meşeme; hüsrana uğrayanlar, Ashab-ı Meymene; kurtulanlar ve Ashab-ı Sabîqûn önde gidenler olarak ifade ediliyor.

Rabbimiz, Bakara suresi 143. ayetinde şöyle buyuruyor: “Sizleri bu topluma, şahitler olarak orta bir ümmet kıldık.” Bu nedenle bizler, toplumda olan bitenlerden sorumluyuz. Yetimlerden, yoksullardan, açlardan, miskinlerden, emeği sömürülenlerden ve gücü yetemeyenlerden sorumluyuz.

“Yoksa siz, Yakub’a ölüm anı geldiği zaman orada mı idiniz? O zaman Yakub oğullarına: “Benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” demişti. Onlar da: “Senin ilâhın ve ataların İbrahim, İsmail, İshak'ın ilâhı olan, tek Allah’a kulluk edeceğiz, biz sözümüzü özümüzü ve irademizi O’na teslim edenleriz” dediler.” (Bakara 133)

Bizler de Bakara suresi 133. ayetteki gibi;

Âdem’in, Nuh’un, Lut’un, Salih’in, İbrahim’in, Yakub’un, Musa’nın, Hanne’nin, Meryem’in, İsa’nın ve Muhammed’in Rabbine teslim olanlardan olacağız.”

Dereceye giren öğrenciler, ödül takdiminden sonra; ödül almaktan daha önemli olanın, yarışmaya katılmak olduğunu; bu yarışmayla, peygamberi daha iyi tanıma fırsatı bulduklarını, İslam inancının önemini daha iyi kavradıklarını dile getirdiler.