Esenyurt Temsilciliğimiz Hayırlı Olsun

0
120

Uzun süredir Esenyurt halkına hizmet veren Akdav Esenyurt Temsilciliği 24 Mart 2013 tarihinde bir program ile yeni yerinin açılışını yaptı.

Akdav Esenyurt Temsilciliği yeni yerinin açılışını yaptı.

Uzun süredir Esenyurt halkına hizmet veren Akdav Esenyurt Temsilciliği 24 Mart 2013 tarihinde bir program ile yeni yerinin açılışını yaptı.

Programdan Notlar:

Program öncesinde Vahap adlı öğrenci “Sevdim Seni” ilahisini seslendirdi.

Sunuculuğunu Faruk Kavak’ın yaptığı program Yavuz Dalmış’ın, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve meali ile başladı.

Sonrasında, Temsilcilik Başkanı Hakan Bilici, salonu tıklım tıklım dolduran katılımcılara selamlama konuşması yaptı. Katılımlarından dolayı misafirlere teşekkür eden Bilici Kısaca yaptıkları ve yapacakları faaliyetlerden bahsederek katılımcılardan maddi ve manevi katkılarını talep ederek konuşmasını bitirdi.

Günün konuşmacısı Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Ramazan Kayan, İslam Kardeşliği üzerine bir sunum gerçekleştirdi.

Konuşmadan bazı başlıklar:

-Birlikte iş yapacak olan Müslümanların nelere dikkat etmesi gerekiyor.

-Öncelikle fonksiyonel bir kardeşlik lazım

-Dinamik bir kardeşlik için, insanlığa umut ve ufuk olacak bir kardeşlik için 5G formülü:

1. Güven; Bu gün dünyada bir güvenlik sorunu var. Bizi bir arada tutan temel unsur güvendir. İman Eman kökünden gelir. Mümin güven veren kişi anlamına gelir. Allah Rasulü “Müslüman insanların elinden ve dilinden güvende olan kişidir” buyurmaktadır. Güvenin tartışılmaz örneği efendimiz a.s. dır. Mekke döneminde iken efendimizin tek sermayesi güveni idi. Ne siyasi gücü vardı, ne askeri gücü vardı nede ekonomik gücü vardı. Bir tek gücü vardı oda güven gücü idi.

Ancak güven meselesini üç başlıkta biraz daha açalım: 1. Özgüven; Özgüveni olmayanın özverisi de olmaz özgünlüğü de olmaz özgürlüğü de olmaz. Ne özneliği ne önderliği kalır. 28 Şubat’ta en büyük kaybımız ne yazık ki özgüvenimiz oldu. Bizden ne köy olur ne kasaba olur diyen Müslümanlar manen intihar etmiş olur Allah muhafaza. Kendimizi ikna edebilirsek aşabilirsek hak yolda bizi tutabilecek hiçbir güç olmaz. Kendimizi küçümsemeden yaptıklarımızı önemseyerek ciddiye alarak hareket etmek. 2. Birbirimize Güven; Birbirimize güvenmek zorundayız. Günahsız kusursuz kardeş arayanlar yalnız kalmaya muhtaçtır. Kusurlarımızla günahlarımızla bir birimizi kabullenmemiz lazım. Bir birimizi ıslah etmemiz için bir birimizi kabul etmemiz lazım. Bir birimizi silmek yerine ajandamıza silinmeyecek şekilde birbirimizi kayıt edeceğiz. Öncelikle ıslah edeceğiz varsa hatası günahı tevbeye çağıracağız sonrasında günahlarında ısrar ederse üzerini ancak o zaman çizeceğiz. Ama böyle bir şey söz konusu değilse asla bir birbirimizin üzerini çizme hakkımız yok. Buna Mekke fethi öncesi Hatıp b. Ebi Belta örneğini verebiliriz. Savaş suçu işlemesine rağmen Efendimiz onun içindeki bedir ehlinden olmasından doyalı Hatıbı affedecektir. Eğer bir kardeşinizi sorgulayacaksanız son yaptığı bir günahtan dolayı değil bir ömür boyu bir mücadele hayatını dikkate alarak sorgulamak lazım. İslam ve Müslüman düşmanlarının ekmeğine yağ süren en büyük umutları, Müslümanlar arasında çıkabilecek olan nifaktır.

Eleştirilerimizi nifakları önlemek için, yapıcı olmak için yapacağız. Bir birilerine karşı merhametli kâfirlere karşı ise oldukça şiddetli olmak. 3. Allah’a Güven; eğer Allah ile sorun yaşı yorsak aramızdaki bağlar zayıflayacaktır. Tefrikadan fitneden kurtulamayız. Dikey ilişkimiz çürük ise yatay ilişkimizde sağlamlık beklemeyelim. Allah’la bağlarımız güçlü ise kardeşlik bağlarımızda o nispetle güçlü olur. Sahip olduğumuz hiçbir şeye değil sadece Allah’a dayanmak ve güvenmek. Allah güvenenin önünde deniz yol olur, ateş yakmaz, bıçak kesmez.

