Gençlik Kürsüsünden Manifesto Gibi Program

0
185

Zihinsel ve kültürel yozlaşmalar karşısında suskun durmak, gençleri bu tehlikelerden korumamak toplumlar için çöküş ve yok oluştur.

“Toplumlar gelecekleri ve gençleri ile ilgilenmezlerse, üzüntü ve inkırazları yakındır.’’

   Zihinsel ve kültürel yozlaşmalar karşısında suskun durmak, gençleri bu tehlikelerden korumamak toplumlar için çöküş ve yok oluştur. Zaten tarih bunun sayısız örnekleri ile doludur. Bilgi ve teknolojinin beşiği olan, İslam’ın bayraktarlığını yapan medeniyetlerde ne zamanki dünyevileşme hastalığı başlamış, kanaat sahipleri bu akışa dur dememişlerse medeniyetleri yıkılmış ve yeryüzündeki temsiliyetleri sona ermiştir. Ve arkasından bozgunculuk, ifsat yeryüzünü kasıp kavurmuştur.

   Bugün çağımız, İslam’ın zamanlar üstü, mekanlar üstü bağlayıcı hayat düsturlarını benimsemiş, Kur’an ile şekillenen, sünnetle disipline olan, vahiy ile donanımını tamamlayan bir nesle muhtaç. Dünya bugün zulümlerin, adaletsizliklerin sebep olduğu enkazları ortadan kaldıracak rahmetin, adaletin, merhametin, güzel ahlakın müjdecisi bir nesli arzu ile beklemekte. Vahiy ve Sünneti şiar edinirsek bu nesle ulaşmak ütopik olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecektir. İşte bu eksendeki sürekli bir çalışma bizleri hedefe ulaştıracaktır. Bu noktada çıtayı yüksek tuttuk ve gençlerimiz için projelendirdiğimiz Gençlik Kürsüsünde onların zihinsel gelişimlerini önceledik. Vahiy ile şekillenen düşünce dünyasına atılan sağlam temel üzerinden İslam’ın hedeflediği aksiyoner gençliğe ulaşmayı hedefledik.

   Gençlik Kürsüsü adlı projemizin 2. sini 26 Şubat Pazar günü gerçekleştirdik. Malatya İl Müftülüğü Konferans salonunda gerçekleşen panelin konusunu Şubat ayı olması sebebi ile ‘’Şehitlik ve Şahitlik’’ olarak belirledik. Slayt, şiir ve ezgilerin yer aldığı program Dernek öğrencilerinin katılımı ile gerçekleşti.

   “Allah kendisinden başka hiçbir ilâh olmadığına, adaleti ayakta tutarak şahitlik etti. Melekler de, ilim sahipleri de (buna şahitlik ettiler.) O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Mutlak galip’tir, Hakim’dir.” (Al-i İmran 3/18)

   Şehitlik ve şahitlik silsilesinde yer almanın güzelliğini yaşamak ve yaşatmak için gündemimize bu kavramları aldık. Bu program ile gençlerimizin, içi boşaltılmaya çalışılan kavramları asli anlamı ile özümsemelerini ve Allah’ın ‘’Hakkı ayakta tutan şahitler olun’’ düsturunu içselleştirmelerini amaçladık.

   İnönü Üniversitesi Sosyoloji 1. sınıf öğrencisi Elif Aka Moderatörlüğün de gerçekleşen panelde ilk konuşmacı İnönü Üniversitesi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği 3. sınıf öğrencisi Gülben Bayram’dı. Panelistimiz kavram olarak şehadet, şahitlik ve şehitlik üzerinde durdu. Şehadetin bir şeyin doğruluğuna inanmak olduğunu, şahitliğin ise Allah’ın davasına olduğunu Allah’ın davasının ise Allah’ın kitaplarıyla ve Peygamberleriyle gönderdiği dini insanlara yayma davası olduğunu söyledi. ‘’Peygamberler tarihi Allah’ın davasının tarihidir. Kendimizi davanın bir eri olarak görüp şehadet kelimesinin getirdiği sorumluluğu omuzlarımızda taşımamız gerekmektedir’’ dedi. Şehitliğin ise bilinçli, inançlı ve sorumlu kişiliğin canı ve kanı pahasına sorumluluklarını yerine getirmek olduğunu söyledi. Sözlerine şu ayet ve hadisler ile son verdi; ‘’Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur; “Kalbinde şehit olma arzusu duymadan ölen, münafıklık şubelerinden biri üzere ölmüş demektir.”

Ve hayat veren ayetlerden biri “Allah yolunda öldürülenlere sakın ölüler demeyin. Onlar diridirler ve Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar!” Bu gerçeğe muttali olan, şehadetten başka bir yolla ölmeyi düşünebilir mi? Ne mutlu şehadeti arzulayan ve arzusuna kavuşana!’’

 

  İkinci panelist İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı öğrencisi Merve Yılmaz  ‘’Şahitlik ve bize yüklediği sorumluluklar’’ başlığı altında Müminde olması gereken sorumluluk bilincini vurguladı. Şahitliğin ruhlar alemin de Ahdi misak ile başlayıp dünya hayatında somuta dönüştüğünü bu dönüşümün gereği olarak Müminde ahiret eksenli bir hesaplar, hedefler bütününe dönüştüğünü söyledi. Dil ile yapılan Kelime-i şehadet ikrarı ile Müminin yaşantısının vahyin belirlediği doğrultuda şekillenmesi gerektiğini vurguladı. Vahiy ile hayatını aydınlatan Müminin bu huzur dolu hayata tüm insanları davet etme sorumluluğu ile karşı karşıya olduğunu, bu süreçte Hz. Peygamberi model alarak yürüyüşe devam edilmesi gerektiğini söyledi. Müminlerin yeryüzünde altüst olmuş dengeleri düzeltmeye aday vasat bir Ümmet olma sorumluluğu ile iç içe olduğunu ve yeryüzü mazlumlarının yanında saf belirlemeleri gerektiği üzerinde durdu.

  ‘’Tarihsel süreç içerisinde şahitlik ve şehadet’’ konusunu ise 3. panelist İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı öğrencisi Büşra Güzel anlattı.

Panelistimiz insanlık hayatı Hz. Adem ile başlayan ve Hz. Muhammed (s.a.v) e kadar olan süreçte, dalalete sapmış insanları, doğru yola hidayet etmek üzere nice Resuller gönderildiğini, bu Resullerin kendi hayatları ile hakka şahitlik ettiklerini ve tüm insanları ıslah etmek için model olduklarını söyledi. Şahitlik yolunda bazı Peygamberlerin öldürüldüğünü, Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya gibi Tevhit inancı uğruna vücutlarının testerelerle biçildiğini söyledi. İnanç uğruna şehadete koşmanın tarihin her döneminde gerçekleştiğini, bayrak yarışı gibi her çağda bu bayrağı geleceğe taşıyan şehitlerin yer aldığını söyledi. Şehitlerin şehadeti ile İslam’ın şanlı bir tarihinin yazıldığını vurguladı. Bugünde hala hergün birçok şehidin verildiğini onların şahitliklerini kanları ile tescillediklerini söyledi.

 

   Dördüncü panelistimiz İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi hazırlık sınıfı öğrencisi Çiğdem Ulus yakın tarih şehitlerimizden ‘’İskilipli Atıf Hocanın hayatını ve mücadelesini anlattı.’’

  Panelistimiz konuşmasına şu dörtlükle başladı

Fırlayıp mekanizmasından bir mermi gibi

Vurun… idamlara kalem kıran elleri!..

Vurun ki titresin cihan!… Anlasın Ümmet…

Sehpalarda zafer var, zindanlarda hürriyet

   Ülkemizin yetiştirdiği güzide bir alim olan İskilipli Atıf hocanın, hayatını İslam değerlerine adadığını, eserlerinin ülkemizin geleceğini şekillendirmesi noktasında ışık tutucu nitelikte olduğunu söyledi. Ancak buna rağmen haksız yere idam edildiğini vurguladı. ‘’İlim ve irfan yolunda bir ömür geçiren, ilmi ile ameli birleştiren bir şehitti İskilipli Atıf Hoca. Müslüman nesli korumak amaçlı kalemini konuşturan Atıf hoca, şahitliğini yaptığı İslam değerleri uğruna canını feda ederek şehitler silsilesinde yerini almıştır. ‘’ sözleri ile konuşmasına son verdi.

    Dernek öğrencilerimizden Fethi Gemuhluoğlu Anadolu Öğretmen Lisesi 2. sınıf öğrencisi Sema Bahtıgül Barman Kur’an tilaveti ile, Hacı Hüseyin Kölük Anadolu Ticaret lisesi 3. sınıf öğrencisi Esma Elçi ‘’Hani söz vermiştik’’ şiiri ile, Anadolu imam hatip lisesi 3.sınıf öğrencisi Elif Yıldırım ‘’Kaldırımlar’’ şiiri ile İmam Hatip 4. sınıf öğrencisi Sümeyye Çamur ise ezgiler ile programa renk kattılar.