Erdoğan… Yalanlar… – (Ardan Zentürk)

0
113

Eğer bir lider, kendisine şu veya bu şekilde yalan söylemişse, affetmiyor, unutmuyor, yeri geldiğinde bu yalanı ısrarla hatırlatmaktan da çekinmiyor.

Türkiye’nin dünya siyasetine ağırlık koyan devlet olmasının temelinde üç ana neden var 1- Ülkenin son sekiz yıl içinde siyasi istikrar içinde gösterdiği güçlü ekonomik gelişme, 2- Davutoğlu’nun “stratejik derinlik” kavramı ile rotalanan “merkez ülke olma” kararlığı, 3- Başbakan Erdoğan’ın yükselen kişisel karizması…

Başbakan’ın, muhataplarını sınıflarken, belli ki, önemli bir kriteri var: Yalan!..

Eğer bir lider, kendisine şu veya bu şekilde yalan söylemişse, affetmiyor, unutmuyor, yeri geldiğinde bu yalanı ısrarla hatırlatmaktan da çekinmiyor.

SETA’nın New York’ta gerçekleştirdiği toplantıda Ortadoğu’ya dönük üç yalandan söz etti: Dönemin Başbakanı Olmert’in kendisiyle tam altı saat muhtemel Suriye-İsrail barışını görüştükten bir gün sonra Gazze’yi bombalaması, Kaddafi’nin, “ben sadece isyancılarla ile savaşıyorum” derken bütün bir Misrata kentini yerle bir etmesi, benzer şekilde Beşar Esad’ın, “İnsan haklarına sonuna kadar saygılıyım” mavalını telefonda okurken donanmasının Lazkiye kentini göz göre göre bombalaması…

Erdoğan, arasındaki ikili ilişkinin boyutları ne olursa olsun, bir siyasi lider kendisine yalan söylediği anda, bir daha yakınlaşmamak üzere uzaklaşıyor ve karşı cephedeki yerini alıyor.

Buna karşılık kendisine samimi, yalan-dolansız yaklaşan liderlere çok sıcak yaklaşıyor. FEBA’nn Balkan Zirvesi’nde konuşmasının bir yerinde kendisini dinleyen genç Balkan ülkeleri başbakanlarına, “Siz de üç çocuk yapın, sözüm size de” demesi, bu sözleri Arnavutluk Başbakanı Berişa’nın “Bana bakma ben 65 yaşındayım” diyerek yanıtlaması bunun net örneğiydi.

Erdoğan’ın Ortadoğu’da tabii ki işi zor. Çünkü bu bölge geleneksel olarak içeride yapılan diplomatik görüşmenin kapının önünde yalanlandığı bir yapıya sahip. Zaten Erdoğan’ın yakın geçmişindeki üç yalan örneğinin de Ortadoğu’dan kaynaklanmış olması tesadüf kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın sergilediği tablo, bu açıdan bölge için önemlidir.

Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ile İngiltere Başbakanı Cameron’un, Erdoğan’dan önce Libya giderek rol çalma gayretinin temelinde de bu yatıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı yıkıp Ortadoğu’nun haritasını çizen bu iki devletin telaşında, dünyadaki hızlı değişimin paniği var kuşkusuz. Nitekim Başbakan’ın SETA konuşmasında “Birleşmiş Milletler’in yapısı değişmeli ve dünya BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin kontrolünden çıkmalıdır” demesi de İkinci Dünya Savaşı sonrası dengelere doğal bir tepkidir.

Belli ki Türkiye, günümüz dünyasının kurumsal yapılanmalarını da bir “yalan” olarak değerlendiriyor.

Düşünün… Filistin sorununu çözme gayreti içinde görülen Amerika Birleşik Devletleri ile eskinin sekiz sömürgeci devleti, İngiltere, Fransa, Almanya, Portekiz, İspanya, Hollanda, Belçika ve Danimarka, yani Avrupa’nın güçlü kanadı Filistin Devleti’ni tanımamış durumdalar!.. Bu durum bile, günümüz dünyasının samimiyet testinden sınıfta kaldığının en net örneğidir.

Türkiye’nin yaptığını, geçmişin Bağlantısızlar Hareketi’ne benzeterek bir çeşit “üçüncü dünya sözcülüğü” gibi değerlendirmek büyük hatadır!.. Bu ancak, kendilerine “beyaz Türk” diyen garip varlıkların dünyadan kopuk beyin kimyalarından kaynaklanabilecek bir yaklaşımdır. Oysa, Türkiye, dünya dengelerinde kendi ilkeleriyle var olabilecek bir ülkedir.

Ankara’nın Libya olayından yola çıkarak Fransa ve İngiltere’yi açıkça bu ülkenin yer altı zenginliklerine göz koymakla suçlaması… İsrail-Rum ittifakının Kıbrıs Türk’üne ait doğalgazı birlikte çalmaya kalkmasına sert müdahalesi… KKTC’nin hakkını korurken Filistin’i ıskalamayan, ağır insanlık dramlarının yaşandığı Darfur ve Somali’de tek başına kendini gösteren bir ilkeler bütününden söz ediyoruz. İki tarihsel geleneğe dayanıyor: 1-Osmanlı’nın geniş coğrafyalara hakim eşitlikçi yönetim anlayışı, 2- Mustafa Kemal’in cumhuriyetin genetiğine yerleştirdiği anti-emperyalist tavır…

Ama…

Ne Osmanlıcı… Ne Kemalist…

Belli ki bir sentezle karşı karşıyayız…

Biraz bunu konuşalım…

Star


———————————-
Ardan Zentürk
 
DİĞER KÖŞE YAZILARI