2. Gönül/Gönüllülük; Gönüllülükten kastım keyfilik değil, içtenlikli olmak yüreğini ortaya koymak davası için sahip olduklarını devreye koymaktır. Benimsemek, öncelemek demektir. Buna iki örnek verelim. A) Uhud savaşı öncesi Allah Resulü’nün elinde bir kılıç ve bu kılıcın hakkını kim verecek dediğinde Ebu Dücane öne atılır ve ben bu kılıcın hakkını vereceğim der ve bunu üç defa tekrar ederek kılıcı almayı başarır ve sonrasında “Ya Rasulullah bunun hakkı nedir?” diye sorar, efendimiz “Bu kılıcın hakkı parçalanıncaya kadar savaşmandır.” der. Ebu Dücane kılıç parçalanana kadar savaşarak kılıcın hakkını verir. Gönüllülük, kim denildiğinde hemen öne atılmaktır. B) Yine Uhud savaşından önce topal olan Amr ibn. Cemuk örneği, herkes cihada hazırlanıyor, bir ev var erkek kardeş sayısı çok olan bir ev herkes hazırlık yapıyor bu esnada bir de bakıyorlar ki yaşlı ve topal babaları da hazırlık yapıyor. Çocukları vazgeçirmeye çalışıyorlar sen bundan muafsın üzerine vazife değil sen geride çocukların kadınların başında kal derler. Babaları evlatlarım eğer bu işin sonunda cennet olmasaydı sizin dediğinizi yapardım ama sonunda cennet var o yüzden önümü açın der. Çocukları ikna edemeyince efendimize gidip söylerler efendimiz babalarını çağırtır ve kendisinin bu işten muaf olduğunu hatırlatır ama babanın boynu önüne düşer ve Efendimize yalvarmaya başlar, Ya Resulullah ne olur bana izin ver ben bugün bu topal ayağımla seke cennete gitmek istiyorum deyince efendimiz bu adamla uğraşmayın bu savaşa katılacak der ve gün sonunda şehitler arasında onu da görürler ve efendimiz Amr topal ayağı ile seke seke cennete gidiyor der.

3. Güçlü Olmak; Güçlerimizi bir araya getirerek ortaya bir güç ortay koymamız lazım. Eğer bu ümmet gücünü korumuş olsaydı İslam’a ve Müslümanlara bu kadar pervasızca saldırılar hakaretler zulümler olur muydu? Gücün kurbanı olmadan güçlü olmak. Kılıç kaleme kitaba tabi olacak. İdraklerin güçlü olması yetmez bileklerinde güçlü olması lazım. Hakkın ikamesi için güçlü olmak. Her yönüyle güçlü olmak. Kimseyi zorla Müslüman etmek için değil İslam’a yapılacak sabotajların önünü almak için. Mekke’de Müslümanlar 40kişi olunca meydanda görüyoruz. O günün 40 kişisi bu gün neye tekabül ediyor onu bilmiyorum ama oturup bunu değerlendirmesini yapmamız lazım. 313 kişi oldukları zaman bedirde kendilerini görüyoruz. Bununda bu gün neye tekabül ettiğini bilmiyorum. Ama 313 sayısı önemli bu gün tekabül ettiği şeyi iyi tahlil etmemiz lazım. Lut a.s. evine gelen melekleri çirkin amaçları için isteyen kavmi karşısında çaresizliğini “ah keşke size karşı koyabilecek bir gücüm olsaydı” diyecekti Hut suresinde. Örgütçü olmadan örgütlü olmak, cemaatçi olmadan cemaatli olma, gurupçu olmadan guruplu olmak.

4. Gayret; Son zamanlarda Müslümanların üzerinde bir yorgunluk var sanki büyük bir savaştan çıkmış gibi bir yorgunluk var. Allah bizim sayımıza değil gayretimize bakar. Hz. Hacer çölün ortasında aç susuz kalınca şikayet etmedi sızlanmadı ortay bir Say koydu bir yürüyüş başlattı. Biz bu gün bulunduğumuz apartman da diğer dairelere iyilik amaçlı bir yürüyüş başlatabiliyor muyuz.

Peki niçin gayrete gelemiyoruz? Dostlar gayesi olmayanın gayreti olmaz. Bütün şartlar bizim lehimize iken hiçbir mazeret ileri sürmeden elimiz taşın altına koymamız lazım. Birilerinin gayreti diğerlerini sorumluluktan kurtarmıyor. Her kesin tabutu ayrı, mezarı ayrı ve hesabı ayrı. Bu gün ceza evlerinde 130 bin insan var. Eğer biz zamanında İslam’ı götürmediğimiz için onlar oralara düşmüş olabilir mi diye kendimize sormamız lazım. Ya da ceza evine düşme aşamasında olan insanlara ulaşabiliyor muyuz? Onları cehenneme düşmekten ataşe düşmekten kurtarmak için bir planımız projemiz var mı?

Yarın nasıl bir Türkiye ye gözlerimizi açacağımızı bilmiyoruz. Allah bu günleri aramızda döndürür, günümüzü ve imkânlarımızın kıymetini bilerek bir gayret içerisinde olmamız lazım.

5. Görev; hepimizin mutlaka bir görevi vardır. Bu görevi Allah Azze ve Celle vermiş. Herkes Ninovasını terk etmeyecek, okçular tepesini terk etmeyeceğiz.

“Hepiniz çobansınız, hepiniz sürünüzden mesul sun üz.”

İki günü bir birine denk olan kimse ziyanda olduğu gibi iki günü bir birine denk olan dernek, vakıf ve platformda ziyandadır.

Son olarak Vahabın ilahileri eşliğinde misafirlere ikram ile program sona erdi.