Ana Sayfa Yazarlar Aslı Aydıntaşbaş Geceleri rahat uyuyor musunuz? – (Aslı Aydıntaşbaş)

Geceleri rahat uyuyor musunuz? – (Aslı Aydıntaşbaş)

0
Geceleri rahat uyuyor musunuz? – (Aslı Aydıntaşbaş)

Ancak Dışişleri Bakanı aynı zamanda da kızgın ya da en azından kırgın. Türkiye’de ‘solcu’, ‘liberal’ ve hatta bir bölüm ‘İslamcı’ aydının Suriye meselesine duyarsızlığına, Baas zulmünü eleştirmek yerine eleştiri oklarını hükümete yöneltmesinden bunalmış

PARİS

Paris’teki Suriye’nin Dostları zirvesine gitmek için Ankara’dan kalkan uçağın ön bölümünde, bir dışişleri bakanı oturuyor. Yorgun ve kırgın.

Ahmet Davutoğlu yorgun çünkü geçen hafta dişçi koltuğunda ağır bir ameliyattayken Suriye açıklarında düşen Türk uçağının ardından Genelkurmay, MİT ve Dışişleri’yle saatler süren toplantılar, ardından Cenevre’de Suriye temas grubu ve Kahire’de Suriyeli muhaliflerle buluşmuş. Gece birkaç saat uykunun ardından bu kez de Suriye’nin Dostları toplantısı için Paris’e uçuyor.

Ancak Dışişleri Bakanı aynı zamanda da kızgın ya da en azından kırgın. Türkiye’de ‘solcu’, ‘liberal’ ve hatta bir bölüm ‘İslamcı’ aydının Suriye meselesine duyarsızlığına, Baas zulmünü eleştirmek yerine eleştiri oklarını hükümete yöneltmesinden bunalmış. Bir de üstüne Cumhuriyet gazetesinin Beşar Esad’la günlerdir süren röportajı gelince, uçakta adeta patladı:

”Suriye politikası, aydınlar için bir turnusol kağıdı. Son dönemde bize yönelik ciddi bir kampanya var. Bazen İslami kesimden, bazen liberal, bazen de ulusalcı kesimden geliyor. Bu Türkiye’de siyasi kültürü etkileyen 3 akım. Ben bakan olmasaydım da aynı yerde dururdum. Her gece bu muhasebeyi yapıyorum ve kendimle barışığım. Ama maalesef bizi tenkit edenler insanlık onuru ve özgürlük gibi evrensel ilkeleri savunmuyor.”

Davutoğlu ”kavramsallaştırma” ustası; soyut argümanları kategorilere ayırmayı seviyor. Suriye konusunda da bazı köşe yazarları ve aydınlara olan isyanını bile 3 başlıkta toplamış. Birincisi, özgürlükçü, insan hakları argümanı. “Suriye’de 27 işkence merkezi var. 20 bin kişinin ölmüş olması, Türkiye ölçeğinde (oransal olarak) 80 bin kişinin ölmesi demek. 300 bin kişi kayıp; Türkiye ölçeğinde 1 milyon. Bu tabloda hükümetin Suriye karşıtı tutumunu tenkit ediyorsunuz. Bu nasıl liberallik, bu nasıl solculuk? Ben kendi adıma gece rahat uyuyorum. Siz rahat uyuyor musunuz?

Sayıları az da olsa, hükümeti Suriye politikası nedeniyle eleştiren ‘İslamcı’ aydınlar da var. Dışişleri Bakanı, ‘İran’a karşı tavır alıyorsunuz’ diyen İslamcı aydınlara, ”Müslüman çoğunluğu olan bölgeyle olan ilişkilerimiz ve o coğrafyadaki değerleri” hatırlatarak ”Buradaki temel kavram adalettir. Siyasi felsefe de öyle. Suriye yönetiminin yaptıklarını adalet adına hoş görebilir mi? Zalim Müslüman’sa, masum mu göreceğiz? Milosevic’in yaptıklarını Esad yapınca sessiz mi kalacağız?” diye sesleniyor.

Bir gece önce Kahire’nin meşhur Han Halil çarşısında sokakta yürürken birçok Mısırlı ile kucaklaşmış. ”Suriye’de bu politikayı takip etmeseydik ben sokakta yürüyemezdim bile” diyor.

Ve ulusalcılar. Her şeyin başında, ulusalcı ve sol kesimden gelen eleştirilerde ”vatanperverlik” olmayışından yakınıyor. ”Vatanperverlik ırkçılığa varmadığı sürece önemli bir değerdir. Ben bu ülkenin insanlarını korurum. 2 pilotumuz kayboluyor. Bunun acısını yaşarken, bazı gazeteler bize güvenmeyip kaynağı belirsiz haberleri manşet yapıyor. Anlamak mümkün değil Ulusalcılar neredeyse Esad’ın uçağı neden düşürdüğünün mazeretini oluşturdular. ”

Doğrudan CHP’ye sitemi de var. “Hafta sonu MİT ve Genelkurmay’la haritaları açıp 7 saat doktora tezi gibi bütün verileri çalıştık. Bize değil, Rusya bir şey diyor, ona inanıyorlar. Ana muhalefet lideri, dünyadan radar kayıtlarını istesin dedi. Ben zaten istedim ilk günden. Benim yaptığım açıklamaya kadar kimse bir şey vermedi. Ama şehitlerimizin bulunduğu yer sadece 0.4 mil sapmayla ilk enkaza yakın. Üçüncü kaynağın verdiği bilgide ise 10 mil sapma var.”

Ve Cumhuriyet röportajı. Dışişleri’ndeki genel hava, röportajın Esad’a propaganda platformu sağladığı, zor soruların sorulmadığı yolunda.

Davutoğlu, “Basın özgür. İsteyen Esad’la konuşur, konuşsun da. Peki bir Suriyeli gazeteci Sayın Başbakan ya da benle konuşup Şam’da bunu aynen basıp, görüşleri paylaşabilir miydi? Bu soruya bizim liberaller, solcular cevap versin” dedikten sonra inişe geçen uçaktan çıkmaya hazırlanıyor.

”Bir Türk aydını olarak beni üzen, insanlık onuru ve özgürlük adına karşı çıktığımız bir rejime karşı çıkıyoruz diye eleştirilmemiz. Ak Parti alerjisi ya da Başbakan’ı eleştirme gayreti. Kendinizle barışık olun. Özgürlükçü aydınlar bari Suriye’de de özgürlükçü olsunlar…”

”Sarkozy karabasandı”

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Paris gezisinde Suriye zirvesine katılmak, Sarkozy sonrası yeni Fransız hükümetiyle ‘temiz sayfa’ açıyor. Davutoğlu, Fransız Dışişleri Bakanı Laurent Fabius ile resmi temasları öncesinde “Fransa’yla önemli bir başlangıç yapıyoruz. Fransa Avrupa’daki en köklü ilişkimizdir. Her iki toplum da devlet yapısı, siyasi refleksler, Akdeniz kültürü psikoloji açısından birbirine yakındır. Bir zamanlar Fransızca bilmeyen Türk aydını olmazdı. Buna rağmen, siyasal ilişkiler yakın dönemde türbülans yaşadı. Ama artık sosyalistlerle yeni bir başlangıç yapıyoruz” dedi.

Davutoğlu, Fransa’ya yönelik bir haftadır fiilen askıya alınan yaptırımların artık tamamen kaldırıldığını da açıkladı.

Sarkozy dönemini bir ‘karabasan’ olarak tanımlayan Dışişleri Bakanı, o dönem Ankara ve Paris arasında kendisi ve Sarkozy’nin bir danışmanı tarafından kararlaştırılan bir centilmenlik anlaşması olduğunu, ancak Sarkozy’nin buna uymadığını söyledi.

”Sarkozy dönemi bizim için karabasandı. İdare etmeye çalıştık. Arada centilmenlik anlaşması vardı. Ermeni soykırımını gündeme getirmeyecekti. Ama Sarkozy kontrolsüz biçimde anlaşmayı rafa kaldırdı” dedi.

Sosyalistlerle ‘yeni başlangıç’ yapılmasını öven Davutoğlu ”Avrupa’da sosyal demokratlarla her zaman daha iyi anlaştık. Bu tarihi bir ilişki. Hissiyata kurban etmemek lazım” dedi.

Milliyet

———————————-
Aslı Aydıntaşbaş
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI