Ana Sayfa Kuruluşlar Bülbülzade Eğitim Sağlık ve Dayanışma Vakfı Geleneksel Bülbülzade Vakfı İftarı Yapıldı

Geleneksel Bülbülzade Vakfı İftarı Yapıldı

0
Geleneksel Bülbülzade Vakfı İftarı Yapıldı

Bülbülzade Vakfı Mütevelli Heyeti tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen İftar Programı Bülbülzade Vakfı Eğitim ve Hizmet Merkezi avlusunda yapıldı.

25 Haziran Perşembe günü yapılan iftar programına ev sahibi Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir,  Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Gür, Şahinbey Kaymakamı Selami Aydın, Şehitkâmil Kaymakamı Ali Dursun, AK Parti İl Başkanı Eyüp Özkeçeci, Şehitkâmil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik, Eğitim-Bir-Sen Gaziantep Şube Başkanı Ahmet Gök, ilçe müftüleri, eğitim yöneticileri, daire amirleri, Gaziantep ve çevre il ve ilçelerden gelen STK temsilcileri, Suriyeli misafirler, gönüllüler ve 680’i aşkın davetli katıldı.

İftar programı Bülbülzade Vakfı Öğretmen Komisyonu üyesi Ömer Yıldız’ın sunumuyla gerçekleştirildi. Anadolu Öğrenci Birliği öğrencilerinden Muhammed Polat’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda daha sonra İyilikder’in tanıtım filmi izlendi. Daha sonra açılış konuşmasını yapmak üzere Turgay Aldemir kürsüye davet edildi.

 

Toprak İçin Su Neyse İnsan İçinde Kur’an Odur

Aldemir, iftar davetine icabet edenlere teşekkür ederek başladığı konuşmasında “Toprak için su neyse insan içinde Kur’an odur” diyerek Ramazan ayının Kur’an’la buluşma ayı olduğunu vurguladı. Aldemir sözlerini şöyle sürdürdü; "Her yanımızdan hüzün aktı bu sıralar. Neye yanacağımızı, ne için ağlayacağımızı şaşırdık. Bir ümmet kendi eliyle ettiklerinin cezasını çekerken ve sadece geride duaları kalmışken, iyi ki geldin ya şehri Ramazan.

Bizler bu topraklarda bin yılı aşkındır dili, kültürü, dini farklı olan topluluklarla İslam’ın adaleti altında huzur içinde yaşamış bir milletiz. Bu birliği yeniden kurmak için hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Sorumluluğu sadece sivil toplum örgütlerine, partilere, yöneticilere bırakamayız. Hepimiz inisiyatif almalı, hepimiz insanlığın ve İslam dünyasının geleceği için taşın altına elimizi koymalıyız. Bu topraklara ait olmayan, emperyalistlerle iş tutan her kişi ve gurup bu coğrafyanın dostu değildir. Kişisel çıkarlarına, arzularına yenik düşen benciller, düşkünler de bu toprakların dostu değildir. Her türlü kötülüğe engel olmak insani ve İslami sorumluluğumuzdur. Kötülüğü görüp de sessiz kalmak o kötülüğe ortak olmak gibidir. Anadolu bizim vatan tasavvurumuzun başkentidir. Gerçek ülkemiz Ortadoğu, Asya, Afrika ve insanlığın olduğu her yerdir.

Bugün Yaşananlar 1. Dünya Savaşının Yarım Kalan Hesaplarıdır

Bu bilinçle ramazanı kuşanmalı, insanlığın ve İslam ümmetinin dertleri için çabalamalıyız. Farklılıkları gören, gözeten ve kuşatan üst tevhidi bakışla iş tutmalıyız. Zor günlerden geçiyor İslam dünyası ve Anadolu. Türkiye yeniden sınırlarına çekilmeye zorlanıyor. Emperyalist odaklar ve yerli işbirlikçileri iç sorunları büyüterek her türlü gayri ahlaki ve gayri insani yöntemler kullanılarak ülkemize diz çöktürülmek isteniyor. Bizler zillet içinde düşmanlarımıza ve onların devşirilmiş yerli işbirlikçilerine boyun eğmeyeceğiz. Bilmeliler ki ecdadımız gibi onurumuzu korumak için hiçbir bedeli ödemeden kaçmayacağız. Bugün yaşananlar 1. Dünya savaşının yarım kalan hesaplarıdır.

