Fransa`da `şansımız melezleşmedir` diyen bir aday – (Kürşat Bumin)

0
136

Sol Cephe”nin adayı Melenchon`un bu yılki seçimlerin en “renkli” adayı olduğu muhakkak. Seçim mitingleri dolup taşmakta. Son açık hava toplantısını yaptığı Marsilya`da 120 bin destekçisi meydandaydı. Melenchon, Marsiyla

Fransa`daki başkanlık seçimlerinin eli kulağında. 22 Nisan`da seçimin birinci turu, 6 Mayıs`ta ise ikinci turu gerçekleştirilecek. Seçim sonuçlarına ilişkin kamuoyu araştırmalarının tahmini Sosyalist Parti`nin adayı François Hollande`ın Sarkozy`yi rahatlıkla alt edeceğini müjdeliyor. İkinci turun galibi belli ama ya birinci turun sonuçları nasıl olacak. “Sol Cephe”nin adayı Jean-Luc Melenchon, Le Pen`in aşırı sağ partisi Milli Cephe`nin adayını geride bırakabilecek mi acaba? (Biliyorsunuz, Milli Cephe`nin bu seçimlerdeki adayı baba Le Pen değil, babasını aratmayan kızı Marine Le Pen.) Tahminlere göre iki aday şimdilik atbaşı gitmekte.

“Sol Cephe”nin adayı Melenchon`un bu yılki seçimlerin en “renkli” adayı olduğu muhakkak. Seçim mitingleri dolup taşmakta. Son açık hava toplantısını yaptığı Marsilya`da 120 bin destekçisi meydandaydı. Melenchon, Marsiyla mitinginde başta Sarkozy ve Marine Le Pen olmak üzere hemen bütün adayların asabını bozacak türden önemli sözler sarf etmiş. “Direniş! Direniş!” sloganlarının atıldığı mitingde “Marsiyla cumhuriyetimizin en Fransız şehridir” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Şansımız melezleşmedir!” “Sol Cephe”nin adayı –Marsilya`da olduğunu unutmuyoruz- Arapları ve Berberileri selamlamayı da unutmuyor. Üstelik bu selamlamayı Avrupa`da ortalığın “karanlık” olduğu bir çağda “bilim, matematik ya da tıp”ın anlar tarafından getirildiğini hatırlatarak..

Melenchon, siyaset sahnesine yeni çıkmış bir sima değil. Sosyalist Parti`nin eski milletvekillerinden. Hatta Jospin döneminde bakanlık da yapmış. Halen Avrupa Parlamentosu üyesi. Partisinin sol`dan uzaklaştığına karar veren yoldaşlarıyla Sosyalist Parti`den ayrılarak “Sol Parti”yi oluşturmuşlar. Bu seçimde de yanlarına Komünist Parti`nin ve bazı Troçkist grupların desteğini alarak “Sol Cephe”nin adayı olarak seçilmiş. (Troçkist “Lutte Ouvriere”in kendi adayı ile seçimlere katıldığını da hatırlatalım.)

Kendisini seçim önceki yayınlanan bir televizyon programında izledim. Melenchon, gerçekten başka bir kampanya yapıyor. Fransa`nın NATO`da ve Lizbon Andlaşması`nın çıkmasından, ülkede “6. Cumhuriyet”i ilan etmeye varan -dinleyenlerin bir bölümünü mutlaka şoke eden- açıklamalarda bulunuyor. Asgari ücretin hemen yükseltilmesi, vergi mevzuatının süratle az gelirliler lehine düzeltilerek zenginliğin paylaşılması, belli sektörlerde “maksimum ücret” uygulamasına geçilmesi, küçük işletmelerin çok daha fazla desteklenmesi, bankacılık sektörünün elden geçirilmesi, tarımın desteklenmesini içeren seçim programını açıklıyor. Melenchon`un AB`nin bugünkü politikasına karşı olduğunu da gözlemliyoruz. Bu bahis çerçevesinde en dikkat çeken önerilerinden bir tanesi, Avrupa Merkez Bankası`nın bugüne kadar olduğu gibi bankalara değil, doğrudan ülkelere borç vermesi gerektiğini belirtmesi. “Sol Cephe” adayına göre, Yunanistan başta olmak üzere kimi AB ülkesinde yaşanan ekonomik krizin çaresi bu yoldan geçmektedir.

Melenchon`un Fransa`daki göçmen işçileri ilgilendiren önerileri de çok farklı. Oturma-çalışma izni bulunmayan bütün göçmenlerin durumlarının derhal düzeltilmesini de programına almış. İzlediğim televizyon programında Melenchon`a bir soru soruldu. “Sol cephe” adayına soru yönelten gazetecilerden birisi bugün hayatta olmayan eski Komünist Parti Genel Sekreteri George Marchais`nin yabancı işçi istemediklerine, ülkede 2 milyon işsiz varken resmi ya da gayri resmi yoldan Fransa`da yabancı işçi çalıştırılmasına karşı olduklarını belirttiği (hem de video görüntüsüyle) konuşmasını hatırlatarak bugün nasıl olup da Komünist Parti`nin de adayı olabildiğini sordu. Melenchon`un bu soruya cevabı komünistlerin artık Marchais dönemindeki gibi düşünmediklerini hatırlatmak şeklinde oldu. Bu cevap hoşuma gitti doğrusu; demek Komünist Parti de sonunda yola gelmişti… Uzun yıllar işçinin Fransızını ve göçmenini ayırmadan sınıf mücadelesi vermiş bir parti de sonunda “göçmen sorunu”nun kendine özgü önemini kavramıştı.

Melenchon, tahmin ettiğiniz gibi ülkesindeki ekolojist seçmenlerin oyuna da talip. Üstelik “Sol Cephe” adayının bu alandan epeyce oy topladığı da söyleniyor. Bu konuyu hatırlatıyorum, çünkü Melenchon`un bu yönelişi Daniel Cohn-Bendit`nin hakkında epeyce söz edilen tepkisine yol açtı. Daniel Cohn-Bendit`nin bu polemikte “Sol Cephe” adayına yönelttiği başka ciddi eleştiriler de vardı. Alman ve Fransız yeşillerinin bu önemli siyasetçisi Melenchon`un Fidel Castro ve Hugo Chavez`e hayranlık beslerken neredeyse apaçık şekilde Amerika`ya kin duyduğunu söylüyordu. Cohn-Bendit`e göre Melenchon, Jaures`i de araya sokarak bize cumhuriyetçi sosyalist solun hikayesini anlatmaktaydı. Bu düşünce Devlet`in merkeze yerleştirilmesinden başka bir şey değildi. Enerji sektörünün devletleştirilmesini öneren adayın bu önerisinin neyi değiştireceğini, ELF`in Total`den farkı olmadığını, devletin güdümünde olan EDF`in son otuz yılda enerji alanındaki girişimlere izin vermediğini hatırlatıyordu. “Sol Cephe” adayının yaptığı “soğuk savaş” retoriğini canlandırmaktan başka bir şey değildi. Üstelik ademi merkeziyetçiliğe karşı olarak, bölgesel dillere karşı olarak. “Jean-Luc Melenchon`un Amerikan emperyalizmini eleştirisini duyunca 1950`li yıllarda Komünist Parti`nin NATO`ya sözlerini duyar gibi değil misiniz?”

Gördüğünüz gibi Melenchon`un adaylığıyla Fransa`da gerçekten ilgi çekici bir seçim kampanyası sürmekte. Melenchon`un “On yıla v
armaz iktidardayız” iddiasını da unutmayalım. Sonuç olarak şöyle diyelim: Seçim kampanyaları güzel bir şey doğrusu… Hele de böyle dolu dolu geçiyor ise. Kimsenin kimsenin kişiliğine yönelik söz ettiği yok; “fikirler-politikalar çarpışıyor” diyelim… Bakalım 22 Nisan akşamı skor levhası nasıl şekillenecek?

 Yenişafak

———————————-
Kürşat Bumin
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI