Geçmişten Geleceğe Vakıf Kültürü

0
154

Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şubesi tarafından düzenlenen Gençlerle Hasbihal programına bu hafta Bülbülzade Vakfı Başkanı Turgay Aldemir konuk oldu.

Geçmişten Geleceğe Vakıf Kültürü başlığı ile 25 Ekim Cuma günü Davut Özgül Konferans Salonunda yapılan hasbihale Bülbülzade Vakfı Başkan Yardımcısı Yunus Atilla Hamallar, Bülbülzade Vakfı Yurtları Genel Müdürü Sıddık Akdoğan, AÖB Gaziantep Yönetimi ile Gaziantep ve Kilis’ten çok sayıda öğrenci katıldı.

Aldemir geçmişten günümüze vakıf kurumunun serencamından bahsettiği sunumunda özetle şunları söyledi:

“Bilenler yol alır bilmeyenler korkar. Bilgi için yatırım yapmak gerekir. Bunun için atalarımız mektepler, medreseler, rasathaneler kurmuştur. Bizim tarihimizde özellikle medrese ile rasathane yan yana yapılmıştır. Ne zaman bilim ilimden koparılmış böyle garip bir durum ortaya çıkmıştır.  Dünyevi olan ile uhrevi olan, dünyevi ilimler ile uhrevi ilimler, dini ilimler ile fenni ilimler. Bunlar aslında tevhidi parçalamaktan farksızdır. Bilgi parçalanamaz tıpkı tevhid gibi, tarih gibi, insan gibi. Bunu parçalayamazsınız.

Cemil Meriç diyor ki: ‘Osmanlı bir vakıf medeniyetidir, bir vakıf uygarlığıdır. Bunu öyle bir sistematize etmiş ki verdiği sistemle kurduğu yapılar bugün hâlâ ayakta.’ İlber Ortaylı Osmanlıyı tarif ederken, ‘Fukaraperver bir medeniyettir’ diyor. Kimse aç kalmazdı. Dünyanın gezginleri, sürgünleri gelir burada aş bulur, ekmek bulurdu. Hatta göçmen kuşlar için dahi kurulmuş vakfiyeler vardır. Veya meyvesi olmayan ağaçların bakımı, onarımı için vakfiyeler vardır.

Biz böyle bir vakıf kültüründen gelirken niye bu hale düştük? Bunu konuşup, kafa yormamız gerekiyor. Önce şu anki modern zamandan birkaç rakamı sizinle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz şu anda dünyanın süper gücü Amerika. Amerika’da sizce ne kadar vakıf vardır? Amerika’da 130 bin vakıf bulunuyor. Bütçesi ne kadar biliyor musunuz? Bütçeleri 850 milyar dolar. Vakıf sistemi olarak tam da bizde, yani Osmanlıdaki sistemi almışlar.

Gaziantep’deki arazilerin üçte biri vakıf malıdır. Avrupa’da 140 bin vakıf var. Almanya’da 30 bin vakıf var. Almanya ve Amerika’daki üniversitelerin çoğu vakıf üniversiteleridir. Türkiye’de ne kadar vakıf var? Türkiye’de de 5 bin 54 tane vakıf var. Peki, Osmanlıda ne kadar vakıf vardı o günün şartlarında? Nüfusuna göre ve o günün şartlarında 35 bin vakıf vardı. 35 binden 5 bine düşmüş. Bizdeki 5 bin vakfın 300’e yakını Osmanlıdaki gibi çaplı vakıflardır.

İktisadi kalkınma için kişi başına düşen milli gelir önemlidir. Kişi başına düşen milli gelir Türkiye’de 10 bin dolar mesela. Dünyada 50 bin, 60 bin, 100 bin dolar olan yerler var. Sivil toplumla kalkınma at başı gidiyor. Hatta yapılmış şehir araştırmaları var. Bir şehrin hangi tarafından vakıflar, sivil toplum kuruluşları, gönüllü kuruluşlar daha fazla ise o kesim daha fazla kalkınmıştır.

Amerika’daki vakıf sistemi Osmanlı sisteminden alınmış. Tarih birbirine devrederek gidiyor. Biz tarih sahnesine yeniden çıkmaya çalışırken Osmanlıdan başlamayacağız. Tarihimizden de güç alarak dünyadaki iyi örnekleri alıp onun üstüne bir şeyler koymalıyız. Vakıfların hastaneleri var, okulları var, işletmeleri var. Bunlar herkesin malıdır.

Buralara kolay gelmedik, bir hikâyemiz var bizim. Bizim tarihimizde hanlar, hamamlar, tekkeler, yollar, çeşmeler insanın ihtiyaç hissettiği her şey bir vakfiyedir. Hayrat kültürü vardır. Mesela eski şehirlere gidip bir bakın her yerde hayratlar vardır.”

Sunum karşılıklı soru cevaplarla devam etti. AÖB Gençlerle Hasbihal programı yapılan hasbihallerin ardından sona erdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.