Dava büyük, bu güzel ramazan günlerini fırsat bilip muhasebemizi yapmalıyız. Ruhumuzu ilahi olanla buluşturmalıyız ki zor günlerde dik duralım ve zaaflarımıza yenilmeyelim. Allah günleri insanlar arasında dolaştırıp duruyor. Yorgunluk, yılgınlık, amaçsızlık bizi gafil avladı. Biz üretirken yorulmadık, tüketirken yorulduk. Bizim sorunumuz Hz. Yunus gibi sorumluluk alanlarımızı terk etmenin yorgunluğu. Uhud’ta okçular tepesindeki gibi bugün de sorumluluklarımızı terk etmenin yorgunluğu yaşıyoruz.

Bu Ümmetin Yeni Bir Ruha İhtiyacı Var

Bizim ruhumuzu yorgun düşüren hastalıklarımızı tedavi etmenin vaktidir. Ramazan ve Kur’an bu fırsatı sunuyor bize. Ramazan insanın kendine gelmesi, özüne dönmesidir. Ramazan ruhumuzu yoran, üzen, zayıf düşüren meşguliyetlerden, mazeretlerden, davranışlardan kurtulmak için iyi bir fırsattır. Oruçla şeffaflaşan bedenimiz yepyeni dikkatler kazanıyor. Ezanı yeniden fark ediyoruz. Demek ki işitmemizde bir tazelik var. Ezanı işiten artık candır. Can kulağımız açılmaya başlamıştır. Ramazan bir ricattır. Ramazan Allah’ı hissetmektir. Bu âlemin sahibini selamlama vaktidir. Aciz Yunus olmanın o güçlü güçsüzlüğün, o kudretli zayıflığın, zenginliği çağıran o fakru zaruretin tam vaktidir. Ancak tek konuşanın o olduğu bir dünyada olduğumuzu susarak anlayabiliriz. Ramazan asli vatana ricattır, sılayı rahimdir, kayıp aileyi bulmaktır. Maalesef Ramazanı gürültü, karmaşa ve eğlenceye boğduğumuz bir aya dönüştürdük. Oysa ramazanın beraberinde getirdiği sükûneti, dinginliği misafir edebilirsek sessizliğin açlığını çeken ruhumuzu Ramazan ikliminde dinlendirebiliriz. Ramazan ibadet ayıdır. İbadet için sükûnet gerekir. Mekânın sükûneti kalbin hareketini dengelemektedir. Hakiki hareket ve devinim kalptedir. Dışarıda değil. Biz ramazanı sadece dışımızda değil, iç âlemimizde de yaşamalıyız. Ramazan Kur’an ayıdır. Kur’an’la biz bu ayda adım adım yeniden inşa oluruz.

Ramazan Ayı Mümin Hassasiyetini Yeniden Kazanmamıza Vesile Olsun

Kur’an bizlere hayatı sade ve sıradan yaşamayı ancak sıradanlaşmadan sırayı bozmamızı anlatır. Duamız ve dileğimiz odur ki, Ramazan ayı, mümin hassasiyetini yeniden kazanmamıza vesile olsun. Çok şükür ki, yeniden ramazanla sevgiyle, muhabbetle, ailemizle, akrabalarımızla, dostlarımızla kucaklaşmayı fark ettik. Ramazanla infak etmeyi, iyilik yapmayı, yardım etmeyi hatırladık. Ramazanla Müslüman olmanın ne büyük nimet olduğunu bir daha anladık. Ramazanla ümmetin dertlerine dermen olacak fiili ve kavli duayı içselleştirdik. Aşımızı, ekmeğimizi dünya mazlumlarıyla paylaşmaktayız hamdolsun. İyi ki geldin ya şehri ramazan. Kendimize geldik. Ne de çok kardeşimiz olduğunu bize öğrettin. Allah birliğimizi, beraberliğimizi kabul etsin, kuvvetlendirsin.” dedi.

Aldemir’in konuşmasının ardından Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yavuz Coşkun selamlama konuşması yapmak için kürsüye davet edildi. Ramazan ayının tüm insanlığa iyilikler ve güzellikler nasip etmesi temennileri ile sözlerine başlayan Prof. Dr. Yavuz Coşkun sözlerine şöyle devam etti; “Ramazan her anlamda iyiliğin doğruluğun zirvesidir. Ramazan bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinin bulunduğu aydır. Ramazan düşünmenin, fikretmenin, kafa yorma ayıdır. Coğrafyamızda insanın içini sızlatan tablolar yaşıyoruz. Oturup tekrar düşünüp, tazelenmenin, aynaya bakmanın, gözyaşlarımızla ellerimizin ıslanması gereken zamandayız. Tekrar kardeşlik inşası için bunu yapmak zorundayız." dedi.

Konuşmaların ardından Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik dua için kürsüye geldi. İftar programı yapılan duanın ardından sona erdi.