Düşünmek İmanın Müteradifidir

0
171

Şair-Yazar Metin Önal MENGÜŞOĞLU’nun konuşmacı olarak katıldığı “Düşünmek Farzdır” konulu konferans düzenlendi.

Osmaniye İlim Sanat ve Kültür Derneği tarafından 31 Mart 2012 Cumartesi günü Dernek Konferans Salonu’nda Şair-Yazar Metin Önal MENGÜŞOĞLU’nun konuşmacı olarak katıldığı “Düşünmek Farzdır”  konulu konferans düzenlendi.

Çok sayıda davetlinin katıldığı konferansın açış konuşmasını İl-san Der Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman DAĞ yaptı. DAĞ, “Şair-yazar Mengüşoğlu fikir ve edebiyat dünyamıza çok önemli katkılarda bulunmuştur. İnşallah bu değerden bizde istifade ederiz” dedi.

MENGÜŞOLU, konuşmasına gençlerle yapılan sabah programından memnuniyetini belirterek başladı ve şunları belirtti.

Neden düşünmek farz?

Neden ‘düşünmek farzdır’ diyorum bunu konuşmamın başında belirtmem gerekir. İnsanın bir işi var ki ancak asaleten olursa geçerli olur; emaneten ve vekaleten olmaz. O da “düşünmek”tir. Düşünmek akletmektir, akıl faaliyeti sonrasında İman ortaya çıkar. Selim akıl, vahye aykırı bir fikre iman etmez. Kim düşünmeyi terk etmişse insanlıktan çıkmış demektir.

Taklit caiz değildir

İnsan için taklit caiz değildir. Asıl olan taklit değil, tahkik’tir. Düşüncelerimizi atalarımızdan alırız, kanaat önderlerimizden alırız, bizim yerimize düşünen ağabeylerimizden- üstatlarımızdan alırız. Nasıl olsa onda var. Biz ondan alırız. Burada bir yanlışlık var, çok önemli bir yanlışlık var. İşte bu çok önemli yanlışlığı anlatmak için ‘düşünmek farzdır’ diyorum.

Akıl imanın müteradifidir.

Akletmek, insana gönderilen Nebilerden önce bahşedilen bir melekedir. Kalbin akletme faaliyetini unutmamak gerekir. Biz akledilebilir bir gaybe iman ediyoruz. İman, yakindir yani bütün şüphelerden arınma halidir. Akletme sağlama yapma işidir. Düşünmek bir insanın cihad etme işidir aynı zamanda. Turabi, “ictihadı sokağa indirdik” demekle bunu kastetmiştir. Hiçbir yerde Kur’an akletmeye bir sınır koymaz, aksine Kur’an birçok yerde bu işi az yaptığımızı söylüyor. O zaman bunu çok yapmakla mükellef olduğumuz çıkar ortaya.

Şekilci bir dindarlık yaşıyoruz.

Bir de ilmihal kitaplarında namaz bahsi yüzlerce sayfa alınırken ahlaka birkaç sayfa bir yer ayrılıyor. Maalesef biz ahlak temelli değil göstermelik bir Müslümanlık almışız şekilci bir dindarlık yaşıyoruz. Bizim insanımızın sıkıntısı şu: kumar oynamamaya hassasiyet gösteriyor ancak falan yerdeki bir cemaat halkasında ibadet ortamına girdiğinde ordaki hocanın herkesin kalbindekini bildiğini iddia etmesine karşı bir fikir yürütüp de reddedecek bir hassasiyet gösteremiyor. Bu durum içki içmekten, kumar oynamaktan çok daha feci bir iştir. Bu Allah’a ortak koşmaktır, diğeri tövbe ile affedilse de bu düşünce, şirktir affedilmez.

Aşk ile akıl aynı kefede barınmaz.

Aşk, aklı sarar, sarmalar adeta bir sarmaşık gibi kuşatır. Onun için aşık olanlar sağlıklı düşünemezler. Ben bizim literatürümüzde aşk kelimesinin olmasını reddediyorum. Bizde muhabbet vardır, meveddet vardır. Aşk Leylek’lerde (Leylek hikayesi) olur.

Soru-cevap bölümünden sonra kitaplarını imzalayan Şair-yazar Mengüşoğlu, programını neticelendirdi.