Düşünce Akademisi'nde 6. Hafta

0
109

Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi bu hafta da dört ders ile devam etti.

Düşünce Akademisi birinci kademesinde bu hafta Doç. Dr. B. Berat Özipek ile Psikolog Süleyman Orikli vardı.

Birinci kademenin ilk dersinde Bekir Berat Özipek sunumunu gerçekleştirdi. Bekir Berat Özipek bu haftaki dersinde Siyasi Sistemin Sınıflandırılması konu başlığını işledi. Derse kaç siyasi sistem (yönetim biçimi) vardır? sorusu ile başlayıp bu anlamda Aristo’nun yönetim tasnifinden bahsetti. ‘Bir ülke ya monarşi ya oligarşi ya da demokrasi ile yönetilir’’ diyen Aristo’nun yönetim biçimi tasnifini tablo halinde şu şekilde sundu.

 

İyi

Kötü

Tek

Monarş

Tirani

Gurup

Aristokrasi

Oligarşi

Toplum

Polity

Demokrasi

 

Daha sonra demokrasinin çıkış dönemine değinen Özipek, bu dönemde Demos’un(halk)  şehrin meydanında toplanıp karaları doğrudan aldıklarını; kadınlar, köleler ve meteikos adı verilen Atina’ya yerleşip Atinalı olmayan ayrıca eşit özgür ama söz hakları bulunmayan bu gurubunda dahil olduğu 3 kesimin bu toplantılara katılamadığını ifade etti. Bu 3 kesimim toplumun neredeyse % 85’lik kısmını oluşturduğunu geriye kalan küçük limitin bu karaları aldığını belitti.

Günümüz demokrasisine de değinen Bekir Berat Özipek, Günümüz demokrasisinin doğrudan bir demokrasi olmadığını, kadınların oy verdiği ve liberal bir sistem olduğunu ifade etti. Ayrıca günümüz demokrasisinde düzenli aralıklarla yapılan seçimlerin ve genel, eşit oyun bulunduğunu söyledi. Öncesinde bir miktar vergi veren erkeklere oy hakkı tanındığını sonra sadece vergi veren halka daha sonrada genele yayıldığının görüldüğünü ve dolayısıyla genel oyunun uzun bir mücadele süreci sonunda elde edildiğinin altını çizdi.  Düzenli aralıklarla yapılan seçim konusundan bahsederken Özipek, Karl Popper’ın  ‘Demokrasinin en büyük erdemi hataların onarımını mümkün kılmaktır yani seçtiklerimizi iktidara getirmek değil seçtiklerimizi kan dökmeden iktidardan uzaklaştırmaktır’ ifadesinin altını çizdi. Son olarak oy verilirken kişinin tercihlerini etkileyen faktörler Ehliyet ve Bilgi üzerinde duran Özipek, George Orwell’ın Hayvan Çiftliği kitabını tavsiye edip dersini bitirdi.

Düşünce Akademisi birinci kademesinin ikinci dersinde Süleyman Orikli sunumunda şunlara değindi:

Orikli Psikolojiye Giriş dersine Bilinç nedir? Bilinçaltında geçenler nelerdir? İnsan düşünen bir hayvandır ifadesi kişinin sadece düşünsel özelliğe sahip bir varlık olduğu anlamına gelmez mi? Varlık nedir? gibi sorularla başladı.  Kuranın bakış açısıyla bakıldığında  ‘İnsanın yaratılanların en şereflisi’ olduğunu ve bu durumda kişinin hayvan ifadesi ile nitelendirilmesinin söz konusu olmadığını söyleyip kişinin dünyanın hazlarının peşinden koşması durumunda hayvanlaştığını ve fıtratımızda var olan özelliklerin ön plana çıkarılması ile insanlaştığını belirtti.

 Modern Psikolojinin Wilhelm Wundt ve Titcher’in 1879 Almanya’da psikoloji laboratuarı kurması ile başladığını söyledi.  Anlambilim ve semantik(etimolojik) olarak psikolojinin temelinin Psyche (nefes, ruh, zihin) ve Logos ( düzenli söz, bilgi) olmak üzere iki temel kelimeden geldiğini ifade etti.

Psikolojinin en önemli iki ekolüne değinen Orikli, Yapısalcıların duygu ve imgeleri önemsediğini ve bunları parçalara ayırıp bilgiye ulaşılabileceğini savunduklarını ayrıca araştırmalarında kullandıkları yöntemin iç gözlem ve deney olduğunu; İşlevselcilerin de bu imgelerin önemli olmadığını, önemli olanın ‘ne olduğu değil ne işe yaradığıdır’ diyerek karşıt bir görüşü savunduklarını söyledi. Son olarak Orikli, bilincin fiziksel çevre, biyolojik etkilerle oluştuğunu belirtip ‘belki de insanı tam manasıyla anlamamak kendisinin yaratılanların en şereflisi olması hasebiyledir’ dedi.

Dünüce Akademisinin ikinci kademesinde ise Ümit Aktaş ile Emrah Atila vardı.

Kademenin ilk dersinde Ümit Aktaş bir sunum gerçekleştirdi. Edebi ve felsefi metin okumaları dersinin bu haftaki konusu ise Cemil Meriç’ti.

Cemil Meriç’in fikirlerinden çok üslubunun güzelliğine dikkat çekerek sözlerine başlayan Aktaş, onu namuslu, fikir haysiyetine sahip bir Osmanlıcı olarak tanımladı. Cemil Meriç’in, Ali Şeraiti için kullandığı “güller bölgesinde bir adadır” tanımlamasını Aktaş da Meriç için kullandı.

Meriç ‘in kendisini entelektüel değil de bir aydın olarak tanımladığını vurguladı.

Entelektüellik düşünebilmek ve düşüncesiyle hareket edebilmektir diyen Aktaş, bilim adamı ve entelektüel arasındaki farka değindi. Olumsuz anlamda da entelektüellik kavramına açıklık getirdi.

“entelektüel olmak biraz da toplumdan uzak kalmayı gerektirir. Bu bir anlamda bencilliktir ama üretici bir bencilliktir. aydınlatmak için yanmak, yanmak için de biriktirmek gerekiyor.”dedi.

Emrah Atilla Modernizm okumaları dersinde sunumunu gerçekleştirdi. Atila kısaca şunlara değindi:
Protestanlığın doğuşuna kadar savaşların çıkış noktasında din varken ilk defa İspanya veraset savaşları’nda ekonomik sebeplerde ortay çıktı.

Weber’e göre Batı, diğer tüm medeniyetlerden farklı ve ilk olarak her şeyi ussal bir zemine oturtarak ve kapitalizm aracılığıyla hiçbir medeniyetin, ülkenin sahip olamadığı bir başarıya sahip oldu. Daha önceden var olan spekülasyonlarla “borsa” yı oluştururken tefeciliği de “bankacılık “ adını koyarak bir akılcılık yaptı.

Weber kapitalizmi ise sonsuz kazanma açgözlülüğünün akılla kontrol altına alınması olarak tanımlar ve kapitalizmi masumlaştırma yoluna gider. Bunu da kapitalizmden önceki zamanı merkantalist dönem, ilkel kapitalizm olarak açıklar.