Filistin’de birleşme – (Beril Dedeoğlu)

0
112

Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde Irak’ın bölünme ihtimali kadar Filistin’in birleşme ihtimali de belirleyici olacak gibi gözüküyor.

Ortadoğu’nun yeniden şekillenmesinde Irak’ın bölünme ihtimali kadar Filistin’in birleşme ihtimali de belirleyici olacak gibi gözüküyor.

Batı Şeria’da varlık sürdüren El-Fetih ile Gazze’nin denetimini elinde bulunaduran Hamas’ın liderleri Mahmud Abbas ile Halid Meşal Kahire’de gerçekleştirdikleri son görüşmede uzlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Anlaşılan o ki Filistin Özerk Yönetimi lideri durumunda olan, diğer bir ifadeyle İsrail’in muhatap aldığı kişi olan Abbas, sonunda Meşal’i ikna etmeyi başardı; Hamas, El-Fetih’e katılmayı kabul etti.

Abbas, bu yılın sonuna kadar Hamas’la bir uzlaşma olmazsa ve İsrail’le barış görüşmelerinde de yol alınmazsa liderliği bırakacağını açıklamıştı. İsrail ve özellikle de Filistin ile ‘açık’ görüşme sürdüren Batılı ülkeler, bu duruma çok telaşlanmış ve Abbas’ı görevde kalması için epeyce zorlamışlardı. İzlenim, Hamas’ın El-Fetih içinde, ama Abbas’ın otoritesi altında yer alacağı yönünde; dolayısıyla ‘Batı’ açısından tercih edilebilir bir durum.

Devletleşme sürecine katkı

Abbas’ın görevde kalmasının şartlarından biri olan İsrail’le barış görüşmelerinde yol alınmadı. Bunun üzerine El-Fetih yöntem değiştirdi; önce barış-sonra devlet anlayışından, önce devlet-sonra barış anlayışına geçti. Bu çerçevede BM’ye üye devlet olmak için başvurdu, oradan henüz bir yanıt alamadıysa da 173 üyesi olan UNESCO’ya 107 devletin olumlu oyuyla dahil oldu.

Bu gelişme, Filistin devletinin sadece Batı Şeria ve Abbas ile anılması olasılığını güçlendirdi, dolayısıyla Hamas ve Gazze’nin sadece İsrail değil El-Fetih tarafından da çevrelenmesi ihtimalini artırdı. Üstelik İsrail ile barış sağlamayı beklemeden, hatta bu barışı ret ederek devlet kurma konusundaki Hamas ısrarı, El-Fetih tarafından savunulur oldu. Muhtemelen Arap Baharı olarak dile gelen toplumsal gelişmelerin ve Şii-Sünni ayrımı içinden gelişen parçalanma ihtimallerinin de bu uzlaşıda etkisi oldu.

İki liderin anlaşmasının ayrıntıları ve tabanlarının tepkisi fazla bilinmiyor. Bununla birlikte, Filistin devleti kapsamında İsrail’in ve dünyanın karşısına bir bütün olarak çıkılacağı, dolayısıyla Gazze-Batı Şeria arasındaki siyasi ve coğrafi bağın da devletin ülkesi konusu çerçevesinde şiddetle gündeme geleceği söylenebilir. Söz konusu uzlaşmanın Filistin’in devlet olarak rüştünü ispat etmesini kolaylaştıran yönü ise toplumun bir bütün olarak bu yönde bir irade ortaya koymasında aranabilir.

Devletleşme sürecinde risk

Öte yandan bu uzlaşının Filistin devletinin geleceğini tehlikeye sokan yönleri de bulunuyor. El-Fetih’in aksine, Hamas İsrail devletinin politikalarını değil kendisini tanımıyor. İsrail’in varlığını reddeden Hamas’ın ne koşulda olursa olsun kurulacak Filistin devletinin kaderinin İsrail’e bağlı olduğunu bilmemesine de imkan yok. Dolayısıyla Hamas, İsrail ile devlet olunsa dahi görüşülmemesi gerektiğini savunuyor.

El-Fetih ise devlet olma hamleleri gerçekleşir ise iki eşit oyuncu olarak görüşmelerin daha adil geçeceğini düşünüyor; tabi İsrail iki eşit oyuncu durumuna razı olursa. İsrail’in Filistin’i eşit komşu olarak görmemesinin ise, uluslararası alanda kendisine dönecek bir baskı yaratacağı hesaplanıyor.

Bu iki farklı eğilime karşı ortaya bir uzlaşma çıkmış olması, bazı ihtimalleri akla getiriyor. El-Fetih, şemsiye kuruluş FKÖ’nün içindeki gruplardan en büyüğü. Hamas, El-Fetih ile birleşmeyi kabul ederek bu örgütü kaplamayı, çoğunluğu ele geçirmeyi hesaplamış olabilir. Böyle bir gelişme olursa İsrail’in El-Fetih’i de El-Kaide gibi göstereceğini ve Filistin’in devlet olarak tescil edilmesinin zorlaşacağı öngörülebilir.

Herkese iyi yıllar.

 Star


———————————-
Beril Dedeoğlu
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI