Düşünce Akademisi’nde “Sanat ve Estetik Kaygısı” Konuşuldu

0
130

Anadolu Öğrenci Birliği tarafından organize edilen “Sanat ve Estetik Kaygısı” konulu seminer, sanat danışmanı İsmail Doğu tarafından Kayseri İlim Hikmet Vakfı’nda gerçekleştirildi.

Sanat ve estetiğin İslami açıdan nasıl görüldüğü ve Rönesans’tan sonra batı düşüncesiyle nasıl değiştiği üzerine bir takın değerlendirmeler yapan İsmail Doğu, sanat ve estetik kaygısının neden bir kaygıyı ifade ettiğini, bu kaygının İslam dünyasında nasıl anlaşıldığı üzerinde durdu.

Uzun yıllar bu alanla ilgilenen biri olarak çok rahat olmadığını, dolayısıyla işini kaygı üzerinde yürütmek istediğini dile getiren Doğu, Kayseri ve çevresinde yapılan sanatsal etkinliklerin hem nitelik hem de nicelik olarak az olduğu için burada çok şey bulamayabileceklerini söyledi.

Doğu şöyle konuştu: “Bu endişem, bu serzenişim aynı zamanda arayışımın bir çabası olarak değerlendirmeli diye düşünüyorum. Affınıza sığınırım, Kayseri ve çevresini, Anadolu çevresini küçümsemek amacıyla bunları söylemiyorum. Sanat adı altında yapılan etkinlikler hem nitelik hem nicelik olarak az olduğu için burada çok şey bulamayabiliriz. Ama daha büyük şehirlerde özellikle kültür ve sanatın başkenti olarak söylenilen İstanbul’da bu durumu daha net görebiliyoruz.”

Sanat kelimesinin Arapça kökenli bir kelime olduğunu, bu kelimenin Yunan dünyasında bir karşılığının olmadığını ve onun yerine “tekne” kelimesini kullandıklarını ifade ede İsmail Doğu, “Tekne”nin teknik kökünden geldiğini, fiziki olanın dışında ihtiyaca binaen doğadan süzülerek gelen bir anlayışı ifade ettiğini, “tekne” ile uğraşanlara da “teknokrat” dendiğini vurguladı.

Toplumun ihtiyacına göre en iyisini sunma becerisini ortaya koyan teknokratın, tahayyül ve tasavvurlarını ürüne yansıtarak farklılaştırması yeteneğine dikkat çeken Doğu, sanat kelimesinin karşılığı olarak Batı dünyasında “art” kelimesinin kullanıldığını, bununla da daha çok ihtiyaçların değil de becerinin ön plana çıkarıldığını, bununla da Batı düşüncesinin temel aldığı bireysellik üzerinden yaratıcı bireylerin ön plana çıkarılmak istendiğini, bununla da Tanrı’ya rağmen O’na karşı sözde bir özgürlük peşinde koştuklarını ifade etti.

Müslüman tasavvurunda toplumun bireyden önce geldiğini, Batı düşüncesinde ise bireyden kastedilenin özgürlük, yani tanrıya rağmenlik olduğunu vurgulayan İsmail Doğu, sanat kelimesinin Arapça yaratıcılık anlamı geldiğini, Müslüman dünyasının sanat kelimesinden önce bediyat kelimesini kullandığını, Müslüman dünyanın doğal olmayandan uzak durduğunu ifade etti.

Doğu, estetik konusunun nasıl kaygıya dönüştürüldüğünü de şu şekilde açıkladı: “Bizde sadece bir döneme kadar kaygı yoktu, sonra öyle bir döneme geliyoruz ki neye güzel diyeceğimizin kriterlerini onlar belirliyor.  En az 200 yıldır Müslümanlar bu tuzağa düşmüşler. O yüzden kaygı diyorum. Bizim sanat, felsefi ve diğer anlayışlarımız da bir kurallar manzumesi içinde gerçekleşiyor. Bu kurallarda batı düşüncesinin 2500 yıllık dayatması var. Bir şeye güzel veya çirkin derken neyi esas aldığımız kaygısını biraz da olsa taşıyalım. Günümüzde çok kullanıyoruz; İslam sanatı diye. Bir şeyin başına, İslam, sanat, kutsal kelimeleri koyarsak bu kelimeler yozlaşır, sıradanlaşır. Çünkü ikinci bir anlam yaratmış oluyoruz. Onun için bir tek amaç vardır, sadece Allah için yapar, yaşar ve yürütürüz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.