Filistin’e bahar gelecek mi? – (Tony KARON)

0
104

Filistin Otoritesi’nin kontrol sınırlarını İsrail belirliyor: Hareket özgürlüğü veya İsrail’in Batı Şeria kentlerindeki güvenlik operasyonları üzerinde söz hakkı yok;

Arap Baharı isyanı sonunda bu sonbaharda, BM’in Filistin Devletini tanıma girişiminin tam ortasında Filistin topraklarına ulaşabilir. Fakat Filistin otoritesi Başkanı Mahmut Abbas da pekala verilen zaiyat içinde yer alabilir.

Filistin Otoritesi, 1994’te Oslo Mutabakatı ile kurulmuş melez bir yönetim yapısıdır. Filistin’in devlet olması görüşmeleri sürecinde, ulusal özgürlük hareketi temelleri üzerinde bir geçiş hükümeti olarak kurulmuştur. Fakat on yıl önce bu görüşmelerin durması Filistin Otoritesi’ni, hala işgal altında olan bir halka hem hizmet etmek hem de baskı yapmak zorunda bırakmıştır.

Filistin Otoritesi’nin kontrol sınırlarını İsrail belirliyor: Hareket özgürlüğü veya İsrail’in Batı Şeria kentlerindeki güvenlik operasyonları üzerinde söz hakkı yok; İsrail’in yerleşim veya güvenlik duvarı için arazi gasp etmesinin önüne geçemiyor; elektrikten ithalat tarifelerinin toplanmasına kadar her konuda İsrail’e bağlı. Ve Filistin Otoritesi güvenlik güçleri, kendi halklarını İsrailliler’den korumaktansa, vatandaşlarının terörist saldırı veya şiddetsiz protestolar biçimindeki gazabından İsraillileri koruyor.

Bu hafta Dünya Bankası, idari kurumların inşasında gösterdiği etkileyici başarılara rağmen Filistin Otoritesi’nin ekonomik bir bunalım içinde bulunduğunu ve işgalin dayattığı kısıtlamalar altında boğulan özel sektörü sebebiyle neredeyse tamamen bağışçı yardımlarına bel bağladığını açıkladı.

Sorun şu ki Abbas İsrail ve Amerikalılara, BM oylamasından sonra, her zamanki gibi süren görüşmeler ve güvenlik işbirliğine döneceklerini vaat etti. Fakat İsrailliler, uluslararası mutabakatın talep ettiği barış koşullarını karşılamaya hazır olmadıklarını açıkça belirttiler.

Filistin’de kurumların inşasında bir kör nokta olarak demokrasi meselesi var. Başbakan Selam Fayyad rüşveti azaltmak, kamu düzenini yeniden tesis etmek ve hizmet götürmek konularında fevkalade işler çıkardı. Ancak Filistin Otoritesi’nin demokratik olarak seçilmiş parlamentosu açığa alındı; çünkü Hamas hakimiyetindeydi. Bu yüzden Filistin Otoritesi’nin Batı Şeria’da kurmakta olduğu mini devlet, bir tür mini Mübarek güvenlik devleti.

BM’e giden Filistinliler, ister Filistin Otoritesi ister Filistin Özgürlük Organizasyonu’ndan olsunlar, seçilmiş bir topluluk tarafından gönderilmediler. Ve Hamas Pazartesi günü girişimle arasına mesafe koyarak, İsrail’i memnun edecek biçimde, Abbas’ın tam anlamıyla bütün Filistinliler adına konuşmadığını dünyaya hatırlattı.

Eğer BM oylaması devam ederse, ihtilaf hakkındaki görüşleri bazen Netanyahu’dan daha sağda gibi görünen bir ABD Parlamentosu, Filistin Otoritesi’ne yaptığı yıllık 450 milyon dolarlık yardımda kesintiler yapacak gibi. Batı Şeria’nın başlıca işvereni olan ve ekonomik gerileme sonucu bağışçı ödenekleri zaten azalan Otorite için bu kötü haber. Bu yaz bile Filistin Otoritesi, Temmuz’da maaşları tam olarak ödeyemedi. Ağustos’ta ödediyse de mali durumu artan bir baskı altında. Ödediği maaşlar çoğunluk tarafından, Batı Şeria Filistinlilerinin Filistin Otoritesi yönetimini büyük ölçüde kabul etmesinin dayanağı olarak görülüyor. Bağışçı desteğini kaybetmeleri sonucu yerlerinden olmaları, siyasi açıdan vahim olur.

Ve 2009’da, o zaman Filistin güvenlik güçlerini eğitmekle sorumlu olan ABD Ordusu Korgenerali Keith Dayton tarafından Washington’da yayınlanan uyarı söz konusu. Dayton güvenlik güçlerinin dayandığı ve yalnız işgal için yerel bir jandarma olduğu şeklindeki suçlamalara karşı koymasını sağlayan temelin, sadece bir maaş çeki olmadığı konusunda uyardı; bu, birliklerin gelecekteki Filistin devleti ordusunun çekirdeği oldukları inancıydı. Ve bu yüzden barış süreci aksarsa sadakatleri doğal karşılanamazdı: “Kurmadığınız halde size bir devlet kurduğunuzun söylenmesinin raf ömrü belki iki yıldır.” Bu tabii ki iki yıl önceydi.

ABD tarafından engellenen ve İsrail’in karşı çıktığı bir BM oylaması, bu güvenlik güçlerine, İsrail ve Amerikalılarla işbirliği ile kurulmakta olan bir Filistin devleti olmadığını gösterecektir. Ekonomik baskı artacaktır ve İsrailli yerleşimcilerden provokasyonlar beklenebilir. Oslo sürecinin çöküşü Filistin Otoritesi’ni işgalin mevcut durumu için bir tamamlayıcıya, İsraillilerin belirlediği sınırlar içinde bir Filistin yönetimine dönüştürdü. Abbas, BM temsillerini desteklemeleri için kitlesel gösteri çağrısında bulundu. Şüphe yok ki göstericilerin bayrak sallayıp poz verdikten sonra evlerine dönmelerini bekleyecek; fakat bir kez sokağa çıkıp kendilerini ifade ettiklerinde, pek çok Filistinli pro
testo eylemlerinde resmi onaylı sloganların ve sınırların ötesine geçebilir.

*Bu yazı STAR Gazetesi için kaleme alınmıştır.

———————————-
Tony KARON
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI