Gençlik Kürsüsünden Sağlık Semineri

0
195

Yüksek Öğretim Komisyonu olarak iki yıldır sürdürülen Gençlik Kürsüsü projesinin altıncısını 17 Mart Pazar günü Malatya Belediyesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Akıl sahibi hiçbir insan üç tip bilgiyi terk edemez; kendisiyle gelecek hayat için tedarik elde edebileceği bilgi, imanını tesis etmede ona yardım edecek dünyevi hayatını inşa edebileceği bilgi ve üçüncü olarak ise hastalıklarını iyileştirmede yardım edebilecek böyle bir tıp bilgisi.” Ahnef b. Kays

İnsan yaşamına dair önemli konuları öncelediğimiz Gençlik Kürsüsü projemizde gençlerimizin her yönlü gelişimini hedefledik. Şimdiye kadar gençlerimiz Kürsüden, manevi gelişimi kapsayan konuları araştırıp bizleri bilgilendirdiler. Ancak Allah’a sunduğumuz kulluğumuzun kalitesi, yaşam kalitemizle paralel gelişeceği gerçeğinden hareket ederek altıncı Kürsümüzde insan sağlığını gençlerimiz konuşsun istedik. Genç kürsümüzden, insan bütünlüğüyle olaya bakış giydirerek sağlık konusunun önemine vurgu yapılması, öğrencilerimizin hem maddi hem manevi gelişimine katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz.

Biz biliyoruz ki sağlık, dünya hayatında Allah’ın, Rahman sıfatının tecellisi olarak herkese verdiği en büyük nimetlerden biridir. Şüphesiz sağlık iman ile birlikte olduğunda ne denli önemli bir nimet olduğu daha iyi bilinmekte ve Allah’a daha fazla şükretmeye vesile olmaktadır. Peygamber Efendimiz (sav) sağlıklı olmanın cennet nimeti olduğunu bildirmiştir. İslâm’a göre beden, insana verilmiş bir emânettir. Âhiret’te kişinin sorgulanacağı şeylerden birinin de “bedenini nasıl kullandığı”dır.

Sağlık konulu slayt gösterisi ile başlayan program, bilgilendirici 4 sunum ile yapıldı. İnönü Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi Büşra Aslan’ın sunuculuğunda gerçekleşen programda İlk konuşmacı olarak, İ.Ü. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi Büşra Dağkuşu yer aldı.

“İslam ve Sağlığa Verdiği Önem” üst başlığı altında; “Kur’an ve Sağlık” ile “Tıbbı Nebevi’nin Mahiyeti” konulu sunumunu gerçekleştiren konuşmacı;

“Hastalık hali, bir yokluk ve hiçlik durumu değildir aksine yeryüzünde yaratılan her şey gibi bir sebeple insana verilmiştir. İnsan, aczini ve zaafını hissettiği ölçüde Cenab-ı Hakk’ın Rububiyeti’ne olan ihtiyacını kavrar. Aczin en iyi hissedildiği anlar ise hastalık vakitleridir.” dedi. Konuşmasını şöyle sürdürdü; Tıbbın menşei hakkındaki geleneksel görüş, ilk bilgilerin vahiy yoluyla indirildiği yönündedir. Müslüman âlimler de tıp ilminin temel ilkelerinin ve ilk örneklerinin vahiy yoluyla insanlara bildirildiğini kabul etmişlerdir. Peygamberlere (a.s) vahiyle temel ilkeleri bildirilen tıp, daha sonra tecrübe, gözlem ve kıyasla geliştirilmiştir. Peygamber Efendimiz, bir yandan tıbbı rasyonel temellere dayandırırken diğer yandan tıbbın manevi yönünün bulunduğunu, her şeyin Yaratıcısının Allah olduğu (tevhid) inancını vurgulamıştır…”

“Kur’an-ı Kerim’de Hastalıklarla ilgili olarak, tedavi edici değil daha ziyade koruyucu hekimlik önerileri daha fazladır. Temizlik, temiz gıda tüketimi, oruç, aşırıya gitmemek, anne sütü vb. ana temalarda yönlendirmeler vardır. Gıda sağlığı konusu ise Kur’an-ı Kerimin belki de en sık vurgu yaptığı konulardan birisidir. “Temiz ve hoş şeyleri helal, kötü ve çirkin şeyleri haram kılacak… (Araf 157)”, “Hayatın bütün güzel şeyleri size helaldir. (Enam 4)” gibi geniş kapsamlı ayetlerle insanın bozulmamış fıtratına atıf yapılmıştır. Kur’an, hastalıklara karşı koruyucu önlem açısından hijyen konusuna önem vermiştir. “Bütün pisliklerden kaçın!” gibi çok geniş anlamlı ayetlerle beden ve ruh hijyenine vurgu yapılmıştır…

Tıbbı Nebevi ye gelecek olursak genel olarak İslam Tıbbı tabiriyle ifade edilmeye çalışılır. Oysa çok daha geniş ve derin anlamları vardır. Bir hayat felsefesi ve yaşam biçimidir. Tıbbı Nebevi tümüyle birlikte binlerce yıldır insanların birbirleri vasıtasıyla gelecek kuşaklara naklettikleri denenmiş hayat ve sağlık hakkındaki bilgi hazineleridir. Tıbb-ı Nebevi, ağırlıklı olarak koruyucu hekimliğe, hastalanmadan hastalıklardan korunma yöntemleri üzerine yoğunlaşmıştır. Bu yüzden tamamlayıcı tıp yöntemleriyle büyük oranda örtüşür. Tıbb-ı Nebevi sağlığın süreklilik taşıması için yapılması gerekenlerin âdeta bir listesidir. Peygamberimiz (a.s.m.) sağlığın önemini şöyle vurgular: “Sizlerden her kim vücut bakımından sağlıklı, nefsinden, malından korkusuz ve huzurlu, günlük yiyeceği de yanında olarak sabahlarsa sanki dünyanın bütün nimetleri kendisinde toplanmış gibi olur.” “Sağlıklı mü’min, hastalıklı mü’minden daha iyi, daha üstün ve Allah’a daha sevimlidir.” Bu, sağlıklı olmanın gereklerini yerine getiren dikkatli ve nitelikli insanlar için söylenmiş bir hadistir.”

Tıbbı Nebevi de sağlığa bakış hakkında geniş bilgilendirmede bulunan konuşmacı, sunumunu hastalığın sebeplerinin yaşam tarzı olduğunu, yaşam tarzları iyileştirilmediği sürece insanların hastalıklardan kurtulamayacağını, Peygamber efendimizin de bu yöntemi hayatı boyunca önemsediğine vurgu yaparak sonlandırdı.

İkinci sunumu “Bağışıklık Sistemi Ve Temizliğin İnsan Sağlığı İçin Vazgeçilmezliği” başlığı altında İ.Ü. Eczacılık bölümü 1. Sınıf öğrencisi Hacer Çam yaptı.

Konuşmasına bağışıklık sistemini tanıtarak başladı. Hastalıkların bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğine vurgu yaptı. Bağışıklık sisteminin insanı nasıl koruduğu hakkında bilgilendirmede bulundu. Konuşmasını şöyle sürdürdü; “Ülkeleri orduları savunur. Vücudumuzun da bir ordusu var: Bağışıklık sistemi… Vücudumuza giren mikroplardan bu sistemin sayesinde korunuyoruz. Bağışıklık sistemi bizi nasıl koruyor? Koruyucu hücreler, vücudumuzda sürekli devriye geziyor. Dışarıdan gelen mikroorganizmalara karşı savunma amaçlı olarak bazı organlarda daha fazla sayıda hücre toplanıyor. Bağışıklık sisteminin şifreleri de genlerimizde bulunuyor. Bademcik (ileri karakol) Burun ya da ağızdan girmeye çalışan mikroorganizmaları bademcikteki bağışıklık hücreleri yakalıyor. Solunum yolları, mide ve bağırsak enfeksiyondan korunuyor. Bağırsak (cezaevi) İnce bağırsaktaki lenf düğümleri sindirim sistemindeki mikropların öldürülmesinden sorumlu. Boyunaltı bezi (eğitim merkezi) Kalp üzerinde bulunan bu organda katil hücreler eğitim görüyor ve mikroorganizmaları tanıyor. Yetişkinlerde organ küçülüyor. Dalak (hücre deposu) Karnın sol kısmında yer alan kan temizleyici bu organ da bol miktarda bağışıklık hücresi barındırıyor. Kemik iliği (doğumevi) Bağışıklık hücreleri (akyuvarlar) yuvarlak kemiklerin kırmızı iliğinde doğuyor.

Bağışıklık Sistemini Zayıflatan ve Çökerten Nedenler ise: Stres, Kötü beslenme alışkanlıkları, protein, vitamin ve mineral alımının yetersizliği – yeterli beslenememe (ki dünyada her yıl 6 milyon çocuğun yetersiz beslenme sonucu bağışıklık sisteminin çökmesinden kaynaklanan enfeksiyonlar yüzünden öldüğü bildirilmektedir) alkol, sigara, uyuşturucu, ağır metaller, hormonlar, genetik yapısıyla oynanmış gıdalar Kimyasal ilaçlar, serbest radikaller, beden ve çevre için gereken temizlik kurallarına uyulmaması, hava kirliliği, egzersiz azlığı, hareketsizlik, şişmanlık, bakteriyel ve viral enfeksiyonlar, Uyku saatlerinin düzensizliği, vücut ısısının, sıklıkla değişik sıcaklıktaki ortamlara maruz kalması, güneş ışığının azlığı.”

Uzun süreli kronik stres bağışıklık sistemini zayıflatıp, sağlığımızı tehdit eden durumlara neden olduğuna vurgu yapan konuşmacı, seminerini bağışıklık sisteminin güçlenmesi için yapılması gerekenleri anlatarak tamamladı.

 

Üçüncü sunumu “Sağlıklı Yaşam İçin Bilinçli Beslenmenin Önemi” başlığı ile İ.Ü. Diş Hekimliği bölümü 1. Sınıf öğrencisi Kübranur Sağın yaptı.

Beslenmenin gerek kaynak gerekse sonuçları itibariyle insanın beden ve ruh sağlığını, yakından ilgilendirmesi hasebiyle bilinçli beslenmenin hayati unsur taşıdığını söyleyerek seminerine başlayan konuşmacı, haram ve helal olarak belirlenen zararlı ve yararlı yiyecekler ve içecekler, İslam dini öğretilerinin önemli bir bölümünü oluşturduğunu söyledi ve bu husus üzerinde duracağını vurguladı. Slayt gösterisi üzerinden sunumunu gerçekleştiren konuşmacı şunları söyledi;

“Helal İslam’da Allah’ın ve Peygamber Muhammed (S.A.V.)’ın İslam hukuku içerisinde yapılmasına izin verdiği her şeydir.”

“Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah’a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizlerinden yiyin ve Allah’a şükredin…” Yiyecekler konusundaki yasakların en başta gelen amacı, insanın beden ve ruh sağlığının korunmasıdır. Faiz, hırsızlık, hile, gasp, kumar gibi haram yollarla elde edilen malın yenmesinin de haram görülmesi, vakıf, yetim, hazine malının veya özel mülkiyete konu olan bir malın izinsiz tüketilmesinin ağır bir vebal ve sorumluluk doğuracağının bildirilmesi bu anlayışın sonucudur. Hatta İslâm bilginleri kişinin haram yoldan elde ettiği gıda ile beslenmesinin onun kişiliğini, huy ve tabiatını olumsuz yönde etkileyeceğini, yapacağı ibadetlerin kabul edilme şansını bile azaltacağını ifade etmişler, helâl rızık ve helâl gıda ile beslenmenin değişik açılardan önemini vurgulamışlardır.

Bedeni sağlığımızı korumanın en önemli unsurlarından biri dengeli beslenmedir. Yüce Rabbimiz Kutsal Kitabımızda: “Yiyiniz, İçiniz ama israf etmeyiniz” buyurarak, yeme ve içmede dengeli olmanın gerekliliği üzerinde durmuş, aşırı yemek suretiyle israfı yasaklamıştır. Günümüzde öne çıkan obezite (şişmanlık) bir hastalık haline gelmiştir ki, sebebi ise bilinçsizce yapılan yemek tüketimidir. Müslüman’a yakışan ise, her işinde olduğu gibi yemede de orta yolu izlemektir.”

Besinlerin ve sağlığın korunması için gerekli hijyenin nasıl olması gerektiği hakkında bilgileri maddelendirerek sunumunu sonlandırdı.

 

Dördüncü sunumu; Birçok insanın risk taşıdığı, genç yaşlara kadar inen çağın en yaygın hastalıkları arasında yer alan “Kalp-Şeker Hastalığı Ve Depresyon” başlığı ile İ.Ü. Diş Hekimliği bölümü 1. Sınıf öğrencisi Büşra Bazna yaptı. Kalp ve şeker hastalığının oldukça canlı bir üslup ile anlatıldığı son sunumda konuşmacı şunları söyledi; “Kalp yetersizliği bir hastalık değil, çok farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilen bir klinik tablodur; yani bir belirtiler ve fizik bulgular bileşkesidir. Kalbin görevini tam yapamamasından dolayı çabuk yorulması, nefes darlığı çekmesi veya ayak bileklerinin şişmesidir. Avrupa ülkelerine oranla ülkemizde görülme sıklığı çok fazladır. Kalp yetmezliğinin azaltılmasında, sigara, şişmanlık ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, düşük tuz tüketimi gibi önlemlerin alınması noktasında halkın bilinçlendirilmesi oldukça önemlidir. Rahatsızlığın gençler arasında yaygınlaşmasında ise stres, kötü beslenme ve sigara kullanımı gibi çevresel faktörlerin önemli rol oynamaktadır.”

Kalp krizinin nedenlerinin anlatıldığı sunumun ikinci bölümünde konuşmacı Ruhsal hastalıklar ve depresyon konusuna değindi. Tüm hastalıkların sebebinin stres olduğunu, Stresin ise depresyona götürdüğünü vurgulayan konuşmacı, depresyonun belirtilerini açıkladı. Konuşmasını şöyle sürdürdü;

“Her ne kadar modern hayat inanan/inanmayan tüm insanlığa maddi anlamda büyük imkânlar sunmuşsa da, ruhsal anlamda insanlığın sorunlarını çözemediği gibi aksine, daha da karmaşık hale getirmiştir. Geçmişte daha çok yetişkinlerin maruz kaldığı pek çok psikolojik sıkıntıya günümüz dünyasında, daha küçük yaştaki çocuklar ve gençler de maruz kalabilmektedirler. Modern hayat bu tür psikolojik sorunlara gerçek çözüm yolları arama yerine, ya onları çeşitli ilaçlarla geçici olarak uyutmaya ya da sanal ortamlarla unutturmaya çalışmaktadır. Böyle bir gidişattan sadece batı dünyası değil, küreselleşmenin de etkisiyle İslam dünyası da payına düşeni almaktadır. Biz de o zaman bu ruhsal sorunlara önlem olarak manevi değerlerimizi öne çıkaran okumalar, konuşmalar, etkinliklere ağırlık vermeliyiz. Kendi medeniyetimizin içindeki bazı kaynakları ruhsal sağlığın unsurları olarak harekete geçirebilmemiz lazım. Bizim çok zengin bir irfani kültürümüz var Anadolu’da, Yunusların, Mevlanaların içinde olduğu. Aslında onların sözlerindeki hikmeti genç nesillere bir ölçüde aktarabilsek, o bile çok büyük bir değer ifade eder.

İnsanlarla iletişime geçmek depresyondan korur, zira Hz. peygamberin, “Ana-baba hakkı, kul hakkı, komşu hakkı, hayvan hakkı” konusundaki hadisleri, boşanmayı kötü gören hadisleri insan ruh yapısı ve kitle psikolojisi açısından çok önemlidir. Ayrıca “Ortam Değişimi” de tedavide büyük önem taşır. Peygamberimiz “Yaylaya çıkınız! Mevsim rüzgârlarını (güzel havalarını) koklayıp teneffüs ediniz! Kuytu ve güzel yerlerinde konaklayınız!” buyurmuşlardır.

İnsanı depresyona götüren bir diğer unsur, Ümitsizliktir. Bediüzzaman, İslâm âleminin geri kalmasının sebebinin altı temel hastalık olduğunu söyler. Bunlardan “yeis/ümitsizlik”, listenin ilk maddesidir.”

Sunumların arasına serpiştirilen “Tıbbın Kanunu” ve Barış Manço’nun “Nane Limon Kabuğu” müziği ile de program renklendirilerek nostaljik bir hava teneffüs edildi. Son konuşmacının sunumunun bitmesi ile program sona erdi. Dernek üye, eğitimci ve öğrencilerinin katılımı ile gerçekleşen organizasyon istikrarlı bir programlamanın neticesi olarak bir sonraki kürsüye bayrağı devretti.