‘Filolarına Güvenenler Fena Çarpıldılar!’

0
80

Ramazan Kayan: Dün filcilerin hesabında ebabiller yoktu… Bugün de tankçıların hesabında halk yoktu… Silahın gücünü mutlaklaştıranların, sivil direnişe nasıl mağlup olduklarını tüm dünya gördü…

Ramazan Kayan Hoca’nın Milat Gazetesi’nde kaleme almış olduğu “Darbe Geleneği” başlıklı yazısını istifadenize sunuyoruz:

Darbe Geleneği

“Şehirde dokuzlu bir çete vardı. Bunlar yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar, iyilik tarafına hiç yanaşmıyorlardı.

Allah’a and içerek birbirlerine şöyle dediler:

– Gece mutlaka ona ve ailesine baskın düzenleyelim (hepsini öldürelim), sonra da velisine, “Biz (Salih) ailesinin yok edilişi sırasında orada değildik, inanın ki doğru söylüyoruz” diyelim.

Onlar böyle tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını alt üst ettik.

“Bak işte, tuzaklarının akibeti nice oldu. Biz, onları ve kavimlerini toptan helak ettik.” (Neml, 48-51)

Yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'den bir kesit…

Salih (as)'ın gönderildiği Semud kavmi…

Bu ayetler askeri darbenin sıcaklığını ve stresini henüz üstümüzden atamadığımız şu günlerde, çete, cunta, darbe geleneğinin tarihi arka-planına dikkatlerimizi çekiyor…

Görünen o ki Semud'dan bu güne çete, cunta, darbe geleneğinde değişen bir şey yok! Tam aksine darbeciler kendilerini yenilediler, hızlarına hız kattılar. Sınır, kural, kanun, kamuoyu tanımıyorlar ve takmıyorlar… Daha sistematik, daha profesyonel ve daha aktifler. Küresel ölçekte işbirlikçileri ile kan ve kin kusuyorlar.

Adeta darbeciler her yerde hazır ve nazır…

Güçlerinin üzerine güç, sözlerinin üzerine söz tanımazlar…

İmtiyaz, istikbar, inhisar, istismar, intikam onlarda…

Onlar kaos, kriz, karmaşa, anarşi, terör ve gerilimden beslenirler…

Medyasıyla, Gladyosuyla, İllumunatisiyle, derin ilişkileriyle hangi amaca hizmet ettikleri belli…

Ama unuttukları bir şey var… Dün Salih (as)'a karşı darbe teşebbüsünde bulunan Semudcuların da, bugün darbeci Silahlı Kuvvetçilerin de fark edemedikleri…

Tüm hesapların üstünde bir Hesap Yapıcı'nın olduğunu…

Kaderin üstünde bir kaderin olduğunu…

En çetin tuzakları tuz-buz edecek bir “Hayru'l-makirin” olduğunu unuttular… Mustağnileştiler, müstekbirleştiler…

Plan kurucuların en Güçlüsünü hesaba katmadılar…

Dün filcilerin hesabında ebabiller yoktu…

Bugün de tankçıların hesabında halk yoktu… Filolarına güvenenler fena çarpıldılar…

Silahın gücünü mutlaklaştıranların, sivil direnişe nasıl mağlup olduklarını tüm dünya gördü…

Göğüslerindeki imanla imkansızı nasıl başardıklarına tanık olduk…

Düne kadar anneler zalim ve zorbalara karşı gençlerine adanmışlık ruhu verirlerdi. Ama bu gün Boğaziçi köprüsüne oğlundan önce koşup gelen 51 yaşındaki Sevgi Teyze'nin nasıl şehid edildiğini konuşuyoruz…

Saraçhanede iki bacağından vurulan üniversiteli İsmet'in iki hanım kardeşimizin tankların ve namluların üzerine yürüyerek darbecilerin elinden nasıl kurtardığını paylaşıyoruz.

Sinelerdeki iman silahın gücünü kırdı…

Sivil direniş bilinci, tüm sinmişlikleri, siliklikleri, suskunlukları sonlandırdı…

Türkiye yeni bir sabaha uyandı…

Sanıyorum “Sabah yakın değil mi?” müjdesinin bir yansıması…

Tedbiri elden bırakmadan, tevbeyi terketmeden, sürekli teyakkuzda olmak zorundayız…

Ve asla unutmayalım; Allah ile aramızı düzeltirsek ülke ve dünya düzene girecektir…

Hasbünallah ve ni'mêl-vekil…

Ramazan Kayan / Milat