Gençliğin Kadrajından Çanakkale

0
136

Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği, Ortaöğretim Komisyonu olarak ilkini yaptığımız programda Ortaöğretim Komisyonuna bağlı Ortaöğretim Gençlik Komisyonu bu programda “Gençliğin Kadrajından Çanakkale” adlı bir panel düzenledi.

Program, yeni binamızın Ömer Faruk Balıkçı Seminer Salonu’nda gerçekleştirildi.

Program Akışı

– Kuran’ı Kerim, Fetih Suresi 27-29. Ayetler arası Tilaveti – (Ömer Faruk Çoban)

– Kur’an’ı Kerim Meali – (İdris Yolaçan)

– Açılış Konuşması – (Adana ÜLFET DERNEĞİ Ortaöğretim Komisyon Başkanı – Murat Alagöz)

– “Mehmet Akif Ersoy ve Ümmet Bilinci” konulu Sunumu ile – (Furkan Sungur)

– “Örneklerle Çanakkale” konulu Sunumu ile – (Faruk Özcoşkun)

– “Çanakkale Şehitleri” adlı Şiiri ile – (Furkan Sungur)

– “Çanakkale’deki Bedir Ruhu” konumu Sunumu ile – (Şamil Kılıçparlar)

– “Beyin Fırtınası” adlı bir etkinlik ile – (ÜLFET-DER. Ortaöğretim Komisyon Sorumluları, Mehmet Ali Tek – H. İbrahim Albay) son olarak yer aldılar.

Sunuculuğunu Osman Yüceli’nin yaptığı programda, Kuran’ı Kerim ve Meali ile başlanmasının ardından Ülfet Eğitim ve Yardımlaşma Derneği, Ortaöğretim Komisyonu Başkanı Murat Alagöz açılış konuşması yaptı. Konuşmasında özetle şunlara değindi: Bu düşüncenin mimarlarını selamlayarak ardından sözüne gençlerin önemsenmesi gerektiğini dile getirdi ve her ay başka bir gündemle devam edecek olan bu programın ilkini gerçekleştirdiğimiz için hayırlara vesile olmasını ve gençlerin hitabet, kendilerini ifade ve özgüvenlerinin daimi olması dilekleriyle konuşmasını sona erdirdi.

“Mehmet Akif Ersoy ve Ümmet Bilinci” adlı konusu ile Furkan Sungur şunlara değindi: Mehmet Akif Ersoy’un bu ülke tarafından yeterince öneminin olmadığına ve değer verilmediğine, Türklükten ziyade ümmet ruhunu dile getirdiğine değindi.
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alarak ilhamı, asrın idrakine sunmalıyız İslam’ı.” veciz sözüyle sözlerini noktaladı.

“Örneklerle Çanakkale” adlı konusu ile Faruk Özcoşkun; yaşanmış birkaç vakadan bahsederek çarpıcı örnekler verdi ve ardından, “Allah her daim onun dinini koruyanların yanında olmuş ve olacaktır.” cümlesiyle sözlerini noktaladı.

“Çanakkale’deki Bedir Ruhu” adlı konusu ile Şamil Kılıçparlar, şunlara değindi:

Günümüzde maalesef birileri Çanakkale’yi bize eksik göstermeye çalışıyorlar. Yapılan çeşitli organizasyonlar olsun, çeşitli film veya belgeseller olsun, bu tür programların genelinde maalesef farklı konular ele alınıyor. Bu durum da “iman ruhumuza” gölge düşürüyor. Biz günümüz Müslüman gençleri olarak Çanakkale’ye baktığımızda sadece vatan toprakları uğruna savaşılmadığını açık ve net bir şekilde görebilmeliyiz. Bizler Çanakkale’ye baktığımızda ‘İman ve İslam’ ruhunun nasıl belirgin olduğunu ve oradaki ‘ümmet’ bilincinin ne kadar ön planda olduğunu görebiliyor olmalıyız.

Birileri Çanakkale’ye farklı bakıyor ve biz gençlerin de farklı bakmasını istiyorlar. Günümüzde birileri ırk ayrımını ön plana atarak Çanakkale’deki ‘İslam ve Ümmet’ bilincini ortadan kaldırmak istiyorlar. Çanakkale, ümmet bilincinin tam anlamıyla ortaya koyulduğunun bir göstergesidir. Çanakkale’de Arap’ı da bir arada Laz’da bir aradaydı. Dünyanın çeşitli bölgelerinden birçok insan bir aradaydı. Onları bir arada tutan ‘ümmet’ bilinci vardı. Maalesef günümüzde Çanakkale’yi sadece ‘milliyetçilik’ anlayışına çekmek istiyorlar. Çanakkale’de insanlığı bir arda tutan sadece ve sadece ‘iman ruhu’ydu. Birileri iman kimliğimiz ile aramıza engel koyarak bizleri parçalamak, dağıtmak istiyorlar. Çanakkale Bedir’i örnek aldığı için ayakta kalmıştı. Peki, bizler bugün ayakta kalabilmek için kimi veya kimleri örnek alıyoruz?

Bedir savaşı bir dönüm noktasıydı. Bedir savaşı ümmetin ve insanlığın akıbetini etkileyecek bir savaştı. Çanakkale’de aynı şekilde ümmetin ve insanlığın kaderini etkileyecek bir savaştı. Bedir savaşı ile Müslümanlar dünyaya ‘artık bizde varız’ mesajını vermişti. Müslümanlar Mekke ve Medine’den çıkan bir alt grup değil tam aksine Mekke ve Medine’den dünyayı aydınlatacak bir güneş idiler. Bedir savaşı ile Müslümanlar nasıl ayağa kalkmışlarsa Çanakkale Savaşı’nda da aynı şekilde ayağa kalkmışlardır. Bedir’deki ümmet bilinci babayı oğla, amcayı yeğene karşı savaştırdı. Çünkü Bedir’de ‘İslam’ın ayağa kalkışı vardı. ‘Bedir din ve iman kardeşliğiydi.’. Bedir Yevmu’l-Furkan (hak ve batılın) ayrışmasıydı. Çanakkale savaşı da aynı şekilde din ve iman kardeşliğiydi.

Arkadaşlar Osmanlı toplumu 18 ülkeden oluşmaktaydı. Osmanlı’nın bu kadar geniş kapasiteye sahip olmasının tek sebebi, bir ümmet bilincinin varlığıydı. Birileri “ümmet bilincimizi” zedeleyerek bizleri ayırdılar. Bununla da kalmayıp bizleri harita üzerinde ‘yapay sınırlarla’ böldüler. Bizler günümüz Müslüman gençleri olarak yapay sınırları hiçe sayıp, ayağa kalkmalı ve tekrardan ümmet bilincini yeşertmeliyiz..” sözleriyle konusu noktaladı.

“Beyin Fırtınası” adlı etkinlik ile Grup Sorumluları, H. İbrahim Albay ile M. Ali Tek’in yönettiği; etkinlik ile programa katılanlar da dahil edilerek güzel bir çalışma meydana geldi. Son olarak, Ortaöğretim Komisyonu olarak ilkini gerçekleştirdiğimiz aylık seminerlerimizin gençler üzerinden devam edeceği dile getirildi.