Eğitimin Türkiye hali – (Hasan Bülent Kahraman)

0
166

Öğretimle yetinen, eğitime yönelmeyen bir anlayışın içindeyiz. Ve bu tespit okullarımızda verilen eğitimin anlamı hakkında da ipuçları barındırıyor. Artık biliyoruz ki, eğitimimiz eleştirel, analitik, sorgulamacı olmaktan uzaktır

Okullar açıldı. Bildiğim kadarıyla temel eğitimde 11.5 milyon, lisede 6 milyon,üniversitede 6.5 milyon öğrenci var. Bu neresinden bakılsa insanı delirtecek kadar büyük bir sayıdır. Türkiye bu sayıdaki öğrencisine eğitim vermeye çalışıyor.

Her yıl başında düşündüğüm bir husus var. Biz ilk öğretim, orta öğretim, yüksek 'öğretim' diyoruz.

'Öğretim' elbette.

Ama 'eğitim' demiyoruz.

Öğretim mekanik bir husustur.

Oysa eğitim öğretimi içerir ama ondan fazlasıdır.

Sadece bu tespit bile Türkiye'deki okullulaştırmanın anlamı bakımından epey şey söylüyor bize.

Öğretimle yetinen, eğitime yönelmeyen bir anlayışın içindeyiz.

Ve bu tespit okullarımızda verilen eğitimin anlamı hakkında da ipuçları barındırıyor.

Artık biliyoruz ki, eğitimimiz eleştirel, analitik, sorgulamacı olmaktan uzaktır. Daha çokezberciliğe, dogmatik yaklaşıma dönük bir yöntemi benimsemişizdir. 

Bilgiyi bilgi için, gerçeği bulmak için değil, 'meslek edinmek', bir maksada hizmet etmesi için edinmeye çalışırız. Bu 'zanaat' öğrenmenin bir yoludur. Oysa okullulaştırma daima bundan fazlasını gereksinir.

***

Okullulaştırmanın anlamı bugün 20. yüzyılın son çeyreğinden bile farklıdır. Uzun birdönemdir bu yeni eğitim anlayışına '4. Kuşak eğitim' adını veriyorum. Söz konusu yeni eğitim yüksek öğretimde ve orta öğretimde ayrışır. Ama ikisinin de ortak bir paydası vardır.

Bu ortak payda bahsettiğim eleştirel, sorgulamacı, çözümlemeci yaklaşımdan gelen biranlayışla yenilikçilik, buluşçuluk, girişimcilik ve yaratıcılıktır.

Yaratıcılık diğerlerine oranla herkese daha yakın gelir. Her dönemde etkilidir.

Ama bugün yaratıcılık bir büyük heykelcinin veya şairin yaratıcılığı değildir. O zaten önemlidir ve çağlar aşırıdır. Ama bugünün yaratıcılığı somutlaştırılabilen, teknolojiyle bütünleşen ve değer ve katma değer üreten bir yaratıcılıktır.

Yenilikçilik bir ideolojidir. Dünyaya açık olma halidir. Buluşçuluk ise yaratıcılığın somutlaştığı düzlemdir. Bu orta ve yüksek öğretimdeki ortak paydadır.

***

4. Kuşak yaklaşım yüksek öğretimde gelip en geniş anlamındaki demokrasiye dayanır.

Sadece 'seçimle' bağlı bir demokrasi değil bu.

Haklar, onların en küçük birimde uygulanması, en hassas yaklaşımlarla örtüşmesi anlamında demokrasiden bahsediyoruz. Esnek çalışma saatlerinden esnek performans değerlendirmesine kadar, sivilliğin, eşitsiz bir alan olan üniversite eğitiminde temel belirleyici olmasına kadar uzanan geniş bir vadidir bugünkü demokrasi.

Üniversite yaratıcılık, girişimcilik, buluşçuluk yaklaşımını bu zeminle bütünleştiriyor şimdi.

***

Gene de bütün bunlar eğitimin en önemli özelliğini ortadan kaldırmıyor: planlama.

Eğitim kadar planlamaya ihtiyaç duyan başka bir alan yok. Çünkü eğitim en pahalı yatırımlardan biri. Oysa Türkiye 21. yüzyılda iyi kötü ayakta durabilmek için zorunlu olan üç hususu, İngilizce, matematik ve bilgisayar öğretimini ne yazık ki başaramıyor.

Üç alanda da çok gerideyiz. Öte yandan fakültelerimizi, bölümlerimizi mezunlarıyla ve onların iş bulma olanaklarıyla birlikte düşünmüyoruz ki, ABD'de mezuniyetinden sonra altı ay içinde iş bulamayan öğrencilere üniversitelerin geri ödeme yaptığı bir dünyadayız.

Tüm öğrencilere başarılar, gene onlara, hocalarına ve ailelerine kolaylıklar diliyorum.

Sabah Gazetesi

———————————-

Hasan Bülent Kahraman

 

DİĞER KÖŞE YAZILARI