Eğitimin Geleceği

0
Eğitimin Geleceği

“Mesleki Eğitimin ve Özel Öğretimin ve Eğitimin Geleceği” konulu toplantıda gündemdeki tartışmalı konular damgasını vurdu. Toplantıda Bakan Dinçer konuştu.

Kurucuları arasında Anadolu Öğrenci Birliğinin de bulunduğu Eğitim Platformu 7 Nisan 20102 tarihinde Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer’in de katılımıyla’ Eğitimin Geleceği’ konulu sempozyumu düzenledi. İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleştirilen programa Anadolu Öğrenci Birliği Genel Sekreteri Emrah Atila, AKDAV Hanımlar Komisyonu Başkanı Kamer Çamurluoğlu ve İstanbul’da Anadolu Öğrenci Birliği adına çalışmalar yürüten 35 üniversite eğitim sorumlusu katıldı.

Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer, “Mesleki Eğitimin ve Özel Öğretimin ve Eğitimin Geleceği” konulu toplantıda eğitim temsilcileri ile bir araya geldi.

İTO’nun Eminönü’ndeki merkez binasında kırka yakın STK’nın oluşturduğu Eğitim Platformu, özel okul temsilcileri ve Milli Eğitim bürokratlarının katıldığı toplantıya ilgi büyüktü.Bakan DİNÇER son günlerin tartışmalı konularına açıklık getirdi.

İTO Kademeli Eğitime Dair Görüşlerini Açıkladı ;

İTO 11 nolu özel eğitim ve öğretim kurumları meslek komitesinin organize ettiği oturum, İstanbul Ticaret Odası Meclis Başkan Vekili Şekip Avdagiç’in açılış konuşmasıyla başladı. “Bu salon her zaman böyle dolmuyor. Bugünkü doluluktan anlıyoruz ki, eğitim ve öğretim bizim çok önem verdiğimiz bir konudur. Sayın Bakanımız’ın aramızda bulunmasının simgesel bir anlamı var. Çünkü Bakanımız, özel sektörü eğitim sahasında temel oyuncu olarak görüyor. Kurulduğumuzdan beri eğitimin içindeyiz. Bu sahada çalışma yaparken hükümetimizi hep arkamızda gördük. Sayın Dinçer’in başka bir hususiyeti de işletmeci olmasıdır. Eğitimci ve başarılı bir idarecidir. Prof. Dr. Ömer Dinçer’i Türkiye Milli Eğitimi için bir şans olarak görüyoruz. 4+4+4 yasası şuan Cumhurbaşkanı Sn. Abdullah Gül’ün önünde. 1997-98 Eğitim-Öğretim yılında uygulamaya konulan kesintisiz eğitim yasası ile mesleki eğitim yok edildi. Yeni yasayla inşallah bu yanlış tutum ortadan kalkacak” . diyen Avdagiç , katılımcılara teşekkürlerini sundu.

Eğitim Platformu Çalışmalarını Kamuoyu ile Paylaştı ;

Eğitim Platformu Başkanı Zekeriya Erdim, kısa konuşmasında platformun neden, nasıl ve niçin ortaya çıktığını açıklayarak platformun hedefinin ortak dil ve üslupla eğitim sahasındaki çalışmalarda Milli Eğitime katkı yapmayı hedeflediğini belirtti. Her ay platformu oluşturan bir STK’nın ev sahipliğinde toplandıklarını belirten Erdim, eğitimin genel sorunları yada güncel bir konuyu enine boyuna müzakere ederek platform görüşü olarak ilgililere aktardıklarını söyledi. Eğitimciler Platformu’nun bazı önerilerini Zekeriya Erdim şöyle sıraladı:

1.Eğitim’in önündeki tüm engeller kaldırılmalı, “temel haklar ve özgürlükler” yasal güvence altına alınmalıdır.

2.Örgün ve yaygın eğitimde, tüm vatandaşlar için “fırsat eşitliği” sağlanmalıdır.

3.Eğitimin “ortak dil”i Türkçe olmalı; ayrıca, talep edilen tüm “yerel ve evrensel diller” in öğrenilmesine, öğretilmesine fırsat verilmelidir.

4.İsteyen herkes, kendi “din”ine ve “mezhep”ine göre eğitim alabilmelidir.

5.Kademeli eğitimin ortaokul ve lise kısımlarında, tercihe göre “kız-erkek-karma” alternatiflerinin her üçü birden uygulanmalıdır.

6.Mesleki eğitim, sektörlerin imkanları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanmalı; “teori-pratik” bütünlüğü içinde verilmeli; yönlendirme yahut branşlama, ikinci kademeden itibaren başlatılmalıdır.

7.Özel öğretim kurumları, ekonomik yönden desteklenmeli; pedagojiklik yönden, “alternatif eğitim modelleri”ni uygulama konusunda özgür bırakılmalıdır.

8.Kapatılma ihtimali yüzünden sarsıntı geçiren dershanelerin ve dershanecilerin “varlık sebebi” yeniden tahlil edilmeli; haklı gerekçelerle tasfiye düşüncesi teyid edilirse, o zaman da yatırımcıları, çalışanları ve hizmet satın alanları mağdur etmeden“kademeli dönüşüm” sağlanmalıdır.

9.Özel kişiler ve kurumlar yahut sivil toplum kuruluşları tarafından verilen “sivil eğitim” hizmetleri için yasal zemin oluşturulmalı; yapılacak “yeterlilik sınavları” ile belgeli ve geçerli hale getirilmelidir.

10.Özel eğitim kapsamındaki “zihinsel özürlüler” gibi, “üstün zekâlılar” ve “üstün yetenekliler” de devletin özel desteği ve koruması altına alınmalıdır.

11.Tüm meslek liseleri gibi, “askeri lise”ler ve “polis koleji” statüsündeki meslek okulları da Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olmalıdır.

12.Yurt dışında okuyan tüm öğrencilerin “denklik” sorunları, mağduriyete sebep olmayacak şekilde çözülmelidir.

13.Türkiye’de okuyan “misafir öğrenci” lere devlet düzeyinde sahip çıkılmalı; rehberlik, danışmanlık, oryantasyon hizmetleri verilmeli; varlıkları, uluslararası ilişkiler ve dış politika açısından fırsata dönüştürülmelidir.

14.Öğretmen yetiştirmek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yetki ve sorumluluk alanı içinde olmalı; Öğretmen Liseleri yeniden yapılandırılarak Eğitim Fakülteleri’nin altyapısı haline getirilmeli; büyük yerleşim merkezlerinde veya Eğitim Fakülteleri’nin bünyelerinde “uygulama okulları” açılarak, öğretmen adayları uygulamalı olarak yetiştirilmelidir.

15. Doktorlar gibi öğretmenler de lisans eğitiminden sonra “ihtisas eğitimi”ne alınmalı; belli periyotlarla yapılacak “hizmet içi eğitim” programlarıyla birlikte, “diploma yenileme” sınavlarına tabi tutulmalıdır.

16. Büyük yerleşim yerlerinde “Bilim ve Teknoloji Merkezleri” kurularak, öğretmenlerin ve öğrencilerin hizmetine sunulmalıdır.

17. Belli aralıklarla tekrar edilen “Milli Eğitim Şurası”, sivil toplum kuruluşları tarafından organize edilmeli; TBMM’nin “Milli Eğitim Komisyonu”nda STK temsilcileri de bulunmalıdır.

18.Kamuoyunda “4+4+4” olarak bilinen yeni “Kademeli Eğitim” yasası; kısmi itirazlara rağmen, toplumun büyük çoğunluğu nezdinde hüsn-ü kabul görmüş ve memnuniyetle karşılanmıştır. Azınlığın dayatması yerine çoğunluğun istek ve iradesini tesis eden bu düzenlemeden dolayı; Milli Eğitim Bakanlığımız, Milli Eğitim Komisyonu Üyesi Milletvekillerimiz ve tabi TBMM’nin bütünü teşekkürü hak etmiştir. Ancak uygulamanın ne zaman ve nasıl olacağı konusundaki açıklamalar da bir an önce yapılarak; kadrolar, kurumlar ve kamuoyu, yeterli derecede aydınlatılmalıdır.

19. Başta Bakanlığımız ve alt kademeleri ile Sivil Toplum Kuruluşlarımız olmak üzere; örgün ve yaygın eğitim hizmetlerinin tüm paydaşları arasında, sürdürülebilir bir “diyalog ve işbirliği sistematiği” oluşturulmalıdır. Bu bağlamda, bünyesinde kırktan fazla paydaş kurum bulunan Eğitim Platformu, her türlü “gönüllü hizmet”in beklentisiz “hadim” olmaya hazırdır.

Ömer DİNÇER Tereddüt Edilen Konulara Açıklık Getirdi ;

“TBMM’nin kabul ettiği kanunun içeriği hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum” diyerek söze başlayan Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer DİNÇER, şunları söyledi:

“1) Zorunlu eğitimin süresi 12 yıla çıkarılıyor. Buna niçin ihtiyaç duydunuz derseniz, açıklayayım.

Tüm dünyada rekabet, eğitilmiş bireyler üzerinden yapılıyor. İyi yetişmiş, girişimci yeteneklere sahip ve özgür düşünen bireyler bir toplumu ileri götürebilirler. Eğer bir toplumda geri kalmışlık, yoksulluk, gelir dağılımı adaletsizliği varsa orada eğitim sorunu vardır. Şu dünyada kim bende varım diyorsa, eğitimle var olacaktır. Bizimle gelişmiş ülkeler arasındaki eğitim boşluğuna “stratejik açıklık” diyorum. İleri ülkelerle kıyaslandığımız zaman seviyemizin orta 2’den terk olduğunu geriyorum. Japonya ve Kore gibi ülkeler gelecek nesillerin %100’ünü üniversite mezunu yapmayı düşünürken, bizim eğitim seviyemiz onların çok gerisinde kalıyor. Türk toplumunun eğitim seviyesinin geliştirilmesi için 12 yıllık eğitim zorunludur diyoruz.

2) Eğitimin kademeli hale getirilmesi.

Dünya’nın hiçbir yerinde 12 yıllık kesintisiz bir eğitim yok. 8 yıllık kesintisiz eğitim ise sadece bir ülkede var. Eğitime tek tip insan yetiştirme ideolojisiyle yaklaşamayız. Son şuranın kararlarını itibara alarak 12 yıllık eğitimi kesintili yani kademeli eğitim haline getirdik. 4+4+4 yaptık. 2. dörtten itibaren seçimli ders uygulaması olacak. Çeşitlendirilmiş-seçilmiş ders uygulaması ile Kuran-ı Kerim, Siyer gibi dersleri okullarımızda okutacağız. Böylelikle bu milletin uzun yıllardır özlemle bekledikleri bir hayalde gerçekleşmiş olacak. Seçmeli dersler milli eğitim sistemine esneklik ve demokrasi getirecek.

Mesleki eğitimi ve mesleki tercihleri lisede yapmayı düşünüyoruz. Almanya mesleki eğitim sahasında örnek alınması gereken bir ülke olmaktan çıktı. Mesleki eğitimle ilgili geniş bir çalışma başlattık. 8 yıllık kesintisiz eğitim, mesleki eğitime ciddi bir darbe vurmuştu, piyasadan silmişti. Uygulayacağımız özel bir teşvikle mesleki eğitimi organize sanayi bölgelerine, sanayi odalarına ve iş adamları örgütlerine bırakmak istiyoruz. Mesleki eğitim sanayi bölgelerine yakın olmalı.

Türkiye’de muhalefeti anlamak mümkün değil. Fatih Projesi’nin tahmini rakamları 6-7 Milyar TL iken, muhalefet bunu 20 Milyar TL’lik yolsuzluk olarak yansıtıyor. Halbuki Fatih Projesi, bir eğitim projesinden ziyade Türkiye projesidir. Patentini aldığımız akıllı tahta ve tabletleri yerli üretimle gerçekleştireceğiz. Bu projeyle çocuklarımız güvenli internet hizmeti alacaklar. Okullarımızdaki akıllı tahtalara kablolu internet bağlayacağız. Güvenlik yazılımları ve e-içerikler hazırlanıyor. Birde z-kitap (zenginleştirilmiş kitap) çalışmamız var. Eğitim-Bilişim Ağı (EBA) ile çocuklarımız kendi aralarında ve öğretmenleri ile bilgi paylaşımında bulunabilecekler.

Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER, konuşmasının sonlarına doğru sınav sistemine de değindi: SBS ve YGS, maalesef eğitimde çok belirleyici bir noktada. Sorun şu ki; öğrenci seçme esaslı sınav yapıyoruz. Bunun yerine öğrenciye kazandırmak istediklerimiz ne kadar belletilmiş bunu ölçen sınavlar yapacağız. İster bakolarya deyin, ister olgunluk sınavı. Dershaneler hukuki yolla kapatılmayacak. Ancak uygulayacağımız sınav sistemi ile öğrencinin dershaneye gitme gereği ortadan kalkacak. YGS sınavları ise yapacağımız düzenlemelerle TOFUL sınavlarına benzeyecek. Yani öğrenci hazır olduğu zaman müracaat ederek sınav olacak ve bunu istediği kadar yapabilecek. Ben kişisel olarak üniversite sınavlarında sorulan soruların kamuoyuna açıklanmasını doğru bulmuyorum…”

Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER , konuşmasının sonunda katılımcıların sorularını İTO Eğitim Komisyonu Başakanı Orhan ALBAYRAK’ın yönetimindeki bir program dahilinde katılımcıların soruları yanıtladı.