Evin içini temizlemek – (Ali Nur Kutlu)

0
97

Evin temizliğini, en iyi evin sahibi yapar. Önce kendini arındıran, toplumu arındırır. Evin kirlenmiş olması değil, temizlenmemiş olması asıl sorundur.

Bir annenin çocuklarının yaşadığı evi temizlerken gösterdiği titizlik gibi, “evimiz” dediğimiz cemaatimizi, grubumuzu, mahallemizi, partimizi ve kendimizi temizlemeliyiz.

'Evin içi kirli olduğunda, orada oturulmaz' der anneler. Biz insanları evimize çağırıyoruz, o zaman çağırdığımız yerin temiz olması gerekir.

Bu temizliği başka birine yaptırmamak gerek. Hiç kimse anneler gibi dipten köşeden, titizlikle yapamaz temizliği.

Evin temizliğini, en iyi evin sahibi yapar.

Önce kendini arındıran, toplumu arındırır

Evin kirlenmiş olması değil, temizlenmemiş olması asıl sorundur.

Eğer eve gelen giden varsa, orada bir faaliyet varsa, tabi ki ev kirlenebilir. Ancak kirlenmiş ev temizlenir, evdeki çer çöp, çürük çarık toplanır, pürü pak hale getirilir.

İnsanın ilk temizleyeceği ev gönlüdür, ruhudur yani kendisidir. İnsanlar nedense bir sorunu gidermek için hep dışarıya bakar. Oysa her şey insanın kendisiyle başlar.

Dedikodu, gıybet, adaletsizlik, haksızlık, hırsızlık, arsızlık nerede yapılıyor diye bakma. Bunları ben yapıyor muyum diye bak önce.

Evvela kendini arındıran, toplumu arındırmaya başlamış demektir. Önce kendi içindeki evi temizleyen; ait olduğu cemaati, grubu partiyi temizlemeye adaydır ve hakkı vardır.

Her şeye başkasını eleştirerek başlayanlar, sorun çözmekten yana olan insan değil demektir. Önce kendini eleştiren, özeleştiri yapan ve onun gereği olarak hatalarını düzelten insan, başkalarını eleştirdiğinde, bir sorunu gerçekten çözme niyetini göstermiş olur.

Muhafazakarlar cesurca evini temizlemeli

Muhafazakar camianın, kendi içindeki bir sorunu çözmek, bir yanlışı düzeltmek için cesur olması gerekir. Başkasına fırsat vermeden, başkasının evimizin içine karışmasına izin vermeden, evi temizlemeye başlamalıdır.

Ensar Vakfı'nda yaşanan üzücü olayın benzerleri yeniden yaşanabilir. İnsanın olduğu her yerde bu sorunlar çıkar. Bunun dinle, inançla, cemaatle bir alakası olmaz. Sapkınlık bir tür ruh hastalığıdır. Şizofren gibi, her kesimden insanda görülebilir.

Bunları tedavi etmek, ayıklamak, rehabilite etmek ya da toplumdan tecrit etmek herkesin görevidir. Ancak muhafazakar toplum bu konuda daha hassastır ve toplumun beklentisi de bu yöndedir.

Başkalarına, “senin adamın da bunu yaptı, bu kadar yaptı” demek doğru bir sorun çözme modeli değildir. İstesek de istemesek de, bizim aramızda yaşanan bir sorun, artık nefretin esiri olmuş kesimler tarafından büyütülüp dev gibi gösterilecektir.

O zaman bu kötü niyetli insanlara fırsat vermeden, kendi sorunumuzu kendimiz çözmek için adımlar atmalıyız.

Bunu yaparken ne kadar cesur, ne kadar kararlı ve ne kadar tutarlı olursak, o kadar sağlıklı bir arınma yaşarız.

Sadece sapkınlık sorunu değil, bunun haricinde, herkes gibi bir çok problemleri vardır insanımızın. Krizler patlamadan, o krizleri çözmek, sorunları gidermektir asıl olan.

Krizi yönetmekte bile mahir olmayan insanların, krizleri önlemede başarılı olamayacağı aşikardır. O zaman işi ehline vermenin ne kadar hayati önem taşıdığını daha iyi anlıyoruz değil mi?

———————————-

Ali Nur Kutlu

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI