Ana Sayfa Kuruluşlar Anadolu Öğrenci Birliği Düşünce Akademisi'nde 5. Hafta

Düşünce Akademisi'nde 5. Hafta

0
Düşünce Akademisi'nde 5. Hafta

Düşünce Akademisi beşinci haftayı geride bıraktı. Bu hafta Ahmet Özcan, Dr. Cemil Ertem, Hüseyin Özhazar ve Haydar Şahin vardı.

Düşünce Akademisi’nin birinci kademesinde Ekonomist Dr. Cemil Ertem ve Haydar Şahin vardı.

Kademenin ilk dersinde sunum yapan Cemil Ertem İktisadi düşünce ile Siyasal düşünce arasındaki bağlara dikkat çekerek Ekonomi Politik’in tarihi ve neyliği üzerine konuştu.

Dr. Cemil Ertem derste şunları dile getirdi:

İktisat, insanın ürettiği veya doğada mevcut olan kaynakların paylaşımının adil ve insanca nasıl olacağını anlatan bilim dalıdır.

İlkel (kominal) dönemde bir otoriteye değil, doğaya karşı bir savaş vardır. Doğa savaşını kazanan insan köleliği çıkarır ve insanın insanla çatışmasını başlatır. Bu çatışmayla da hukuk ortaya çıkmıştır.

İnsan gücünün artan sınıfa yetmemesi ve yeni araçların ortaya çıkmasıyla toprak merkezli bir üretim, feodal sistem başlar. Kapitalizme geçiş, güçlendikçe daha çok toprağa ihityaç duyan imparatorluklarla gerçekleşir. (Avusturya, Macaristan, Rusya)

Bir tarafta malikiyet Sovyetler’in çöküş nedeni olurken, diğer tarafta serbestiyet zorunlu demokrasiyi ortaya çıkarır.

Kademenin ikinci dersinde Haydar Şahin vardı. Şahin sunumunda Asya tiyatrosu, Ortaçağ tiyatrosu ve Afrika tiyatrosu hakkında bilgiler verdi.

Eski Hindistan, Bali, Tibet, Çin, Japon ve İslam toplumu tiyatrolarının yanı sıra şaman gösterilerine de değinen Şahin Ortaçağ tiyatrosunun temel özellikleri ve birbirlerinden farklarını anlattı.

Rönesans ve Tiyatro ilişkinin de anlatıldığı derste İspanyol Komedyası, Elizabeth çağı dramı ve Klasik Fransız tiyatrolarının öncülleri ve ileri gelen yazarları hakkında da geniş bilgiler verdi.

Düşünce Akademisi’nin ikinci kademesinde Araştırmacı-Yazar Ahmet Özcan ve Tarihçi Hüseyin Özhazar vardı.

Ahmet Özcan konuşmasına “Büyük filler savaşa tutuşur; altta çimenler, karıncalar ezilir.” Cümlesi ile başladı. Özcan konuşmasına söyle devam etti:

Jeopolitik; dış politika ve uluslararası ilişkiler anlamında da kullanılır. 20. yy’ın ortalarına kadar emperyalizm olarak algılanmıştır.

Ülkedeki olup biteni anlamak için dünyadaki küresel dengeyi iyi anlamamız gerekir. Bu kavramların ve oluşumların aslında batı tarafından askeri amaçlar için üretildiğini unutmamalıyız.

Batının “Bu dünyayı nasıl yönetebiliriz?” yaklaşımına karşın doğu’nun “Fitne yok olana kadar” yaklaşımı çarpışırlar. Batı’nın son beş yüz yıldır ayak basmadığı yer, ayırmadığı millet kalmadı.

Türk’ün Kürt’ten, Arap’tan, Ermeni’den bir farkı yokken batı bize tarihimizi değiştirerek, milliyetçilik kavramlarını ezberleterek yeniden sundu.

Batı’nın bu durmaksızın ilerleyişi, karşısında bir rakip görene kadardır. Biz önce düşmanı tanıyacağız, öğrendiğimiz zehirli kavramlardan kurtulup tarihe hakikatle bakacağız ve “lailaheillallah” demeyi de unutmayacağız.

Kademenin ikinci dersinde Araştırmacı-Tarihçi Hüseyin Özhazar bu haftada ki dersinde Sanayi inkılâbı ve coğrafi keşiflerin eşiğinde değişen dünya düzeni ve bu değişimlerin Osmanlı ekonomisi ve toplumu üzerindeki etkilerini anlattı. Özhazar konuşmasında kısaca şunlara değindi:

“Coğrafi keşiflerle Avrupa’nın çehresi değişmeye başladı ve sömürgecilik ortaya çıktı bu ise ekonomik alanda büyük bir değişimi beraberinde getirmiştir. Rönesans ve reform ile birlikte bilimsel alandaki gelişmeler tekniğe uygulanmış bu ise sanayi inkılâbını etkilemiştir.

Buhar gücünün sanayiye uygulanması önemli bir gelişmedir. Sanayi devrimi bir anda olup bitmemiş 1750-1830 yılları arasındaki gelişmelerle gerçekleşmiştir.

Buhar gücünün sanayiye uygulanması ve bir takım icatlar bu süreci hızlandırmış, buna paralel olarak da hammadde ve pazar ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu ise sömürgecilik faaliyetlerini artırmıştır. Köle ticareti ise bir sektör oluşturmuştur.

Birinci dönem sanayi devriminde İngiltere, Avrupa’da feodal yapıyı en hızlı terk eden ülke olmuştur. İkinci dönem teknolojik gelişmelerin başını çeken ülkeler ise Almanya ve Amerika’dır.

Bir tarafta işçi sınıfı diğer yanda işsizlik toplumsal bir öfke doğurmuş bu ise sendikal hareketleri çoğaltmıştır.

Sanayi Devrimi iki önemli ağ olan haberleşme ve ulaşımı da önemli ölçüde etkilemiştir. Ayrıca Avrupa’da ilk çekirdek aile modelleri ortaya çıkmıştır.”

Dünya Ticareti’nin gelişmesine katkı sağlayan iki büyük gelişme olan Süveyş ve Panama kanallarının açılması ve bunların Osmanlı’ya etkilerinden bahseden Özhazar, bilimsel gelişmeleri takip edememek, kapitülasyonlar ve Balta Limanı Anlaşması’nın Osmanlı’ya olumsuz etkilerine değinerek konuşmasını sonlandırdı.