Ana Sayfa Kuruluşlar Esnaf Komisyonu Kozaklı'da Buluştu

Esnaf Komisyonu Kozaklı'da Buluştu

0
Esnaf Komisyonu Kozaklı'da Buluştu

İslam; işçiye, emekçiye alın teri korumadan hakkını teslim eden bir yaklaşıma sahiptir.

Malatya Meşale Derneği Esnaf Komisyonu,  ‘2. Hizmet İçi Eğitim Semineri’ni Nevşehir Kozaklı’da gerçekleştirdi.

Nevşehir Kozaklı’da gerçekleştirilen ‘2. Hizmet İçi Eğitim Semineri’nin ilk programının moderatörlüğünü  Basri Kahveci yaptı.

Servet Bingöl’ün Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Meşale Derneği Başkanı Tamer Çalhan, “Modernizim ve İslam” konulu sunumunu yaptı.

Çalhan, kuşandıkları inancın gereği olarak birbirini kollayan, denetleyen, yol gösteren, tıkandıklarında, zorlandıklarında yardımcı olan bir neslin öncülüğünü üstlendiklerini ifade ederek modernist algının temelinde talanın yattığının belirtti. Çalhan: “Oysa İslam’da durum böyle değildir. İslam, koruyan, kollayan, toparlayan, kol-kanat geren bir bakış açısına sahiptir. İslam; işçiye, emekçiye alın teri korumadan hakkını teslim eden bir yaklaşıma sahiptir.” ‘Çünkü Müslüman, maddeye karşı doğrudan vahyi emirlere muhataptır.’ sözleriyle durumu özetleyen Çalhan, Müslümanların sadece kendilerinden mesul olmadıklarını, bütün insanlığa karşı sorumlu olduklarını belirtti. İnsanların sorunlarıyla ilgilenerek çözüm sunmak gibi bir sorumluluklarının olduğunu da sözlerine ekledi.

“Modernizme İslami Bakış” başlıklı sunumunda Araştırmacı Yazar Necip Cengil, modernizmin ortaya çıktığı ilk yıllarda dine karşı, din adamlarına karşı bir yapılanma olmadığı bilgisini vererek konuşmasını sürdürdü.

Cengil, “modernizm, dini ortadan kaldırmaya çalışmamıştır. Dini kullanmaya çalışmış ve sürekli olarak aklı öne çıkarmayı hedeflemiştir. Sürekli yeni olanı tutmuş, eskiyi, gelenekseli yermiş, geri plana itmeye çalışmıştır” tespitinde bulundu.

Cengil, konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Modernizmin ilk çıktığı Orta Çağ Avrupa’sına baktığımızda; modernizm o günün şartlarında haklı bile olabilir. O dönemde akıl dışı olaylar gerçekleştirilmiş, başı ağrıyan insanların içine cin girmiştir denilerek başına çiviler çakılmıştır. Aklın tamamen devre dışı bırakıldığı bir dönemden bahsediyoruz. Böyle bir dönemde ortaya çıkan modernizm aklı öne çıkararak bazı şeyleri düzeltmenin yoluna gitmiştir.

Bugün, modernizm İslam dünyasına da el atmış bulunmaktadır. Ortaya attığı akımlarla insanlığa mutluluk getiremeyen modernizm, aklı devre dışı bırakan eski Avrupa ile İslam’ı aynı kefeye koymaya çalışmıştır. Allah’ı devre dışı bırakarak, aklı ön plana koyan modernizm, aklı yaratanın da Allah olduğunun farkında değildir”

Modern olarak ifade edilen hiçbir şeyin aslında modern olmadığını vurgulayan Cengil, “modernizm, dün modern dediğine bugün modern diyemiyor. Çünkü modernizm hiçbir geleneğe sahip değildir.

Modernizmde kazanmanın hiçbir ahlaki boyutu yoktur. Modernizmde kazanmak esastır; kazanmanın bütün yolları mubahtır. Modernizmde vefat eden bir işçi ‘kayıp işgücü’ olarak ifade edilir. Ancak İslam’da insan baz alındığından insanın mutluluğu esastır.

Modernizmin insan ve kazanç tanımı insanlığa zulümdür.

Günümüzde modernizmin ana hedefi Müslümanlardır. Bütün hücreleriyle İslam’a yüklenen modernizm ‘Ilımlı İslam’ ekolünü oluşturmaya çalışmaktadır.

Az bir ahlakla idare etmeye çalışan Müslümanlar peydahlamaya uğraşmaktadır” diyerek Müslümanları modernizm ve tüm ‘izm’lere karşı uyanık olmaya çağırdı.

Nevşehir Kozaklı’da gerçekleştirilen ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin ikinci gününün moderatörlüğünü Levent Murat yaptı.

Program Aydın Eroğlu’nun Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Programın öğlenden önceki bölümünde Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Başkanı Turgay Aldemir  “Modernizm ve İslam” konulu sunumunu yaptı.

SORUNLARIN ÇARESİ BİZİZ

Modernizmin insanda zihni parçalanmaya yol açtığını, kararsız bir toplum inşa ettiğini dile getirdiği konuşmasında Aldemir, çocukluğundan bir örnek vererek, okul ile cami arasında başlayan bölünmüşlüğün bütün topluma yayıldığını dile getirdi. 

Aldemir, “gönderildiğimiz bu dünyada neyi bıraktığımıza bakmalıyız. Giderken geride bir şeyler bırakabiliyor muyuz, yoksa hazırı mı tüketiyoruz. Eğer sürekli hazırı tüketirsek dışımızdaki ideolojiler bizi kuşatacaktır. Kuşatmışlığımızı dünyanın her köşesinde zulme uğrayan, katledilen Müslümanların durumundan anlayabiliyoruz. Bunun çaresi biziz kardeşlerim! Suriye’ye yapacağımız üç-beş kuruşluk yardımlarla vicdanımızın sesini bastırmaya çalışmayalım. Çünkü modernizmin bize yaptırmak istediği tam da budur. Bu sorunlara çözüm reçeteleri sunmamız gerekiyor. Unutmayalım ki; eğer dışımızdaki ideolojiler hala hayat bulabiliyorlarsa görevlerimizi tam olarak yapmadığımızdandır.

Adalet, tevhid anlayışımızın arayışını sürdürmeliyiz. Birileri idareyi, Peygamber Efendimize(S.A.S) altın tepside sunmamıştır. O güzide nesil Efendimiz(A.S)’le birlikte bütün şer güçlerle mücadele ederek, hesaplaşarak kazanımları elde etmişlerdir.

Başkalarının çözümlemeleri derdimize derman olmayacaktır. Bir başkasının hayata bakış açısını kendimize örnek alırsak rüzgarın önüne kapılan çer-çöp gibi savrulup durmaya devam ederiz.

Çağ açıp, çağ kapatmak bu taklitçi bir tutumla gerçekleşmez. Ancak ‘üstünlüğün takvada olduğunu’ bildiren Peygamberimizin (S.A.S) bakış açısını edinmemiz lazım. Bütün toplumu bu bakış açısının etrafında birleştirmemiz lazım. Modernizmle ancak böylece hesaplaşabiliriz” diye konuştu.

Tartıştığımız konular eğer hayatımızda yoksa muhatabımızı etkileyemeyeceğimizin altını çizen Aldemir, “konuştuklarımız hayatımızda yoksa, ibadetlerimiz ihlastan arındırılmışsa tabii ki sözümüzün hiçbir etkisi olmayacaktır. İhlâsıyla, ibadetleriyle, takvasıyla ve güvenilirliğiyle Peygamber(S.A.S)’i, nerede bir sorun varsa orada görüyoruz. Ve üzerine gittiği her sorunun üstesinden geldiğine tarih şahitlik etmiştir.

KARDEŞLERİMİZLE ARAMIZA DUVARLAR ÖRMEMELİYİZ

Değerli kardeşlerim!

Müslüman’ın ‘özel’i olmaz, olmamalı… Kardeşlerimizle ve ailemizle aramıza duvarlar örmemeliyiz. ‘Özelim’ adı altında gizli, saklı günahlar işleniyor. Bunlardan kaçınalım. Unutmayalım ki, Anadolu’nun yeniden Kur’an’la tanışması gerekiyor. Dünya Müslümanlarının Anadolu’dan büyük beklentileri var. Bu meyanda özgül ağırlığı yüksek Müslümanlara ihtiyacımız var.

Bu mesajı bütün dünyaya ulaştırmalı, bu meşaleyi bütün beldelerde yakmalıyız.  Bunun için “Ey iman edenler! İman ediniz” ayet-i kerimesini yeniden işlememiz lazım.

Sözü dinleyip en güzeline tabi olacağız. Farklı farklı imtihanlara tabi tutulabilir, büyük belalarla karşılaşabiliriz. Ancak bu bize çelme takmamalı, takamaz da… Şeytanla yüzleşebilmeliyiz. Unutmayalım ki insan büyük ordularla karşılaştığı için ölmez. İnsanın ölümü korkularda gizlidir. Korkak insan her gün ölür.

Bu manada çalışmalarımız sürüyor. İnsanlık yeni bir tarihi süreçten geçiyor. Bu dönemin kazası yoktur. Bu süreci kaçırmamamız, iyi değerlendirmemiz gerekiyor” diye sözlerini tamamladı.

İmam-Hatip Abdulkadir Ateş hocanın yaptığı duanın ardından ikinci günün ilk programı sona erdi.

 

Moderatörlüğünü Mustafa Demir’in yaptığı Meşale Derneği Esnaf Komisyonu’nun Nevşehir Kozaklı’da düzenlediği ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin üçüncü programına Araştırmacı Yazar Anadolu Platformu YİK Başkanı Ramazan Kayan ve İmam Hatip Ebubekir Yaşa konuşmacı olarak katıldı. 2. Hizmet İçi Semineri’nin son programının konuğu ANESİAD Başkanı Ali Klavuz’du.

Program Sadık Yarar’ın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

Kitab’ın kuşatıcı, diriltici, uyarıcı mesajının anlaşılmasını engellediler.

“Modernizim ve İslam” konu başlıklı konuşmasında İmam Hatip Ebubekir Yaşa, modernizmin ilk çıktığı yıllarda din adına kafalara çivi çakılan bir anlayışa karşı çıktığını söyleyerek modernizmi bu yönüyle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Yaşa, “aklın ve mantığın devre dışı bırakıldığı orta çağ Avrupa’sında insanların akıllarını kullanmaları gerektiğini söyleyen modernizm sayılabilir. Ancak bu anlayışın insanlığa adalet dağıtan İslam dinini Hıristiyanlıkla aynı kefeye koyması akıllara ziyan bir tutumdur.

İngiliz senatörünün Müslümanlara yönelik yaptığı konuşma ve uyarı bu manada çok manidardır. Senatör, ‘siz, Müslümanların elindeki kitabı almadıkça onları elde edemezsiniz, onların zenginliklerine sahip olamazsınız’ diyor. Modernistler, Kitab’ı elimizden alamadılar belki ancak Kitab’ın kuşatıcı, diriltici, uyarıcı mesajının anlaşılmasını engellediler. Ahlakı yozlaştırdılar, değerleri tar-u mar ettiler.

Modernizmin ahret anlayışı yoktur. Ahret anlayışı olmayan düşünceler er geç çökmeye mahkumdurlar. Bu tür düşünceler intiharların, psikolojik travmaların önünü alamazlar, alamıyorlar. Tahrif edilmiş Hıristiyanlığın durumuna düşüyorlar.

Tanrısız bir anlayışı amaçlayan modernizm, aklı ön plana alır. Halbuki aklı yaratanın da Allah olduğunu bilmiyorlar. Modernizm aklı konuşturur, imanı susturur. İslam ise aklı durdurur, imanı konuşturur. Allah’a karşı akıl devre dışı bırakılmalıdır.

Aslında modernizmin amacı hayattan pay kapmaktır. Modernizm pay almaya çalışır, İslam ise paylaşır. İslamın anlayışında acı da paylaşılır, sevinç de… Sevgi de paylaşılır kazanç da.

Modernizm, insanlara mutluluğu, zenginliği vaat ederek yaklaşır. Sessizce, sinsice yaklaşır. Asıl amaçları ise hayatımızdan, malımızdan, kazancımızdan pay kapmaktır. Çünkü helal-haram sınırları yoktur.

İslam, mazlumun yanında zalime karşı mücadele eder.

Modernizm, toplumlarda orta sınıf oluşturarak kendisine pazar açar. Bunun için sinema ve basını çok iyi kullanır. Bu yolla evimizin içine girerek sevgi, saygı ve muhabbeti bitirir. Çılgın tüketimi, ‘hayatımı yaşıyorum’ anlayışını toplumun içinde yayarak mutsuz bireyler, doymak bilmeyen bir anlayışa sürükler. Böylece pazarı açılmış olur.

Biz zevklerimizi ve çocuklarımızın isteklerini İslam’a göre şekillendirmezsek modernizm devreye girecek ve kendi anlayışına göre yönlendirecektir. Gemiyi başka ideolojilere, başka anlayışlara kaptırmamalıyız. Yoksa modernizm bizi kuşatacaktır. Medeniyetimiz ve vasat oluşumuz en iyi kalkanımız olacaktır.

Birbirimizin yanlışlarına yaslanarak ayakta duramayız. Çünkü modernizmin istediği tam da budur.

Malatya Meşale Derneği Esnaf Komisyonu, ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin ikinci gününün akşam programının son sunumunu Araştırmacı Yazar Ramazan Kayan hoca gerçekleştirdi.

Kayan Hoca, ‘biraz dertleşmek, biraz hasbihal’ diye tanımladığı tarzda bir sohbet yaptı.

MEDİNE PAZARI’NI KURUN

Kayan Hoca, “konu modernizm ve İslam olunca kısaca değinip yıllarca birlikte oturduğum sizlerle dertleşmek istiyorum” diyerek “modern ile modernizmi karıştırmamak gerekir. Modernlik talip olabileceğimiz bir kazanımdır. Müslüman modern olabilir. Modern olarak ifade edilen iyi şeyleri sahiplenebilir. Ancak modernizm için böyle diyemeyiz. Çünkü modernizm, siyasallaşmış, idareye, yönetime talip olmuş ve toplumu yanlış mecralara doğru sürüklemektedir. Değerlerimize, inancımıza uygun olan modernliği alabiliriz, ancak modernizmi kapımızın eşiğine yaklaştıramayız, yaklaştırmamalıyız. Hatta ona karşı toplumu koruma planlarımızı hemen, gecikmeden hayata geçirmeliyiz” uyarısını yaptıktan sonra asıl konusuna geçti.

Kayan Hoca, İHH ile gittikleri Afrika ülkelerinden Malavi’de gördüklerini, tanık olduklarını paylaştı. “Yüz yıl önce %80’i Müslüman olan Malavi nüfusunun günümüzde sadece %20’si Müslüman olarak kalabilmiş. Misyonerler, halkı cahil ve yoksul bırakarak inançlarını ellerinden almışlar. Açlığa mahkum edilen cahil halk, yüz yıl içerisinde inancından yavaş yavaş koparılıyor ve bu gün %80’i gayri Müslim olmuştur. Üç-beş ünlünün İslam’ı kabul etmesi misyonerleri kışkırtmış, adeta İslam ülkelerine çıkarma yaptırmıştır. Öte yandan birkaç ünlünün Müslüman olması bizi rehavete sürüklemiş; onunla yatıp onunla kalkmışız. Beldelerimizi birer birer misyonerlere kaptırmışız.

Biz Malavi’ye mesaj vermeye gittik. Ancak mesaj alarak geri döndük” diyen Kayan Hoca, Malavi’de İslami çalışma yapan Faysal adında 32 yaşındaki Müslüman’ın gayretli çalışmalarını aktardı. Kısa süre içerisinde Malavi’nin her köşesine medreseler yaptıran, kabile reislerinin birer birer İslam’la tanışmaları, Hac ve Umre seferleri ve uzayıp giden Malavi anıları salonda pür dikkat dinlendi.

Kayan Hoca gece 24 00’e kadar nasihatlarde bulundu, tespitler yaptı, yol gösterdi, hedefler belirledi ve en önemlisi Malatyalı esnaflardan ‘Medine Pazarı’ kurarak İslam’ın kurallarının uygulanacağı bir piyasa oluşturmalarını istedi.

‘Yasak Ağaç’ın bizi kuşattığı günümüz ekonomi dünyasında ‘Medine Pazarı’nın kurulması gerektiğini önemle vurgulayan Kayan Hoca, İslami kuralların işletileceği böyle bir pazarın temelinin hemen atılmasını istedi.

Malatya Meşale Derneği Esnaf Komisyonu’nun Kozaklı’da gerçekleştirdiği ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin son programının konuğu ANESİAD Başkanı Ali Klavuz’du.

Moderatörlüğünü Ramazan Baykara’nın yaptığı ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin son program Mehmet Böğürcek’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.

ANESİAD Başkanı Ali Klavuz, Malatyalı esnafa esnaf örgütlenmesinin, birliğinin nasıl kurulabileceğini anlattı. ANESİAD’dan örnekler vererek mükemmel bir birlik için fikirlerini anlattı ve bu noktada fikir ve önerilere ANESİAD olarak açık olduklarını ifade etti.

Yıllardır takip ettikleri ekonomik gelişmelere getirdikleri eleştirileri yan yana getirerek 2010 yılında bir grup aynı ideallere inanan arkadaşıyla bu gidişata dur deme kararı alarak harekete geçtiklerini aktaran ANESİAD başkanı Ali Kılavuz, “2011 yılında yıllardır gözlemlediğimiz, eleştiriler getirdiğimiz durumları ele aldık.

Ekonomi dünyasına yönelik söyleyecek sözü olan, plan ve projesi olan, önerileri olanları bu halkaya katarak çalışmaları başlattık. Zaten hali hazırda eğitim noktasında ciddi çalışmalar yürüten bir kitleye sahibiz. Bu kitlenin çalışmalarını yürütebilmesi için ekonomik gelişmişlik olmaksızın kör topal yürüyeceğinin fevkindeyiz. Bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini de göz önünde bulundurarak böyle bir çalışma için düğmeye bastık.

Önce çok ciddi fizibilite çalışması yaptık. Derneklerle 2 ay süren bir çalışma yaparak İstanbul esnafının raporunu hazırladık. Böylece iş görebilecek potansiyelimizin de farkına vardık. Ekonomik gücümüzü tanıdıktan sonra kısa ve uzun vadeli planlar yaptık. Anadolu Platformu çatısı altındaki bir komisyon olarak dışımızdaki yapılanmalarla çakışmayacak planlar kurduk.

Öncelikle 18 kişilik bir yönetim kurulu oluşturduk. Yönetim kuruluna seçilen arkadaşlar işleri başlarından aşkın ciddi işadamlarından oluşuyor. Yaş ortalamamız 44” diyerek genç, dinamik bir kadro ile işe başladıklarını ancak tecrübelerden yararlanmaya çalıştıklarını; bu çerçevede esnaf örgütlenmelerini ziyaret ettiklerini dile getirdi.

Anadolu Platformu üst çatısı altındaki derneklerin yöneticileriyle görüşerek katılım sağladıklarını, her ilden temsilcilikler oluşturmak için çalışmalar başlattıklarını aktaran Kılavuz, “yaptığımız toplantılar neticesinde aramızda görev dağılımı yaptık. Kapsamlı toplantılarla fikir alış verişinde bulunduk. Temeli sağlam atmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Camiamızda bu alanda bir ilk olma özelliği taşıyan örgütlenmemizin birinci önceliği kendi esnafımıza değer vermektir. Çünkü önümüze koyduğumuz bembeyaz bir sayfayı doldurmaya başlayacağız. Ya düzgün, muntazam, intizamlı dolduracağız bu sayfayı, ya da Allah muhafaza; karalayacağız. Bunun farkındayız.

Kurmayı planladığımız birliğin benzerlerinin sayısı epey fazla. Ancak bizim amacımız kendi esnafımızı organize ederek kendi değerlerimizin işleyeceği, kendi kurallarımızın konulacağı bir birlik olsun istiyoruz.

Şu an 85 kişiyle kuruluşumuzu tamamladık. 6 ay üzerinde titizlikle çalıştığımız tüzüğümüzü de tamamladık. İki unsuru bitmiş bir ANESİAD var karşınızda. Yani isim ve tüzük hazır.

Camiamıza yakışır bir güçle piyasaya çıkmak istiyoruz” diye konuşmasını sürdürdü.

Esnaf Komisyonu’nun Kozaklı’da gerçekleştirdiği ‘2. Hizmet İçi Semineri’nin son programı İmam Hatip Abdulkadir Ateş’in duasıyla sona erdi.