GAÜN’de Değişen Dünya ve Ortadoğu Paneli

0
240

Değişen Dünya ve Ortadoğu Paneli Gaziantep Üniversitesinde yapıldı.

Bülbülzade Vakfı, Rabia Platformu ve Anadolu Öğrenci Birliğinin katkıları ile düzenlenen Değişen Dünya ve Ortadoğu Paneli Gaziantep Üniversitesinde yapıldı.

11 Aralık Çarşamba günü Gaziantep Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinde yapılan panele konuşmacı olarak Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir, Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahaman Dilipak ve Star Gazetesi yazarı Halime Kökçe katıldılar. Panele Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Akpınar, Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkan Yardımcısı Gazi Kılıçparlar, Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar, öğretim üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Anadolu Öğrenci Birliği üyelerinden Huzeyfe Akaslan’ın sunduğu program Abdurrezzak Çürükoğlu’nun okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur’an tilavetinin ardından Anadolu Öğrenci Birliği Gaziantep Şube Başkanı Mustafa Kar programın açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Kar konuşmasında Anadolu Öğrenci Birliğinin çalışmalarına değinerek; “Anadolu Öğrenci Birliği Türkiye’nin 70 üniversitesinde çalışması olan Anadolu Platformunun bir kuruluşudur. Anadolu Öğrenci Birliği kendi inancı ekseninde hareket eden ve merkezine inancını oturtturan gençlerin bir arada bulunmasını ve gençlerimizi asli değerlerine ulaştırmayı kendisine hedef edinmiştir. Özellikle son yıllarda genç kardeşlerimiz kendi asli değerlerinden uzaklaşma noktasında adımlar atmış ve kendi inanç değerlerimizin gerisinde kalmışlardır. Anadolu Öğrenci Birliği genç kardeşlerimizin yeniden inançları ile tanıştırmasına vesile olma, yaşamış oldukları coğrafyanın sorunlarına duyarsız kalmayarak sahip çıkma, toplumun içerisinde aktif olarak yer almasını isteyen bir öğrenci hareketidir.” dedi.

Mustafa Kar’ın konuşmasının ardından Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun selamlama konuşması için kürsüye geldi. Salondakilere hoş geldiniz diyerek konuşmasına başlayan Coşkun; “Üniversitelerin bağlı olduğu medeniyetin geçmişten aldığı değerlerini yeni fikirler ışığında geleceğe taşımanın organı olmalıdır.” dedi.

En Büyük Krizimiz Kendi Sorunlarımıza Çözüm Üretemememizdir

Selamlama konuşmaların ardından panel kısmına geçildi. Panel kısmının sunuş konuşmasını Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir yaptı. Aldemir konuşmasında; “Değerli dostlar biz bir süredir neye inanacağımızı, neyin mücadelesini vereceğimiz konusunda kararsızlıklar yaşadık. İnsan için en büyük sıkıntı bu kararsızlıklarıdır. Bizler ülkemizde ve İslam dünyasında yaşananlara karşı geçmişte yaşadığımız gibi bir idrak kırılmasına, bir idrak gecikmesine düşmeden sorunlarımızı, problemlerimizi ve coğrafyamızda yaşananları, dünyada yaşananları kendi sorunumuz bilerek konuşmaktır. Bizi insan yapan ve anlamlı kılan bunlardır. Herkesin kendi bencilliği içerisinde kendini konuştuğu bir dünyada kardeşlerimizin derdini konuşmak ve onları yüreğimizde hissetmek için Ortadoğu’yu konuşuyoruz. Aslında kendimizi konuşuyoruz. Yüz yılın başında birliğimizi, beraberliğimizi kaybettiğimiz için yüz yıldır sürgünler yaşıyoruz. Ama tarih yeniden bize birlik olmayı, beraber olmayı, birbirimizin gönülde yer bulmayı nasip etti. İslam dünyasının yaşadığı en uzun ve köklü kriz ne siyasidir, ne iktisadidir, ne de askeridir. En büyük krizimiz kendi sorunlarımıza dönük düşünsel bir arka plan üretemememiz, fikir üremememiz, akledemememiz, düşünemememizdir. Sorunların çözümünü hep düşmanlarımızın ocağında ithal yaklaşımlarla aradık. Yeniden buraların imanın emniyet ve güveniyle bir medeniyet havzasına dönüşmesinin en önemli amili düşünebilmek, akledebilmek, tefekkür edebilmektir. Bunun için Allah insan olmamızı, insanlaşmamızı, sorumluluk sahibi olmamızı bir noktada buna bağlıyor. Biz Müslümanlar artık sorunun değil çözümün adresi olmalıyız. Bizim din denince esrarengiz birçok algının akla geldiği bir yaklaşımdan, bir algından bunu değiştirerek düşünmeye, tefekküre doğru bir ortak paydayı büyütmemiz gerekir. Bunun için bizler savunmacı İslam algısından ivedilikle proaktif, inisiyatif alan bir pozisyona geçmemiz gerekir. Bu çağın sorunlarını fıkh eden, hayatın içinde alimler, entelektüeller, liderler, akademisyenler, siyasiler ve en önemlisi de siz gençlerin var olması, bunu büyütüyor olmamız belki de bu sorunlarımızı çözecek en ciddi zemin olacaktır. Bu çalışmalarla insanlığın göz aydınlığı yüz akı gençler bunun etrafında şekillenecektir. Bunun için üniversitelerimiz hayatın içine inmeli, bu şehrin insanlarıyla bütünleşerek gerçek hayatın merkezi olmalıdır. Alimlerimiz yaşam alınlarına taşınmalı, fil dişi kulelerinden inerek hayatın sorunlarına dair çözümler üretmesi gerekmektedir. Aynı şekilde cemiyetlerimiz de sokağın ve zamanın ruhunu kavramalı, iklimini yaşamalı ve bu felsefeyi geleceğe taşımalıdır.” dedi.

Allah Sizin Ellerinizle Yeryüzünü Dönüştürmek İstiyor

Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ise konuşmasında kendimize bir ad koyarken bile İngilizlerin verdiği ismi kullandığımızı belirterek; “Evet İngiltere’den baktığımızda burası Ortadoğu. Aslında bizim zihin haritamızı değiştirdiler, bu gördüğünüz dünya haritası size hiç garip gelmiyor değil mi? Oysa yayvan kütle aşağıda, sivri uçlar yukarıda olması gerekiyordu. Oysa ağır kütlenin aşağıda, hafif kütlenin yukarıda olması gerekiyordu. Oysa sıcak kütlenin yukarıda, soğuk kütlenin aşağıda olması gerekirdi. Çünkü bunlar bize öğretilen fizik kurallarıydı. Dünyayı tepetakla etmişler, görevimiz dünyayı normal şekline getirmek. Hep Ortadoğu kan gölü diyoruz. Ortadoğu’da da şimdi Suriye’den Asurların ülkesinden söz ediyoruz. Hiç kimse dünyada olup biten şeyleri görmezden, duymazdan, bilmezden gelme hakkına sahip değildir. Bu dünyada yaptığımız ve yapmanız gerekirken yapmadığınız, söylediğiniz ve söylemeniz gerekirken söylemediğiniz her şeyden hesaba çekileceksiniz. Bu dünyada yaptıklarınız, söylediklerinizle ve söylemediklerinizle ya kendi cennetinize tuğla taşıyor olacaksınız, ya da kendi cehenneminize odun taşıyor olacaksınız.

Sakın bana bu dünyayı biz nasıl değiştirebiliriz ki demeyin? Hz. Yusuf Mısır’ı dönüştürdü. Kuyudaki 7 yaşındaki bir çocuktan daha kimsesiz, daha aciz, daha çaresiz olamazsınız. Yusuf’u Mısır’a sultan eden Allah sizin elinizle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek istiyor. Yusuf kıssası Kur’an’da laf olsun diye okutulmaz. Evet, Allah yeryüzünü size mescit kılmak istiyor. Sizi yeryüzünün varisi kılmak istiyor.

Şu gördüğünüz koskoca Amerika kıtası. Orada bundan 300 yıl önce 4 büyük ırk yaşıyordu. Artık biri yok. Kızıl derililer yok edildiler. Dünya daha büyük bir cinayet görmedi. Dünyada yaşayan 4 büyük ırktan biri yok edildi. Diğer 4 büyük ırktan biri kara derililer. Afrika kıtası. Avustralya, Aborjinler; tümü köleleştirildi. Sarı ırk; Japonya, Kore, Çin tümü sömürüldü. Çin’de Boxer isyanında bir Fransız rahip öldürüldü diye 1 milyon insan öldürüldü. Uzağa gitmenize gerek yok, siz yaşarken 20 sene önce Ruanda’da; 9 milyonluk bir ülkede 1 milyon insan öldürüldü. 2 milyon insan sakat kaldı, 3 milyon insan ülkesini terk etti. Bir ülke halkının yarıdan fazlası Fransızların kışkırtması ve gözetiminde, Amerikalıların bilgisi altında katledildi. Raunda bize çok uzak değil aslında, ona vicdanınızla dokunabilirsiniz. Ama hissetmedik bile.

Bugünkü batı uygarlığının altında kızıl derililerin kanı,  kara derililerin gözyaşı, sarı ırkın çalınan alın terleri var. Batı 300 yıllık geçmişi içerisinde bütün dünyayı soyup soğana çevirdi. 22 tane Arap ülkesi icat ettiler. Dili bir, tarihi, coğrafyası, gelenekleri her şeyleri aynı. Bu rejimleri o halk istemedi. O iktidarları o halk seçmedi. O sınırları o halk çizmedi. 300 yıllık bir ganimet bir yağmanın sonunda bu gün 300 milyon insanın yaşadığı Amerika dünya gelirinin tek başına yarısına sahip. Geri kalan yarısı Avrupa’nın, geri kalan yarısı Çin ve Japonya’nın, geri kalan hepimizin. 1.5 milyar Müslüman’ın bir yıllık gayri safi milli hâsılası sadece bir Almanya kadar bile değil. Değiştirmeniz gereken gerçek bu. Allah sizin ellerinizle yeryüzünü dönüştürmek istiyor. Dünyayı değiştirecek el sizin elleriniz, o zekâ sizin zekânız, o sizsiniz. Tabi kendinizi böyle donatıyorsanız. Unutmayın Allah cahil ve zalim bir topluluğa hidayet nasip etmez.” diyerek konuşmasını Rabia işareti yaparak bitirdi.

İhvanın Alternatif Oluşu Batıyı ve Bölge Ülkelerini Rahatsız Etti

Gazeteci yazar Halime Kökçe ise; “Ortadoğu değişiyor ve değişmeye gayret ediyor. Ama bu değişim nasıl olacak? Okuyarak olacak. Önce kendimizi dönüştürerek yaşadığımız coğrafyayı, ülkemizi ve bölgemizi değerli kılacak şeyler üreterek değiştireceğiz, önce bölgemizi ve sonrada dünyayı. Önce kendimizi değiştirterek başlayacağız işe, Ortadoğu değişiyor. Bu nasıl bir değişim? Şu an bir sıkışma hali söz konusu. Çünkü yoluna girmeye çalışan değişimin tersine çevrilmeye çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ortadoğu’da Arap baharı ile başlayan süreci aslında tam da ne olduğunu anlayamadan coşku ile karışladık. Daha önce batının diktatörler üzerinden Arap coğrafyası ile kurduğu ilişkiler diktatörleri kazıyınca aşağıdan çok canlı, çok dinamik bir İhvanın şekillendirdiği bir toplum ortaya çıktı. Açıkçası her şeyi bildiğini zannettiğiniz batı Arap sokağının gerçeği ile karşılaşınca afalladı. Bu pek de beklediği bir şey değildi. Öngörebildiği bir şey değildi. Çünkü daha önce iletişim kurduğu yapılar hep üst yapılardı, diktatörlerdi. Diktatörlerle ilişkiler daha kolay kurulabiliyordu. Çünkü aradaki ilişkiler çıkar üzerine kurulu ilişkilerdi. Sokak devreye girince sokakta gördük ki İhvan dediğimiz Müslüman Kardeşlerin ağırlığı vardı. Sadece siyasi bir örgütlenmeden bahsetmiyoruz. Toplumun her katmanıyla iç içe geçmiş bir yapıdan bahsediyoruz. Şimdi ihvanın bu kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkması ve Mısır’ın kendi sembolik değeri ve önemi açısından da ihvanın değerlerini ihraç etme potansiyeli taşıyor olması sadece batının değil körfez ülkeleri ve İran gibi başka ülkelerde kâbus olarak algılandı. Bu değişim sürecinin tez elden ters çevrilmesi gerekiyordu. Mısırda darbe gerçekleştirdi, Tunus’ta işler tersine dönmeye başladı, Suriye’de iç savaş başladı, Türkiye’de gezi olayları patlak verdi. Türkiye’de aslında bu çember içerisinde Ortadoğu’nun İhvansılaştırılması projesinin bir ayağı olarak sıkıştırılmaya devam ediliyor.” dedi.

Sunumların ardından panel soru cevap kısmı ile devam etti. Program sonunda Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Yavuz Coşkun tarafından panelistlere günün anısına hediye takdimi yapıldı.