`Faili meçhul` – (Mustafa Ekici)

0
135

Farkında olmalıyız ki bu vatanın bir tek karışında bile bir faili meçhul kaldı ise, vatanın bir yerinde inleyen bir yürek, iç burkan bir ‘ah!’ kaldı ise bu vatanın huzur adası olması manasızdır.

Farkında olmalıyız ki bu vatanın bir tek karışında bile bir faili meçhul kaldı ise, vatanın bir yerinde inleyen bir yürek, iç burkan bir ‘ah!’ kaldı ise bu vatanın huzur adası olması manasızdır.

Bir haberde kullanılmış bir tek kare resimdin, bazen birkaç saniyelik bir film parçası, polis kamerasından aşırılmış.

Yüzün yoktu çoğu zaman.

Ellerinde domuz bağı yapılmış zincirler, zorlanmış bedenin ile gömüldüğün yerden fırladın hayatın içine.

Bazen seni yol üstü / halka açık mesire yerlerinde buldular, bazı zaman küçük kasaba göletlerinin dip çamurunda, kuyu diplerinde.

Seni haberlerde görenlerin dehşete düştüğü yerlerden de çıktın bazen, hemen komşu evin her akşam sofra kurulan salonunun zemininden fırladın mesela,

Vatanı biz vatandaşlar adına güven ve huzur adası haline getirmesi beklenen memurların mesai yerlerinde çarşafta boynun asılı olarak…

Bazen çöp tenekelerinde bir parça omuz olarak buldular seni,

Bazen kopmuş bir bacak,

yanlamasına çakılmış bir çivi ile bir kafa olarak çıktın haberlerde bazen, umutlarının içinde yeşerdiği bedeninin her bir parçasını başka başka yerlere savurdular senin.

Ama her zaman FAİLİ MEÇHUL kaldın.

Bu senin adın. Senin varoluşun bu. Sen faili meçhulsün.

İş çıkışı evine dönerken ellerinde kış meyvesi dolu file ile, envanterde yer almayan beyaz Toros marka araca bindirilen hemen her vatandaşın adısın sen. O beyaz Toros araçta devletimizin envanterde yer almayan personeli tarafından yine envanterde yer almayan devletimizin resmi olmayan sorgu mekânlarında Filistin askısına çekildiğinde en saf vatandaşın sana ettiği tek dua ‘tanrım acısını dindir artık’ oldu. Acın canhıraş bir feryada dönüşerek bütün semayı kapladığında her kesin yaptığı tek şey kulakları tıkamak oldu. Çünkü her kes biliyordu sana yapılmakta olanı.

Devasa gölgelere dönüşerek insan ruhunu karartan biçimi ile iktidar bu suskular üzerine kurulur çoğunlukla. Susku sanıldığı gibi korku değil sadece, susku çaresizce bir biçimde onursuzluğu kabulleniş, bir tür gayrimemnun onay, bir tür kirli ortaklıktır. Her kes bilir, mesela her sabah Şırnak’ta görevine giden nüfus memurumuz bilir faili meçhulü, tanır onu, ellerine dokunur, yeni doğan kızının adını Berfin olarak düşer kayıtlara, soluk gözlerine bakarak tebrik eder bir sabah,

İstanbul’da yalısından boğazın serin sularına bakarak içindeki ateşi serinletmeye çalışan borsa yatırımcısı bilir faili meçhulü, adı gibi bilir,

Kışlada emir erine traş olmasını buyuran komutan bilir faili meçhulü, makamında bakanımız bilir, sınıfında öğretmenimiz, tarlasında çiftçimiz, fabrikasında işçimiz bilir onu, her birimizin tek tek haberdar olduğu bir kimsedir faili meçhul. Değilse onbinlerle ifade edilen bu kadar insan evladı böylece buhar oldu ise, bu ülkede hiç birimizin yaşam güvencesi yok demektir. Evet bu insanlar hepimizin gözü önünde, sesiz onayı ile, dayatılan korkulara sebep belki gayri memnun onayımız ile parçalandılar. Şimdi her birimizin tek tek gözlerinin dibinde parçalanmış cesetleri yatmaktadır.

Bir aralık gecesi, soğuk iliklerime işlemiş halde otobüs beklerken durakta, istanbulun orta yerinde, ansızın önümüzde sert freni ile duran o beyaz torostan inen silahli adamları gördüğümde yaşadığın dehşeti anlayabildim ancak. Hiçbir şey sorulmadan alınıp götürülmek, ve bir daha hiç haber alınamamak, günler, haftalar, aylar belki yıllar sonra oraya buraya savrulmuş çürük uzuv parçaları, iskeletler olarak ortaya çıkıvermenin nasıl bir şey olduğunu anlamalıyız diye düşünüyorum. Anlamalı ve yüzleşmeliyiz bu karanlık korku ile.

Huzur adası hayali ve beklentisi ile üzerinde yaşadığımız ve vatan diyerek kutsadığımız bütün bu envanter, karış karış toprağı, ilmek ilmek kültürü ve kelime kelime ana sütü dili ile bu vatan işte bu korkular temelinde inşa edilemez. Alıp verdiğimiz her soluk ile farkında olmalıyız ki bu vatanın bir tek karışında bile bir faili meçhul kaldı ise, vatanın bir yerinde inleyen bir yürek, iç burkan bir ‘ah!’ kaldı ise bu vatanın huzur adası olması manasızdır. Çünkü faili meçhulün istisnası olmaz.

Manasını yitirmiş beylik devlet ideolojimiz adına güya bir kahramanlık olarak sunulan bu faili meçhuller bir yanı ile milletin pir u pak ruhunu kirleten/karartan bir mülevves hatıra gibi orta yerde durmaktadır. Büyük millet meclisi ve diğer devlet kurumlarımızın bu sorunu ciddiyetle ele almaları ve bunun ile yüzleşmeleri zamanı gelmiştir. Bununla yüzleşmeli ve ruhlarımızı arındırmalıdır. Çünkü bu kara / kirli hatıra bütün çıplaklığı ile üzerimize sinmiş olarak kaldığı sürece, yer altından ve yer üstünden adeta ölümleri bile tamamlanmamış bu faili meçhullerin iniltileri ve ahları bizim birbirimizin yüzlerine bile bakamayacağımız bir utanç ve hınç süreci olarak yaşamı belirlemeye devam edecektir. Ondandır en çok bize yakıştığı halde tanışmadan birbirimize bir sabah selamı veremeyişimiz.

Sabah otobüs durağında bekleyen komşu ve mahalle sakinlerine selam verecek oldum, o yüzlerde gördüğüm kuşku ve tedirginlik, güvensizlik beni ürküttü yeniden. Hayır, nedamet getirmeliyiz yeniden.

Adı ne olursa olsun, ne tür bir suç işlemiş olursa olsun, bu vatanın üzerinde kayıtlı olan her insan tekinin, her bir kardeşin/komşunun adam gibi bir ölümü hak ettiğini, adam gibi bir cenaze merasimini hak ettiğini, en az yaşayanların bir yaşam mekânı/ev/iş/aş hakkı kadar kutsal olarak bir kabri hak ettiğini teslim etmeliyiz.

Ailesinin/yakınlarının acısına saygı göstermeli, gözyaşlarını kutsamalı ve onurluca ağlamalarına hürmet etmeliyiz. Bunu en başta Türkiye büyük millet meclisi ve diğer tüm kurum ve kuruluşları ile devletimiz yapmalıdır.

Haber10

———————————-
Mustafa Ekici
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI