Faşizmin yükselişi!.. – (Ardan Zentürk)

0
125

Fransız Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin birinci turunda, aşırı sağcı, Avrupa Birliği ve yabancı karşıtı aday Marine Le Pen’in yüzde 20’lere ulaşan oy patlaması yaşaması, 1789 Devrimi’nin topraklarında bile “demokratik Avrupa ruhu”nun ölmekte olduğunu göstermesi açısından bir “alarm”

Türkiye’nin “oligarşi”den arınmış “kaliteli demokrasi” yönünde attığı adımların ve Arap dünyasını sarsan “demokrasi taleplerinin”, Avrupa’da faşizmin yükselişi ile aynı döneme rastlaması insanlık açısından önemlidir.

Türkler ve Araplar, önlerine kurulan tuzakları elbirliğiyle aştıkları taktirde, Avrupa’daki “çürümenin” karşısında İslam coğrafyasını “demokrasinin yeni ve güçlüalanı kılacak” olağanüstü bir şans yakaladılar.

Endülüs, artık, tarihin nostaljisi değildir.

Fransız seçmenin tercihi

Fransız Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin birinci turunda, aşırı sağcı, Avrupa Birliği ve yabancı karşıtı aday Marine Le Pen’in yüzde 20’lere ulaşan oy patlaması yaşaması, 1789 Devrimi’nin topraklarında bile “demokratik Avrupa ruhu”nun ölmekte olduğunu göstermesi açısından bir “alarm”dır.

Avrupa’nın bir türlü aşamadığı ekonomik zorluklar, artan işsizlik, özellikle genç nüfusta yaşanılan “geleceğe güvensizlik duygusu”, yalnız Fransa’da değil, Hollanda, İsviçre, Macaristan, hatta İsveç ve Finlandiya’da aşırı sağ oyların patlamasına neden oldu. Avrupa’nın faşist güçleri, Avrupa Birliği’nin ekonomik krizi aşamayacağına, bu nedenle “ulusal programlara” ağırlık verilmesini, bu çerçevede “temiz Avrupa”nın kurulmasını, yani Müslüman yabancılardan arındırılmasını savunuyorlar.

Irkçı katil Breivik’in Oslo’daki mahkemesinde ortaya çıkan tablo, korkunç!.. 77 masum genci gözünü kırpmadan öldüren katil, savunması sürecinde “temiz Avrupa ve Hıristiyanlık adına” işlediği cinayetleri, “Avrupa ideallerinin” içine yerleştiriyor. Bunu yaparken de Avrupa’nın bir “Yahudi-Hıristiyan kültür dairesi” (Judeo-Christian) olduğunu savunuyor.

Demek, “Avrupa idealleri”nin içinde artık, bir yaz kampında eğlenen gençlerin cesetleri de var!..

Yunanistan: Irkçılığın yeni adı

7.5 milyonu bulan Bulgaristan nüfusunun yaklaşık 1 milyonunu oluşturan Türkler ve Müslümanlar, bu ülkede son yıllarda, ırkçı-faşist ATAKA Partisi’nin tehdidi altında yaşıyorlar. 2005 yılında kurulan ATAKA, 2009 Bulgaristan Genel Seçimi’nde oyların yüzde 9.4’ünü alarak parlamentoya 21 milletvekili sokmayı başardı. Avrupa Parlamentosu’nda bile 2 üyeyle temsil ediliyor. İstekleri belli: Temiz Bulgaristan…

Avrupa faşizminin yükseliş rüzgarı, belli ki, diğer Balkanlı komşu Yunanistan’ı da etkilemiş durumda…

Şu ismi bir kenara yazın: Nikolaos Michaloliakos.

Yunanistan’ın faşist “Altın Şafak” (Chrysi Avyi) Partisi’nin lideri.

1957 yılında doğdu. 16 yaşında Yunan faşist hareketinin sempatizanı oldu. Ülkeyi 1967-74 yılları arasında yöneten Albaylar Cuntası ile kurduğu ilişki sonucu orduya katıldı, Yunan özel kuvvetlerinde görevlendirildi, devamında faşist bir dergi çıkardı, 2010 yılında “Atina’yı yeniden Yunan yapalım” sloganıyla girdiği yerel seçimde Atinalıların yüzde 5.3’ünün oyunu alarak kent
meclisine seçildi!..

6 Mayıs’ta Yunanistan’da seçim var ve bütün kamuoyu araştırmaları yüzde 3’lük seçim barajını aşarak Yunan parlamentosuna gireceğini gösteriyor!..

Aşırı sağ-İsrail bağlantısı

Avrupa’nın “batısındaki”, üstelik “nazi köklere” sahip ırkçı hareketler -nedense- son yıllarda artan bir şekilde “İsrail yanlısı” politikalara dönerken, Balkanlar’daki Bulgar ATAKA ve Yunan Altın Şafak hareketlerinin “Yahudi düşmanı” renkler taşımaları ilginç…

Hollanda, Danimarka, İngiltere, İsveç veya İsviçre’deki aşırı sağ hareketler “İslam düşmanlığında” İsrail aşırı sağı ile bütünleşmenin örneklerini veriyorlar. Yunanistan ve Bulgaristan’daki ırkçı hareketlerin esas düşman olarak Türkler’i ve Müslümanlar’ı hedefe oturtmalarına karşın İsrail’den uzak durmayı tercih ettikleri de görülüyor…

Müslümanlar için büyük tuzak

Bütün bu gelişmelerin Müslümanlar açısından büyük bir kışkırtma olduğu açık. Burada düşülecek esas tuzak, gelişmeyi bir “Müslüman-Hıristiyan çatışması” olarak algılamak. Özellikle Avrupa’da yaşayan Müslümanlar’ın bu tür bir çatışmaya yol açabilecek davranışlar sergilemesi “tezgahı planlayan”dan başkasına yaramayacak. Aslında esas olarak istenen de bu zaten…

Yaşanılanlar, insanlığın geleceği açısından yeni ve çok anlamlı bir ittifakı zorluyor: “Demokrat” Müslümanlar ile “ırkçılığa hayır” diyen “Avrupalı demokratların” yolları buluşuyor!..

Bu ittifak, biliniz ki, Avrupa’nın da kurtuluşu olacaktır…

Star

———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI